“ Gazze’yi ya terk et ya öl!” İfadesi katil İsrail tarafından kuşatma altında tutulan Gazze Şeridi şeridinde Gazze halkı üzerine atılan hem aşağılayıcı hem de tehdit içeren Arapça bildiriden alınmıştır.
İşgalci rejim uçaklarından Gazze halkı üzerine saçılan katil Netenyahu’nun resminin de yer aldığı Arapça bildiride: “Saygıdeğer Gazze halkına, yaşanan olaylardan sonra, Trump’ın zorunlu planının yürürlüğe girmesinden önce “ister kabul edin ister etmeyin” sizi zorunlu göçe zorlayacak olan bu plan hayata geçirilecektir. Mezkûr plan hayata geçirilmeden önce; bizimle iş birliği yapmaları karşılığında yardım almak isteyenlere son bir çağrıda bulunmaya karar verdik”
Şunu biliniz ki, “Gazze halkının tamamı yok olsa bile dünya haritası değişmeyecektir. Kimse sizin için üzülmeyecek ve kimse sizin hakkınızda soru sormayacaktır. Şimdi kaçınılmaz kaderinizle yüzleşmek üzere yalnız bırakıldınız. İran’ın sizi korumaktan çok, kendisini bile koruyamadığını kendi gözlerinizle gördünüz.”
“Ne Amerika ne de Avrupa Gazze’yi hiçbir şekilde umursamıyor. Sizin dostlarınız ve şimdi bizim müttefikimiz olan Arap ülkeleri ve diğer İslam ülkeleri bile bize para ve silah sağlarken, size sadece kefen gönderiyorlar. “Geriye çok az zaman kaldı ve oyun neredeyse bitti. Çok geç olmadan kendini kurtarmak isteyen varsa, biz buradayız, zamanın sonuna kadar kalacağız.” İfadelerine yer verilmiştir.
Ne Amerika’nın ne Avrupa’nın ve ne de İslam ülkelerinin Gazze’yi umursamadıkları, Filistin’in dost ve müttefiki görünen Arap ve İslam ülkelerinin İsrail’e para ve silah sağlarken, Gazze’ye sadece kefen gönderdikleri hatırlatılan; aşağılama, tehdit, yıldırma yüklü; hezeyanları içeren bildiri karşısında bir tane bile İslam ülkesi liderinin çıkıp ta; biz Gazze’nin yanında Siyonist İsrail’in karşısındayız. Bedeli ne olursa olsun, Gazze’yi ve Gazze halkını canımızla, malımızla askeri ve siyasi gücümüzle savunacağız. Ey işgalci ve soykırımcı İsrail, sen kim oluyorsun da kadim bir milleti kendi topraklarından başka yerlere sürmeye kalkışıyorsun diyememeleri, Katil Netenyahu’yu haklı çıkarırcasına sükûtu tercih etmeleri, yüreğimizi yakıyor, ciğerimizi parçalıyor ve kanımıza dokunuyor.
Bundan yıllar öncesinde Rahmetli Erbakan Hocamız: “İsrail, laftan anlamaz, güçten anlar” sözüyle İsrail’i durduracak formülü ortaya koyduğu halde, İsrail, Kudüs’ü başkent, ilan etmiş Müslümanlar kınamanın ötesine geçememiş, Mescid-i Aksay’ı zamansal ve mekânsal olarak bölmüş, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana yaptığı soykırımlarla 18 bini çocuk, 12 binden fazlası kadın olmak üzere 52 binin üzerinde Gamzeliyi şehit etmiş 12 binden fazlasını enkaz altında çürümeye bıraktırmış, 115 bin den fazlasını yaralamış, 2,5 Milyon Gazzeli’yi yerlerinden ederek oradan oraya sürüklemiş, son olarak ta 19 Ocak 2025 te varılan ateşkesin 18 Mart 2025 günü tek taraflı bozulmasının ardından duraklattığı soykırıma yeniden başlamış 600’den fazlası çocuk olmak üzere yeniden bin 250’den fazla Gamzeliyi şehit etmiş ve 3 binden fazlasını da yaralamış ve sakat bırakmıştır. Siyonist İsrail, Gazze halkına ait; ev bark, cami, okul, hastane, yetimhane gibi yakmadık, yıkmadık hiçbir şey bırakmamış ancak hala kınamanın ötesine geçilememiştir. Ne bekleniyor? Gazze’nin işgalci rejim tarafından ilhakı mı, yoksa Gazze halkının İsrail tarafından tamamen yok edilmesi veya Gazze’den çıkarılması mı?
