Kalem ile ilgili yazdığım bir yazıda kalemin susmasının pek çok şeyin susması anlamına geleceğini belirterek kaleme atfedilen önemin ne kadar çok olduğunu vurgulamıştım. Kutsal kitabımızda iki yerde tekil iki yerde çoğul olarak geçen kalem için söylenecek o kadar çok şey var ki yazmaya pek çok kalem gerekir. Günlük hayatımızda içinde kalem geçen bir çok cümle kurarız: Bazen bir kitapçıya gidip kağıt kalem alırız. Kimi zaman bir işimiz için ilçe kaymakamının kaleminden randevu talep ederiz. Hastane dönüşü eczaneye uğrar bir kaç kalem ilaç alırız. Hafta sonu gazetedeki usta kalemin yazısını veya bir şairin kaleminden çıkmış güzel şiirleri okuruz. Eğer doğayı seviyorsak her bahar gelince meyve ağaçlarından birkaç kalem alır aşı yaparız.
Şu konuda da hemfikiriz: Herkes her konuda kalem oynatamazken iyi yazarlar istedikleri konuları kaleme alma konusunda ustadırlar. İyi bir yöneticinin mutlaka iyi bir özel kalemi bulunur. Özel kalem yöneticinin her türlü programını kaleme alarak yöneticinin işini kolaylaştırır.
Yazmak için Kalem
Kalem sadece bir şeyler yazmak, çizmek, karalamak istediğimiz ve sonuçta ortaya bir ürün çıkardığımız durumlarda kullanılmaz. Bu durumlar genelde kalem erbabını memnun eder. İdam kararı verildiğinde hâkimin aynı kalemi tekrar kullanmamak için kırması ne kadar hazin bir durum. Burada kalem farklı bir karaktere bürünmekte olup kalemi kırılan kişinin sonunu getirmektedir.
Buraya kadar kalem metaforunu farklı bir açıdan ele alıp kalem kullanmanın yani yazı yazmanın önemi üzerinde durmaya çalıştık. Kalem sadece yazma eylemi yerine kullanılan bir metafor değil elbette. Bazen usta bir kalem dendiğinde yukarıdaki örneklerde olduğu gibi ya çok önemli bir yazar ya da çok başarılı bir şairden bahsederiz. Peki, kalem metaforunun gerçek anlamda kullanılması üzerinde duracak olursak kalemin hayatımızdan uzaklaşması ve yerine klavyenin yer almasından bahsetmeyelim mi? Bu konu elbette kalemin gerçek anlamda hayatımızdaki yerinin ne kadar değerli olduğunu anlatmaya değer.
Kalemi Unutmayalım
Kalem ile ilgili bir çok mecazi ifade kullanılmakla birlikte gerçek anlamıyla kalem tutmanın ve yazı yazarken kalemin hayatımızdan giderek uzaklaşmasının üzerinde durmanın yani bu konunun önemi üzerine kalem oynatmanın zamanı gelmedi mi? Eskiler çok iyi hatırlar. Eskiler derken kastım sadece yaşlılar değil. Bundan on veya yirmi yıl öncesine kadar olan dönemi yaşayanlar da çok iyi hatırlar. Yeni göreve başlayan veya bir makama atananlara hediye olarak kalem ve özellikle de dolma kalem hediye edilir önemli imzalarda bu kalemin söz sahibi olması beklenirdi. Artık kalemin hediye edildiği durumlar oldukça nadir hale geldi ve yerini çiçek, çikolata gibi hediyeler almaya başladı.
Kalemi ilk elinize aldığınız anı hatırlıyor musunuz? Nasıl da heyecanlanıp yazmak için can atıyordunuz. Önce öğretmenler doğru kalem tutmayı öğretti. Kalemi doğru tutacaksın ki güzel yazabilesin diyerek ne kadar kıymetli bir alet kullandığımızı kavramamızı isterlerdi.
Okullarda çocuklardan bir süre kalem ile çizgi alıştırmaları yazıp parmaklarının ve dolayısıyla da ellerinin kaleme alışması beklenir. O eller kaleme o kadar çok alışsın ki başka şeylerle meşgul olmasın. Kaleme alışan o ellerdeki kalemlerden önce harfler daha sonra kelimeler, cümleler, paragraflar, kompozisyonlar ve eller kalemle haşır neşir oldukça güzel şiirler, hikâyeler, denemeler, romanlar çıkar. Eğitim dünyamızda yazı yazma becerisinin kazanılması konusunda tartışılagelen ister tümevarım ister tümdengelim yöntemi olsun sonuçta mutlaka yazı ile tanışılır ve o kalemden akan damlalar bardakları, gölleri, denizleri doldurur. Yağmur olur bereketli toprakları sular.
Yazılar Bozulmasın
Yukarıda değinmeye çalıştığımız gibi ilkokula başlayan her öğrenci önce kalem tutmasını öğrenir, sonra o kalemle yazı yazmayı öğrenir. Belli bir süre kalemi özenle kullanır. Bu süre genelde ilköğretimin ilk kademesinin sonuna kadar sürer. İkinci kademe ve lise yıllarında yavaş yavaş kalemden uzaklaşır ve kalemle olan yakınlık üniversite yıllarında tamamen sona erer. Özellikle hayatımızda her şeyin dijitalleşmesinden ve klavyenin kalemin yerini almasından sonra bazıları için kalem diye bir aracın anlamı kalmamaya başlar. Sadece sınavlardan sınavlara hatırlanan, sınav biter bitmez de hemen bir yerlere atıp unuttuğumuz kalemin bize küsmesi doğal değil mi? İlkokulda çok güzel el yazısına sahip olan öğrencilerin neden ortaokul ve lise yıllarında bunu sürdüremediklerini tartışmak gerekir. Kalemin bırakılması ile yazma işini de bir şekilde terk etmiş olmuyor muyuz? Kalemden uzaklaşıp da klavyenin kalem olarak kullanılması yazma alışkanlığını sürdürmek açısından faydalı olabilir. Ama ben yine de kaleme günlük hayatımızda yer vermenin uygun olacağını savunanlardanım. Kalem demekteki kastımın yazmak olduğunu anlatabildiysem derdimi kaleme alabilmişim demektir.
İsmail ÇAKIR
ismcakir@yahoo.com