Bu satırları, Temmuz ayında, otuzyedi derece sıcağıyla kendisini Antalya zanneden Amasya’da, Suluova iş çıkışı, minibüste yanıma oturan çocuk nedeniyle yazıyorum. Ben konuşmasam konuşacak değildi. Utangaçtı başı öne eğikti. Arkada anne, babası ve erkek kardeşinin yanına oturmak istiyordu ama boş koltuk benim yanımdaydı. Elinde küçük kırmızı bir uçak oyuncağı vardı. Adın nedir diyerek giriştim diyaloğa. Ağzının içerisinde bir şeyler geveledi anlayamadım. Ben ismini anlamadığım o da bana sormadığı için isimlerimizi de bilemiyoruz. Uçağıyla ilgili sorularım ilgisini çekti. Ortak noktamız vardı bizim küçük çocukla. Yanında oturan bayan da oyuncak uçakları seviyordu.
_ Uçağın ismi nedir?
_ Jed. Çizgi filmi varmış. Uçağı teslimat yapıyormuş. Nereye teslimat götürüyormuş, bir çocuğa. Ne taşıyor, bilemiyoruz. Uçak havalandı, uçak aynı zamanda robot da oluyor. Bayağı bir uçaktan konuştuk, lakin hiç bakışmadık, göz göze gelmedik yani. Göz bağı kurmadı benimle küçük çocuk. Başı 30 derece eğikti. Benimle samimiyeti ilerletmeden önce, geriye babasına döndü, uçağıyla ilgili bir şeyler anlatmaya çalıştı. Baktı, dinleyen yoktu. Geri döndü, tanımadığı bayan daha ilgiliydi. Onunla oynamaya devam etti. Bayan elini, Everest dağı yaptı, uçak dağı aştı. Bayan elini Everest dağının dar geçitleri yaptı. Uçak dar geçitleri aştı.
Bir ara tekrar geri döndü. Kardeşinden kibarca elindeki oyuncağı vermesini istedi.
_ Kardeşim az verir misin? Yanımdaki teyzeye göstereyim, tekrar geri vereceğim, lütfen. Söz veriyorum geri vereceğim.
Küçük kardeşi daha bir sıktı avucundaki oyuncağı ve uyuyor numarasına geçiş yaptı. Omzuna dokundum adını bilmediğim çocuğun ve bana ”buyur teyze” diye karşılık verdi.
İçimden teyze demeseydi, ”abla” deseydi iyiydi tabi ama olsun, dedim. Küçük çocuk benimle diyaloğu ilerletmek için çaba harcıyordu. Kendisine dedim ki ‘’senin oyuncak daha güzel, oynamaya devam edelim.’’ Yolculuk bitene kadar, Amasya’ya gelene kadar yirmi dakika sürdü diyaloğumuz.
‘’Şimdi ayrılıyoruz’’ dedim, sanki yüzüme bakar gibi oldu. Şaşırdı ve üzüldü zannımca. Kendisiyle çok güzel oynayan bir teyze bulmuştu, günümüzde az bulunur bir şeydi. Minibüsten indik döndüm kendisine el salladım, bay bay dedim. Durdu sonra o da bana bay bay dedi. Annesine döndü. Anne biliyor musun, uçak dar geçitlerden geçti dedi. Annesi ne kadar umursadıysa ve de duyduysa artık.
Bu satırları tüm küçük çocuklar adına kaleme alıyorum. Çocuklarımızın alışveriş merkezlerinde gezdirilmeye, yeni kıyafetlere vs ihtiyacı yok. Oyun oynamaya, kendileriyle konuşulmaya, daha doğrusu dinlenilmeye ihtiyacı var. Soracağımız sorularla hayal güçlerini zenginleştirmeliyiz. Hayal, gerçeğin dünüdür diyor bir düşünür. Büyüdüklerinde çocuklarımızın internet bağımlılığından şikâyetçi olmamamız için nitelikli beraberliği artırmamız lazım. Lütfen anneler ve babalar, telefonları bırakıp çocuklarımızla oyunlar oynayalım, fikirlerini soralım, onlara masallar anlatalım. Bizim dedelerimiz masallar anlatırlardı. Dememin anlattığı hikâyeleri hiç unutmuyorum. Sizlerin de hikâyeleri vardır, yoksa da güzel hikâye kitaplarımız olmalı, çocuklarımıza okuduğumuz.
Anaokuluna gittiğini öğrendiğim, ismini öğrenemediğim çocuk, adın küçük çocuk olsun. Umarım hayatın güzelliklerle geçer.
Kalemin yine muhabbet nağmeleri gibi. Zamanın akışına kapılıp evlatlarını ihmal eden anne babaların gönlüne muhabbet nağmesi olur insallah. Yine güzel bir dokunuş güzel bi yürek. Teşekkürler arkadaşım
Kalemin yine muhabbet nağmeleri gibi. Zamanın akışına kapılıp evlatlarını ihmal eden anne babaların gönlüne muhabbet nağmesi olur insallah. Yine güzel bir dokunuş güzel bi yürek. Teşekkürler arkadaşım
Teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım kalbi muhabbetlerimle.