11 Temmuz 1995’te Sırplar tarafından gerçekleştirilen Srebrenitsa soykırımının 31. Sene-i devriyesinde Srebrenitsa şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
Srebrenitsa katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı: (1991-1995) Yugoslavya iç savaşında (Hırvatistan ve Bosna) Sırp kasabı General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerinin “Krivaya ’95 Harekâtı” esnasında 11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde 8372 bebek, çocuk, kadın ve yaşlı Boşnak’ın topluca ve vahşice katledilmelerinin adıdır.
Srebrenitsa soykırımı: 2. Dünya savaşından sonra 1994 yılında gerçekleştirilen, 800 bin kişinin hunharca katledildiği dünyanın en büyük soykırımı sayılan Ruanda soykırımının ardından 1995 yılında Sırplar tarafı nadan Srebrenitsa’da gerçekleştirilen soykırım da 2. Dünya savaşından sonra Avrupa da yaşanan en büyük soykırım sayılmaktadır.
Ruanda ve Srebrenitsa’da yaşanan soykırımlardan sonra bir daha soykırım yaşanmaz sanılırken, Ruanda ve Srebrenitsa’da yaşanan aynı korkunç dehşet ve aynı vahşet Filistin bölgesinde Gazze’de tekrarlanmıştır.
Ancak burada Gazze’nin kurtuluşuna da ışık tutacak bir anekdotu hatırlatmak isterim: Bosna- Hersek soykırımına bütün dünya sırt döndüğü anda; Boşnaklara ilk destek Millî Görüş Lideri Merhum Prof. Dr. N. Erbakan öncülüğünde Türkiye tarafından para ve silah yardımı yapılmıştır. Saraybosna’daki yağ fabrikası roket ve silah atölyelerine dönüştürülerek Bosna ordusu tarafından Saraybosna kuşatması yarılmış Bosna savaşının seyri değiştirilmiştir. Boşnakların eğitilip donatılmasıyla birlikte; Sırplar ağır kayıplar vermeye başlamıştır. Bunun üzerine; Batı alemi hemen harekete geçerek Sırbistan’ı kurtarmak için savaşın durmasını sağlamıştır. Gazze soykırımının 2 yıl sürmesinin tek sebebi Müslümanlar tarafından Gazze’ye askeri, lojistik ve siyasi destek sağlanamamış olmasındandır.
Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlık mücadelesine destek veren AB ve ABD Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesi karşısında kör ve sağır kesilmiş, Sırp saldırıları karşısında Bosna Hersek’i yalnız bırakmıştır. ABD ve Batı’nın dün Sırp katillerinin Boşnaklara uyguladığı soykırım karşısında takındığı tavır ne ise, bugün de Siyonist İsrail’in Filistin halkına uyguladığı soykırım karşısında takındığı tavır da aynı olmuştur.
Sırplar tarafından özellikle Sırp olmayanlara karşı başlatılan etnik temizlik ve soykırım sebebiyle bölgeye zorunlu olarak müdahale eden Birleşmiş Milletler Bosna Hersek’in doğusunda yer alan Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmiş, Srebrenitsa’nın güvenliğini de Hollandalı komutan Thom Karremans’ın emrindeki BM Barış Gücü askerlerine bırakmıştır. Durum böyle olunca Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa ‘ya sığınmak zorunda kalmıştır.Srebrenitsa’nın güvenli bölge olduğu bahanesiyle; Boşnak Müslümanların kendilerini savunabilmek için ellerinde bulundurdukları hafif silahlar Hollandalı komutan Thom Karremansın emrindeki BM Barış gücü tarafından ellerinden zorla alınmıştır. Sırp askerlerin Srebrenitsa ‘ya saldırılarını başlatması üzerine; Boşnakların ellerinden alınan silahların kendilerine geri verilmesi yönündeki talepleri Hollandalı komutan Thom Karremans tarafından reddedilmiş ve binlerce Boşnak Müslüman, Sırp askerlerine teslim edilmiştir.
Diğer taraftan Sırp saldırılarından kaçan Srebrenitsa ‘ya birkaç kilometre mesafedeki Potaçari’de ki Hollandalı askerlerin kontrolündeki BM üssüne sığınan ve bir akü fabrikasına yerleştirilen Boşnak kadınlara önce tecavüz edilmiş sonra da aralarında kadınların, çocukların ve yaşlıların da bulunduğu 8372 Boşnak, 11 Temmuz 1995 gün dinî ve millî kimliklerinden dolayı General Ratko Mladiç komutasında ki Sırp askerleri tarafından topluca katledilmişlerdir. Srebrenitsa’daki kıyımdan Tuzla’ya kaçmaya çalışan 12.000’i aşkın Boşnak’ta dağlık güzergâh üzerinde pusu kurularak keskin nişancı Sırp askerleri tarafından âdeta tek tek avlanmıştır.
