Vicdan, kelimesinin aslı Arapça’dır. Vecd, vicdan ve vücud, Arapça v-c-d fiilinin mastarlarıdır. Buna göre vecd, sevgi muhabbet, aşk, güçlü duygu anlamlarına gelmektedir. Vicdan; duyarlılık, his, niyet anlamlarında da kullanılmaktadır. Türkçe lügatlerde vicdan ‚kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç olarak geçmektedir (TDK).
Vicdan, insanın ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama gücü; insanın kendi davranışlarının ahlakça değerli olup olmadığı üzerine öznel bilinçtir. Bu bilinç yapmayı ya da yapmamayı öğütleyerek, uyararak suçlayarak, yargılayarak, onaylayarak ve kınayarak kendine özgü bir biçimde yaşam ve eylemlerimize eşlik eder.
Ahlak derslerinde vicdan, insanın içinde olan bir meleke, bir kuvvet olarak tanımlamıştır. Bu kuvvetin görevi hayrı şerden ayırarak şerden alıkoymaktır. Vicdan bizim dışardan bir kontrol olmadan da ahlaklı davranmamızı sağlar. Vicdanı, bahşedilmiş bir kalp terazisi şeklinde de ifade edilebilir. İnsanın doğru yargıda bulunması için Allah’ın insan potansiyeline yerleştirdiği doğuştan gelen bir yetidir. Doğrunun yanlıştan ayırt edilmesini belirleyen vicdan, yargı ve kıyas ile dışardan bir kontrol olmadan ahlaklı davranmamızı, öz denetimi sağlar.
İslam dini, insanın, aklının ve kalbinin sesini dinleyerek, kendi iradesi ile ahlakını düzeltip geliştirmesini, ruhunda bir düzen ve ahenk sağlamasını ister. Ferdin ahlakından, kendisini sorumlu tutar. Allah inancı ile vicdan arasında önemli bir bağ vardır. Kuran-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde vicdan olgusu ilhâmi bir uyarı (iç ses), olarak ifade edilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’de vicdan kelimesi geçmemekle birlikte birçok ayette, ‘nefs’ kavramı kullanılmıştır. “Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.” (İsra, 14). Ayette yer aldığı gibi. Nefs, vicdanın tesirini de içine alan geniş bir anlama sahiptir.
İyi ve kötüye, hayır ve şerre karar verme gücüne, insanın kendini sorgulama ve hesaba çekme kuvvetine, kudretine “ahlaki vicdan” denir. Ahlakta sözü edilen esas vicdan budur. Bu vicdan sayesinde kişi hem kendi fiil ve davranışlarını hem de başkalarının fiil ve eylemlerini takdir veya tekdir eder, kınar. Aslında vicdanı oluşturan tek ses yoktur. Sesler vardır çünkü vicdanı kendisini oluşturan faktörlerden müteşekkil bir mekanizma olarak tasavvur etmek mümkündür. Vicdan kendisini oluşturan akıl, irade, zihin/şuur ve duygulardan oluşan bir üst mekanizmadır (İmamoğlu, 2010). Bu yönüyle vicdanın duygu, irade, zihin ve kalpten soyutlanması mümkün değildir.
Ahlaki yargı ise, kişinin kendisi için istediğini başkaları için de isteyebilme; başkalarının haklarını, kendi haklarına karşın tartmasıdır. Vicdan, ahlaki iyiyi, kötüden ayırt etme melekesidir. Birçok düşünüre göre doğuştan var olan bu meleke, kişiye ahlaki tercihlerinde rehberlik eder. Bireyin davranışlarında yapıp etmelerini yargılar. Kişiye iyi ve güzel işler yaptığında mükafat olarak iç huzur, ahlaki anlamda kötü işler yaptığında ise ceza olarak suçluluk duygusu yaptırımında bulunur. Bireyin ahlakiliğinin temelinde önemli bir yer teşkil eden vicdanın doğru bir rehber olabilmesi için eğitilmesi ve terbiye edilmesi gerekmektedir. Vicdanın terbiyesi bireyin gelişim süreciyle paralellik arz etmektedir. Dolayısıyla aile, okul ve toplumun da işe koşulduğu bilinçli bir eğitim metodu uygulanmalıdır.