Amacı Özgür Kudüs’ü ve özgür Filistin’i inşa etmek olan BM’de temsil edilen 57 İslam ülkesi tarafından kurulan ve BM’den sonra insan kaynakları, coğrafi alan ve ekonomik anlamda dünyanın en güçlü 2. Teşkilatı olan İslam İş birliği Teşkilatının (İİT) Gazze konusunda sorumluluk üstlenmemesi, böylesine büyük bir teşkilatın uluslararası mekanizmayı harekete geçirememesi veya İslam coğrafyasına öncülük İsrail saldırılarının durdurulması konusunda harekete geçmemesi neden sorgulanmıyor?
Bu yüzdendir ki, Birleşmiş Milletler UAD Uluslararası Adalet Divanı ve UCM Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırımı durdurma yönünde alınan bağlayıcı tedbir kararlara rağmen işgalci İsrail hukuk tanımazlığını pervasızca sürdürmeye, saldırmaya devam edebilmektedir. Batılı ülkelerin, ve İslam coğrafyasının halkları tarafından işgalci İsrail’in vahşete varan soykırımları insanlık dışı politikaları yüzbinlerce kişinin katıldığı eylemlerle protesto edilirken, başta ABD ve Batı dünyası olmak üzere İslam ülkeleri yöneticilerinin yaşanan zulümleri görmezden gelmeleri ne yazık ki Katil Netenyahu’yu doğrular niteliktedir.
7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in Gazze halkına yaptığı bombalı saldırılarla, soykırıma varan insanlık dışı vahşetlerden daha anne karnındaki cenin bebeklerden, kuvözdeki prematüre bebeklere, prematüre bebeklerden henüz hayatın ne olduğunu anlamayan küçücük çocuklara varıncaya kadar nasibini alırken, her gün Siyonist İsrail tarafından tepelerine atılan bombalarla Gazzeli çocuklar, kadınlar yaşlılar; paramparça edilerek öldürülürken, yaralanırken, Annesini, babasını ya da her ikisini kaybederek çocuklar öksüz bırakılırken, sesiz kalınması Müslümanlar birbirlerinin kardeşleri değil midir? İsrail’in karşısında olan Müslümanlar neden Gazze’nin yanında değildir? Musa’nın yanında olmadan Firavuna karşıtlık çare olabilir mi?
Aralarında çocukların da bulunduğu Gazze Halkının acil ihtiyaç duyduğu; barınma, yiyecek, içecek ve ilaç, gibi temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin Gazze’ye girişlerinin Siyonist İsrail tarafından engellemesi sebebiyle 2 Milyondan fazla Gazze halkı açlık, susuzluk ve ilaçsızlık yüzünden ölümle karşı karşıya kalırken, bize yardım eli uzanmazsa, katil İsrail durdurulmaz ise ya topyekûn öldürüleceğiz ya sürgün edileceğiz ya da katil İsrail’e boyun eğmek zorunda kalacağız feryatları bütün dünya milletleri tarafından duyulurken, hala vicdanların bir türlü harekete geçememesini insanlığımızla ve inancımızla bağdaştırmak mümkün değildir.
Ne yazık ki Uluslararası kurum ve kuruluşların sonuç getirmez tavırları, İslam coğrafyası ülkelerinin sözde liderlerinin nemelazımcı davranışları yüzünden İsrail, “öldürme, yardımların girişini engelleme ve aç bırakma” politikasını Filistinlilere karşı bir silah olarak kullanmaya devam etmektedir.
Gelinen nokta da Filistin Merkezi İstatistik Kurumu tarafından; İsrail’in uyguladığı aç bırakma politikası sebebiyle yetersiz beslenmeleri yüzünden 52 çocuğun hayatlarını kaybettiği 4 bine yakın çocuğun ise yetersiz beslenme, gıda eksikliği ve açlık sebebiyle ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldıkları,17 çocuğun da derme çatma çadırlarda soğuklara dayanamayarak hayatlarını kaybettikleri yönünde açıklama yapılmıştır. Gazze Şeridi’ndeki evlerin ve sığınma çadırlarının, okulların Siyonist İsrail tarafından bombalanarak yıkılması ve yakılması sonucu, çocukların barınma ve eğitim alma haklarından da mahrum bırakıldıkları, çocukların çok trajik koşullarda, yırtık çadırlara ya da yıkılmış evlere sığınmak zorunda kaldıkları neredeyse hiçbir sosyal destek ve psikolojik yardım alamadıkları ifade edilmiştir.
