eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
26°C
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Açık
27°C
Cuma Açık
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
27°C

Prof. Dr. Durmuş GÜNAY

1953'te, Isparta Sütçüler'da doğdu.. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden 1976'da makina mühendisi olarak mezun olmuştur. 1987-2000 yıllarında, Sakarya’da İTÜ Sakarya Mühendislik Fakültesi ve Sakarya Üniversitesi'nde çalıştı. 1999 yılında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nde (şimdi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi) profesör oldu. Öğretim üyeliğinin yanı sıra 2003-2006 yıllarında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nda ve 2006-2008 yıllarında da Ulaştırma Bakanlığı'nda Bakan Danışmanı olarak çalışmıştır. YÖK'te görev yaptı. Üniversite ve felsefesi üzerine çalışmaları ve yayınlar bulunuyor. Halen Maltepe Üniversitesinde öğretim üyesi olarak ilmi faaliyetlerini sürdürmektedir.

    Sanayi Devrimi Sonrasında Üniversite

    İngiliz, James Watt’ın 1765’de buhar makinasını icadı, Endüstri devriminin başlangıcı olarak kabul edilir. Dört endüstri döneminden bahsedilir, bu dönemler:

    I. Endüstri Devrimi   :1765-1840,

    II. Endüstri Devrimi  : 1840-1945,

    III. Endüstri Devrimi : 1945-1980,

    IV. Endüstri Devrimi :1980- …)

    Endüstri Devrimi öncesinde hükümran olan anlayış, bios theoretikos (teorik hayat), temaşa hayatı, yarar gözetmeyen, varlığı hikmet nazarıyla temaşa eden hayat tarzı. Endüstri devrimi sonrasında bios praktikos (pratik hayat) yarar gözeten hayat tarzı hükümran oldu ve üniversite de bu anlayış yönünde evrilmektedir. Ancak bilim tarihinden biliyoruz ki, yarar gözetmeyen hayat tarzının hükümran olduğu dönemdeki bilimsel çalışmaların insanlığa katkısı daha büyük olduğu söylenebilir.

    İslam Dünyasının üniversitesi medreselerden oluşan bir birlik/külliye idi. ‘Medrese’nin kelime olarak kökü derstir. Medrese anlamını ders kökünden alır. Ders, bir şeyi kavramak üzere, üzerine kapanmak anlamına gelmektedir. “Metre” nasıl uzunluğun birimi ise, “ders” de eğitim-öğretimin ölçü birimidir. Medrese, dershane, dersiam, müderris sözcüklerinin kökü “ders”tir. Kredi kavramı, ders ölçü alınarak tanımlanır. Eğitim-öğretimin ölçüsü olan “ders” kavramı, İslam Medeniyetinin insanlığa bir katkısıdır.

    K. Jaspers’e (1883-1969) göre üniversite, bilim adamları ve öğrencileri ile birlikte hakikati (aletheia) aramakla yükümlü bir topluluktur. Hakikate ulaşma çabası sistematik olarak sürdürülür. Ancak hiçbir zaman mutlak anlamda, hakikate ulaşılamaz. Thomas Kuhn’un (1922-1996) yorumundan bilinmektedir ki, bilim tarihi, devrimsel olarak, paradigma değişimlerinin tarihidir. Örneğin Newton’un (1642-1727) Principia (1687) adlı eseri Batı kültüründe İncil (Bible), Newton ise Bilim Peygamberi (Prophet of Science) olarak nitelendirilmiştir. Ancak Einstein (1879-1955) Paradigması Newton mekaniğinin tam zıttı kavramlar üzerine oturmaktadır. Şöyle ki, Newton mekaniğinde, kütle, uzunluk ve zaman değişmeyen/mutlak büyüklükler olarak bilinir ancak Einstein fiziğinde bu büyüklükler değişkendir, mutlak büyüklükler değildir.

    Araştırma, bitimsiz bir hakikat yolculuğudur.  Araştırma sonucunda varılan yer, hakikat olarak kabul edilir. Varılan yer nihai nokta değildir. Hakikat hep daha ötede bir yerdedir. Hakikat arayışı, iç içe geçmiş katmanları açma yolculuğudur. Her bir paradigma bir katı açmaktadır sanki. Biz burada hakikat kavramını bu anlamda kullanıyoruz. Hakikat kendini gizler. Araştırma bu gizi açma çabasıdır. Aletheia (hakikat), zaten varolan ve orada ötede duranın üzerini açma çabasını dile getirir. Araştırma sistematik bir çalışmadır ve üniversitenin en önde gelen ilgi alanıdır. Hakikatin kapsamı biliminkinden daha geniş olduğundan, bilim adamı, insan olarak, kendisini sadece uzmanlığa değil, hakikate adamak zorundadır. Üniversitenin hakikat arayıcılığı, bütün insani varlığı ile mensuplarından sahici bir adanmışlık ister. Üniversitenin ikinci ilgisi öğretimdir. Çünkü hakikat yolculuğunda varılan bilgiler aynı zamanda nakledilmelidir.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.