Ahlak ile eğitimin ortak amacının ahlaklı bireyler yetiştirmek şeklinde ifade edilenden çok daha derin ilişkilere sahip olduğunu iddia edebiliriz. Sözgelimi bireyi eğitmek için eğitmediğimizi; daha çok kültürel düzlemde/kelime dağarcığımızda ahlaki, dini, siyasi olarak kendisine aşkın amaçlar vermek için eğittiğimizi iddia edebiliriz. Bu yüzden eğitimin güçlü bir şekilde -bireyin kendisine hazırladığı- toplumun değerleri tarafından belirlendiği ve onu gelecek perspektifine hazırladığı ifade edilebilir. Böyle bir görüşün hedeflediği insan anlayışı, ahlakı insanların ileride ulaşılacağı bir hedef olarak koyarak başka her şeyi bu amacın aracı haline getirirken, yapılacak eğitimi de ileride ulaşılacak gayenin yüksekliği lehine katlanılması gereken zorlayıcı bir duruma dönüştürür. Bu zorlayıcı süreçte gençler eğitimin nesnesi haline getirilir; potansiyel halde bulunan güdüleri çevreyle anlamlı etkileşim kuracak şekilde yönlendirileceği yerde, ahlaki bir karakter oluşturma namına bastırılma yoluna gidilir. Bu tarz bir eğitimin, insanın çevresindeki problematik durumlara çözüm üretme ve çevreyle anlamlı ilişkiler kurma becerisini geliştirmekten ziyade kendi bakış açımızda insan yetiştirme projesi olduğu görülmüştür. Bu ve benzeri projelerde ısrar eden düşüncelerin trajedisi mutluluk, mükemmellik, kurtuluş ya da erdemli karakter olarak tanımlanan uzak gelecekteki bir iyi adına hareket etmek olmuştur. Dün için geçerli yaklaşımların bugün etkili ve ikna edici olmadığı; eğitimin artık tıp alanından askerliğe, yapay zekâdan sosyal bilimlere kadar uzanan tüm alanlarda bireylerden hep donanım ve beceri beklediği aşikârdır. İhtisaslaşan, işini uzmanca yapabilen bireyler, artık ideolojik söylemlerle değil uzmanca bilgilerle iş görmektedirler. Bu husus ideolojinin müdahil olmadığı eleştirel bir zihniyet eğitimiyle sağlanabilir. Böyle bir eğitimde ahlak belli bir sürecin sonucunda elde edilecek bir amaç değil; bizatihi eğitimin ya da zihniyet oluşturmanın ta kendisi olur. Ahlak ve eğitimde gelişme “anlamın çeşitliliği ve bolluğunu ekleyerek şimdiyi yeniden yapılandırma” manasına gelir ki bu uzaktaki bir geleceğe odaklanmakla değil alışkanlıkların ve güdülerin çokluğunu içinde barındıran ve “hafızayı, incelemeyi, basireti, ilerlemeyi, geriye ve ileriye bakışı içeren bir süreci” şimdiye odaklanarak başaran bir sürece işaret eder. Bu yüzden eğitimciler hem eğitimde hem ahlaki bireyin hem de çevrenin değişimi ve gelişiminde anlamlı etkileşim yollarını keşfetmeyi hedefleyerek zihniyet eğitiminin ahlaki bir hadise oluşuna dikkat etmek zorundadır.