Diğer taraftan Bosna’da üç buçuk yıl süren kanlı savaşta 17 bini çocuk olmak üzere 312.000 Boşnak Sırp katilleri tarafından şehit edilmiş, 2 milyon Boşnak ta evlerini terk etmek zorunda kalmış, 27.734 kişi resmî kayıtlara kayıp olarak geçmiştir. 85 civarında Toplu Mezarlarda 20.000 kaybın cesedine ulaşılmış, bunlardan yaklaşık 18.000’inin kimlikleri belirlenebilmiştir. Toplu mezarlardan çıkarılan ve kimlikleri tespit edilen ve Srebrenitsa yakınlarındaki Potoçari Anıt Mezarlığı’na defnedilen şehitlerin sayısı 6.610’a ulaşmıştır. Halen 1762 kurbanın gömülü olduğu toplu mezarlara ulaşılamamıştır.
Diğer taraftan ABD ve AB’nin girişimleriyle 1995’te Dalton Antlaşması yapılmış ve Bosna-Hersek Cumhuriyeti Sırp, Hırvat ve Boşnak bölgelerine bölünmüştür. 43 ay süren savaşta, 17 bini çocuk olmak üzere 312 bin Boşnak Sırp katiller tarafından plânlı ve sistemli bir şekilde katledilmiştir. Ancak en büyük vahşet BM tarafından Güvenli Bölge ilan edilen Srebrenitsa’ da yaşanmıştır. Srebrenitsa ’da yaşanan soykırım esnasında BM’in ve Batı’nın Müslüman Boşnaklara karşı takındığı ikiyüzlü tavrı ortaya çıkarması ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuksal olarak; Srebrenitsa soykırımının belgelenen ilk soykırım olarak tarihe geçmesi açısından büyük önem arz etmektedir.
Yapılan şikâyetler üzerine Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında aldığı bir kararla, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinden (ICTY) gelen kanıtlar doğrultusunda Srebrenitsa ve civarında yaşananları “soykırım” olarak kabul etmiştir.
Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından 22 Kasım 2017 tarihinde açıklanan kararda hem Srebrenitsa ‘da yaşanan soykırımın, hem de 1992-1995 yılları arasında başkent Saraybosna’da sivillere yönelik gerçekleştirilen saldırıların baş sorumlusunun “Bosna Kasabı” lakaplı Sırp Komutan Ratko Mladiç olduğuna karar vererek müebbet cezaya çarptırmıştır.
8 Haziran 2021’de görülen temyiz duruşmasında da Ratko Mladiç’in müebbet hapis cezası onanmıştır.
Ancak gecikmeli olarak verilen bu kararlar yaşanan soykırımın acılarını dindirmeye yetmemiştir. Sırp ve Hırvatların saldırılarına engel olmayarak 8.372 kişinin katledilmesine sebep olan Hollandalı BM Barış Gücü askerleri en az Sırplar ve Hırvatlar kadar suçlu oldukları halde mahkeme tarafından sadece 300 kişinin ölümünden sorumlu tutularak kendilerine hak ettikleri ceza verilmesinden kaçınmıştır.
Batı 11 Temmuz 1995’te Sırplar tarafından, Srebrenitsa ’da gerçekleştirilen soykırıma sadece sessiz kalmamış, Sırp katillerin soykırımı gerçekleştirmeleri için bizzat işbirlikçilik yapmıştır. Aliya İzzetbegoviç’in ABD ve Batılıların tutumu hakkındaki tespitleri tarihe ve insanlığa ışık tutacak mahiyettedir. Aliya; “Onların demokrasi, barış ve hoşgörü dedikleri ilkeler, Srebrenitsa ’da toprağın altına gömülmüştür. “Her şeye kadir olan Allah’a ant olsun ki; köle olmayacağız. Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık Oysa Onlar bunların tamamını yaptı hem de Batı’nın gözü önünde Batı medeniyeti adına yapmıştır.”
Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak tarihe geçen Srebrenitsa soykırımı, aradan 31 yıl geçmesine rağmen yaşanan insanlık dramı; şehit yakınlarının ve vicdan sahibi insanlığın yüreklerini dağlamaya hala devam etmektedir. Biz Srebrenitsa soykırımını asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.
Gerek Srebrenitsa soykırımını gerek Saraybosna’da yaşanan insanlık dışı olayları gerekse halen Gazze’de be Doğu Türkistan’da devam eden soykırımlar karşısında tutundukları iki yüzlü tavrı kara bir leke olarak yüzlerine vurmaya devam edeceğiz.
Sözlerimi Srebrenitsa dramından son derece etkilenen Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in şu sözleri ile tamamlıyorum. Aliya; “Savaşı yöneten bir lider olarak aldığım en acı haberler kadınlarımıza ve kızlarımıza yönelik tecavüzlerdi.” “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”
Bilge Kral Aliya Izzetbegoviç’e, Srebrenitsa, Gazze, D. Türkistan ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad mekânları cennet olsun. 11.7.2026
Mustafa Kır.