Eğitim psikolojisinde vicdan olgusu için, “kişinin tasarladığı ya da yapmakta olduğu davranışların uygun olup olmadığını kestirmesine yarayan, ödev ve sorumluluklarla ilgili düşüncelerinin oluşturduğu bir dizgedir” denilmektedir (Binbaşıoğlu,1987). Eğitiminin ilk basamağı terbiye edilmiş bir vicdandır, diyebiliriz. Vicdan mekanizması sağlıklı çalıştığı sürece ailenin ve çevrenin çocuğa vermek istediği değerler bireyde herhangi bir zorlamaya mahal bırakmadan içselleşecektir. Eğitiminin esas gayesi bireyin kendi kendisinin denetimini sağlamak olmalıdır. Kişi iç denetimini sağladığı sürece kazandığı değerler artacaktır. Vicdani değer kazanmasında ve bu değerlerin nesilden nesile aktarılmasındaki en önemli etkenler, aile ve okuldur. Aile çocuğun vicdanının eğitildiği ilk müessesedir. Çocuk fıtratı itibariyle vicdanlı olmaya hazır ve elverişli olarak doğar. Üç yaşından itibaren vicdan kavramı gelişmeye başlar; okul öncesi dönem boyunca filizlenir. Ayrıca çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin içeriği vicdanı şekillendirmektedir.
Yapılan bazı araştırmalar özellikle 11-12 yaşlarına kadar anne-babaların etkilerinin çocukların kişiliği ve karakter yapıları üzerinde önemli ölçüde yer ettiğini göstermektedir. Çocukta yetenek halinde var olan vicdanın uyandırılıp geliştirilmesi aileden sonra eğitim yoluyla devam edecektir. İyi karakter, vicdani duygular ve ahlaki değerleri benimseme ve bu doğrultuda davranış sergilemektir. Bunun için de çocukların öğrenmeye, rehberliğe, yönlendirmeye ve uygun rol modellere ihtiyacı vardır. Ayrıca vicdan hakkında eğitim sistemi içinde, iletişim, uygulamalar ve onaylama ile ilgili kavramların çalışılması gerekmektedir. Çocuğun iyi veya kötü yönde hüküm verebilmesi yani vicdanının sesini dinlemesi, aldığı eğitime, kazanmış olduğu bilgiye ve anlayışa, kısacası terbiye edilmesine bağlıdır.
Ahlaki vicdanın kazandırılması için çocuklara bilgi ve beceriler vicdan temelli verilmeli, kalp eğitimi üzerinde durulmalıdır. Günümüz teknolojik imkanlarını yoğun kullanan çocuklara bu teknoloji aracılığı ile de sağlam bir ahlak ve yüksek bir karakter eğitimi bağlamında vicdana vurgu yapılmalıdır. Çocukların vicdan eğitimi, onun içinde yer aldığı ortamlarda; aile, toplum, okul, oyun alanları, park alanlarında bir bütün olarak verilmesine özen gösterilmelidir.
Eğitim faaliyetlerindeki amaç, yaşadığı ülkenin tüm gelenek, görenek, inanç ve dini değerlerini, kültür ve değer yargılarını yetişmekte olan nesillere tanıtıp benimsetmek, ahlaki vicdana sahip bireyleri topluma kazandırmak olmalıdır. Bu amaca ulaşabilmenin yollarından biri de vicdan eğitiminden geçmektedir. Vicdanın gelişmesi ve şekillenmesi, öncelikle mevcut değerlerin aktarımı ve bu değerlerin çocuk tarafından benimsenmesi ve uygulanmasından geçmektedir.