eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
26°C
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Açık
27°C
Cuma Açık
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
27°C

Eda ERYİĞİT

Konya 1995 doğumlu. İlk, orta ve lise tahsilini Ankara'da tamamladı. 2019 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğrenimi devam etmektedir. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi A. B. Dalında Yüksek Lisans eğitimi devam etmektedir. Yazmaya erken başladı. Çeşitli internet sitelerinde yazıları yayınlandı. 2019 yılından itibaren öğretmenlik yapmaktadır.

    Şehirli Dindarlığı Nasıl Anlamalıyız?

    Vizontele filmini izleyenler bilir. Deli Emin diye bir karakter vardı. Elinden her türlü tamir, bakım, onarım işi gelip garip garip icatlar yapmaktaydı. Kendisi köyün delisi olarak bilinse de yaptığı icatlara bakılarak dahi mi yoksa gerçekten deli mi olduğu film boyunca insanları düşündürmekteydi. Filmin bir yerinde elinde radyosu koşturup dururken köye ilk kez gelen televizyon diye bir cihazın yani vizontelenin haberini aldı. Haberi veren kişi onu tarif etmeye çalışırken radyonun resimlisi diye tanımlamıştı. Bu sırada; resimli radyo tarifini duyan Deli Emin’in tepkisi unutulmazdır. “Şerefsizim benim aklıma gelmişti.”

    Hangimiz yeni bir icat duyduğunda veya birinin bir olaya önderlik yaptığını gördüğünde bu sözü söylememiştir ki?

    Düşünen bir varlık olan insan ilham verici bir durum gördüğünde ona çözüm getirici bir cevap bulmak istemektedir. Aklında sürekli düşünceler dolaşırken aynı parlak fikir birden çok kişinin de aklına gelebilir. Tarih bize 148 icadın en az 2 kişi tarafından keşfedildiğini ispatlamaktadır. Çoklu keşif dediğimiz bu durum düşüncelerin kaçınılmaz olduğunu böylelikle insanların istemsizce farklı zamanlarda aynı düşünceleri düşünebildiğini gösterir. O halde öncü olarak kabul ettiğimiz kişileri bizler nasıl ve neye göre belirleriz?

    Memiş Okuyucu tarafından yazılan Türkiye’de Şehirli Dindarlık adlı eserde 7 öncü kişiden söz edilmektedir. Bunlar sırasıyla; Ahmet Hamdi Akseki, Ali Fuad Başgil, Mahmud Celaleddin Ökten, Muallim Mahir İz, Mehmet S. Aydın, Tayyar Altıkulaç, D. Mehmet Doğan’dır. Kendisi öncü olarak kabul ettiği bu 7 kişi hakkında: “Zamanlarının ruhunu hem doğru okumuş hem de zamanın ruhunu yazmış isimlerdir. Her birisi farklı kültürel kollardan düşünce iklimimize dahil olmuşlar. Ancak aynı düşünce stratejisinin izlerini takip edip, ortak düşünce geleneği oluşturmaya hizmet etmişlerdir.” diyerek farklı kültürlerden aynı düşüncelerin olabildiğine dikkat çeker. O halde; havadaki fikir bulutunu milyonlarca kişi fark etse de onu detaylandırıp etraflıca düşünenlerin sayısı fikire emek katan kişiler olmaktadır. Önderler olarak bilinen kişiler sayesinde ilham’ın ve ter’in farkı anlaşılmaktadır. Bugünkü şehirli dindarlığın temelini atanlar; ilk olarak dini, kültürel, ilmi ve insani kaynakları ikincil olarak da toplum, düşünce ve kültürel alanda sağladığı değişim ve dönüşümlerle yaşadıkları toplumda vermiş oldukları emekleri yazarımız açık ve net bir şekilde anlatmıştır.

    Unutulmamalıdır ki; İbn Haldun’un da dediği gibi: “Geçmişin şimdiye ve geleceğe olan benzerliği, suyun suya benzemesinden daha fazladır.” diyerek tarihimizde yaşanılan olayların sürekli tekerrür edeceğine vurgu yapmaktadır. Hayatta iz bırakacak olanlar ise, fikirlerine emek katıp öncü olmayı başarabilenlerdir.

    Son söz olarak; vakti gelen fikri ortaya çıkaran bu önderler sayesinde anlaşılmalıdır ki; dehanın %1’i ilham olarak değerlendirilirse % 99’u ter olarak nitelendirilir. O halde; biri size gelir ve derse ki: “Şerefsizim benim aklıma gelmişti.” Ona söyleyin ki; % 1’ini hallettin sırada % 99’u var.

    Yazarın Diğer Yazıları
    02.09.2021 08:00
    05.08.2021 16:05
    09.12.2021 07:50
    14.10.2021 08:00
    30.09.2021 08:00
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.