eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
31°C
Ankara
31°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Parçalı Bulutlu
33°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Az Bulutlu
35°C

Nurcan ŞARLAYAN

İlk, orta ve lise eğitimini Kırıkkale'de, Üniversite Eğitimini Gazi Üniversitesi Meslekî .Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetim alanında Tezli yüksek lisans eğitimini tamamladı. "Estetik Eğitim" isimli tezi, aynı konuda yayımlanmış yazıları ve "Eğitimde Nezaket" adlı kitabı bulunmaktadır.

    Estetik ve Sanat

    Sanat, insanların gördükleri, işittikleri, his ve tasavvur ettikleri olayları ve güzellikleri, estetik bir heyecan uyandıracak şekilde ifade etmesidir. İnsanda güzellik duygusu meydana getiren ve ruha bedii bir zevk veren estetik ile ilgili işlerdir. Sanat, bakarken “görmeyi”, duyarken “işitmeyi”, dokunurken “hissetmeyi”, tadarken “lezzet almayı” öğretmektir. Sanatın amacı, insanlığın estetik deneyimlerini ilerletmek, derinleştirmek, düzene koymaktır. Sanat, ince görüşlü ve duygulu insanların estetik deneyimlerini, herkesin “genel iyiliği” ne dönüştürmektedir

    Sanat sözcüğünün en genel anlamı hayal gücünün estetik ifadesi olarak açıklanır. Birey veya toplumların duygu, düşünce, örf, adet, inanışlarını çeşitli malzeme, araç, teknik ve yöntemleri kullanarak, izleyenlerde hayranlık uyandıracak bir ahenkle ortaya koymasıdır. Sanat insanı etkiler, kendine doğru çeker. Bunun nedeni sanatın, gerçekliğin bir kopyası olması değil, onda duygu ve hayal gücünün işe karışmasıdır. Algı, sezgi, duygu ve hayal gücü sanatı oluşturan temel elemanlardır; bunlar olmadan sanat olmaz (Tunalı). Bir eserin sanat eseri olabilmesi için o eserin, insan tabiatında mevcut güzeli fark edebilme ve güzellikten haz duyma hissini ortaya çıkartması gerekir. Sanat eseri özne ile nesne arasındaki estetik ilişkiden doğar. Ancak estetik, sanattan çok daha geniş bir kavramdır.

    Sanatın kullandığı araçlar ruhu ifadeye elverişli olduğundan değişik sanatlar doğmuştur. Bunlar sırasıyla mimarlık, heykel, resim, musiki ve şiirdir. Mimarlıktan şiire doğru yükseldikçe maddenin hafiflediği, ruhun derinleştiği ve maddeden ruha doğru bir yöneliş ve yükseliş görülür. Dolayısıyla estetik de görünenden görünmeyene doğru yol almış olur. Estetik, mimaride hemen göze çarparken şiirdeki estetiği anlamak için ince bir anlayış ve sezgi gereklidir.

    Estetik, genellikle insanın dış dünyaya ilişkin “güzel” ve “çirkin” sözcükleriyle dile getirdiği tepkileriyle ilgilidir. Ancak “güzel” ve “çirkin” terimlerinin kapsamları belirsiz, anlamları da öznel ve görelidir. Bu durum renkler ile renk ilişkilerinde de geçerlidir. Mesela “kıpkırmızı bir güneş batışı” ile “kıpkırmızı bir yüz” estetik olarak aynı değerlendirilemez. Ya da bir mermerin üstündeki damarlar ile yaşlı bir adamın yanak ve şakaklarındaki damarların rengi ve sertliği aynı değerlendirilemez. Vücut güzelliği denince, insan vücudunun orantısı, görsel yapısı akla gelmektedir. “Manevi güzellik” kavramı ise, zamanı geldiğinde, bir insanın karakterinin etik değerini belirtmek üzere, mecazi anlamda kullanılır. İnsanın manevi güçlerinin iç yapısını, uyumunu, manevi “orantı”sını gösterdiği zaman, kendi içinde, kendine özgü estetik bir anlam