Gazze’de Gazze halkı sadece Siyonist İsrail tarafından atılan bombalarla değil, temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin Gazze’ye sokulamaması sebebiyle aynı zamanda açlık ve susuzluk, Temiz su kaynaklarının yok edilmesi, ekmek fırınlarının yıkılması, hijyen olmayan kuyulardan alınan suların kullanılması, gıda yerine otlarla beslenilmesi sebebiyle toplu ölüm riskiyle karşı karşıyadır.
Geline nokta da dünya liderliğine soyunan Gazze-İsrail savaşını bitirme vaadiyle iş başına gelen ABD Başkanı Trump savaşı bitirme yerine tüyleri ürpertircesine; Gazze halkını vatanlarından çıkarıp, başka ülke topraklarına gönderme, 100 yılı aşkın bir süreden beri acı, gözyaşı ve kan fışkıran kadim bir milletin topraklarına çökme ve Gazze şeridini mesirelik alana çevirme planı uluslararası hukukun temel ilkelerinin kökünü kazıyacak, bölgede barış umutlarını ortadan kaldıracak, Filistin’in demografik yapısını değiştirecek, yeni bir soykırımın ve yeni bir insani felaketin önünü açacak mahiyetteki kanlı projesine; Trump’ın ek vergi uygulamasına karşı gösterilen tepkinin binde biri kadar tepki gösterilmemiştir. Yazıklar olsun! İnsanlık anlayışımıza! Yazıklar olsun Müslümanlığımıza!
Gazze konusunda insanlık çok ciddi bir yol ayrımına gelmiştir. Çözüm bulunmaz ise bundan sonrası tufandır. Şu iyi bilinmelidir ki, Gazze’ye sahip çıkmayan İslam ülkeleri kendi hazin sonlarını bekleyecektir. Gazze düşerse; Müslümanlar önce kendi vicdanlarına sonra da Allah’a hesap veremeyeceklerdir.
Nasıl ki, 11 Eylül 2001 sonrası Afganistan’a sahip çıkılmaması, 2003 Irak’ın işgalini, Irak’ın işgaline karşı durulmaması Libya’nın yıkılışını, Libya’nın yıkılışı, Suriye bataklığını Suriye Bataklığı Mısır darbesini doğurduysa bütün bunların sonucu da İsrail’in Gazze soykırımını, İsrail’in Lübnan ve Suriye işgalini doğurmuş netice de İsrail’i bütün İslam coğrafyasına kafa tutacak noktaya getirmiştir.
Alma Pastor Nie Moeller’in şu sözü son derece ibret veri ibret vericidir. Nazi Almanya’sında Adolf Hitler; (1933) “Önce Yahudiler için geldiğinde, sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim Sonra komünistler için geldiğinde, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra sendikacılar için geldiğinde, sendikacı olmadığım için yine sesimi çıkarmadım Sonra benim için geldiklerinde ses çıkaracak kimse kalmamıştı.” Evet Gazze için, Irak için, Libya için, Lübnan için, Suriye için ses çıkarmayanlar veya güçten yana tavır koyanlar sıra kendilerine gelince kendilerine sahip çıkacak hiçbir ülkenin kalmadığını görecekler, ancak o zaman iş işten geçmiş olacaktır.
Sonuç; Ya İslam kardeşliğinin gereği olarak Ya Filistin’e, Gazze’ye, Kudüs’e, Yemen’e, Keşmir’e sahip çıkarız. Y a da hep birlikte Siyonizm’e yem olup, tarihin karanlıklarında yok edilmeye mahkûm oluruz!
Milli şairimiz M Akif Ersoy ta ötelerden bizi uyandırmak için şöyle feryat ediyor!
“Artık ey milleti merhume, sabah oldu uyan!
Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?
Ne Araplık ne de Türklük kalacak, aç gözünü!
Dinle Peygamberi zîşânın ilahi sözünü.
Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor,
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Mustafa Kır