    yükünü de içerir. Onun için, güzel insan ideali, “her yönüyle uyumlu olarak gelişmiş “insan”dır. Bir insanın tek bir yanı, estetik olarak çeşitli yönlerde değerlendirilebilir. Soylu, ahlakça değerli bir özelliğin tek yanlı gelişmesi, yücelik olarak algılanabileceği gibi; o karaktere bencil güdülerin, mesela çıkarcılığın üstün çıktığı hallerde kötü olarak da algılanabilir. Ama bu her iki halde de, tüm öbür varlık alanlarında olduğu gibi, insanın manevi yanının taşıdığı estetik değer, içeriğin kendisi olmayıp, biçim almış halidir (Kagan).

    İslam Sanatında dünya görüşü çizgi ile kendini ifade eder. Her şeyi birebir yansıtan, doğayı, insanı olduğu gibi resmetmeye, bunu renklerle ifade etmeye çalışan Batılı algı yerine Doğu ve İslam Sanatı eşyayı, objeyi resme hapsetmez. Soyutlamaya açık bırakacak şekilde bir kaç yalın çizgi ile temsil eder. Tasvir konusuna duyulan tepki ve mesafeli duruş, İslam süsleme sanatında yeni arayışlara vesile olmuştur. Sanat tarihinin hemen her döneminde tasvir yer almış; tasvir yasağı ise, tüm semavi dinlerde yer almıştır. Tevrat’ta her türlü tasviri yasaklayan açık emirler vardır. İlk Hıristiyanlık da putperestliğe düşme kaygısıyla tasvir yasağı koymuştur. Fakat zamanla yasak ortadan kalkmış kiliseler tasvirlerle dolmuştur. İslam da ise, Kur’an da kesin bir emir bulunmamakla birlikte tasviri yasaklayan hadisler vardır. Mekke fethedildikten sonra Kabe’ye giren Hz. Peygamber ilk olarak putları ortadan kaldırmış ve duvarlardaki bütün resimleri sildirmiştir.

    İslam süsleme sanatında yeni arayışlar geometrik ve bitkisel süsleme ve hat sanatının da doğmasına vesile olmuştur. Kur’an harflerinin yazıldığı bu sanat dalı, kısmen din ile de ilgili sayılarak diğer sanat dallarına göre daha fazla benimsenmiş güzel eserler ortaya konulmuştur. Resim konusunda dini çekinceleri besleyen gerekçeler, minyatür sanat anlayışında söz konusu olmadığı kabul edilerek bu alanda da etkileyici eserler ortaya konulmuştur.

    Kültürleri zenginleştiren sanat eserleridir. Sanatkâr ile kültür arasında bir bağ vardır. Dolayısıyla sanat eserinde hem sanatkâr vardır, hem de onun içinde yaşadığı kültür bulunmaktadır. Bir toplumun inanç ve ahlak ilkelerine aykırı olmayan, onlarla çatışmayan sanat eseri, o toplum açısından olumlu sayılır. İslam’da, âlemdeki güzellik ve düzenlilik ilahi bir sanat olarak kabul edilir. Âlemde uyum, düzen ve dengede güzellik yansır ve Âlem’in güzelliğinden de tevhide varılır. Sanat, bir yönüyle de dini hakikatlerin estetik olarak ifade edilmesi anlamına gelmektedir. Müslüman; inancını, hayata bakışını, olayları yorumlamasını sanatla ifade etmektedir. İslam sanatı “güzel” ile “gerçek” arasında tam bir ahenk ve uyumun teminini hazırlayan bir sanattır. Çünkü kâinatta “güzel”, bir “gerçektir”. “Gerçek” ise “güzel”in doruğudur. Güzelliklerin farkında oluş Allah’ı bilmenin yollarını açar. İslam sanatının

    epistemolojik gayesi, görünenin arkasındaki görünmeyene ulaşmak, pratikteki gayesi ise dünyayı ve hayatı güzelleştirmektir.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.