Fetö’nün dershane yapılanmasına yönelik devletin aldığı tedbirler çerçevesinde alınan kapatma kararından Türkiye’deki tüm dershaneler olumsuz etkilendi. Devlet, kurunun yanında yaşın da yandığını görünce Fetö’yle ilgisi olmayıp kapanan dershanelere okul arazisi teşviğinin yanında geçici süreyle dershane binalarının “temel lise”ye dönüştürülmesine müsaade etti. Özel öğretim kurumlarında en az altı yıl hizmeti bulun öğretmenlere devlet memurluğu imkânı verdi.
Bu süreçte kaçak kurslar, etüt merkezleri, ödev evleri, koçluk merkezleri, özel ders büroları, apartmandan devşirme okullar vb. derken özel öğretimin adeta çivisi çıktı. Devlet kadrolarına geçen dershanecilerin büyük bir kısmı eski meslekî alışkanlıklarını terk etmedi, kursların resmî veya kaçak ortağı oldu, özel ders ofisleri açtılar. Devlet okullarında dershanecilikten gelen meslektaşlarını örnek alan birçok öğretmen de okul-kurs arasında koşuşturmaya, kestirmeden para kazanmaya çalıştı. Okullarındaki öğrencileri iltisaklı veya ortak oldukları kurslara yönlendirme, yayınevleriyle ve kitapçılarla menfaat ilişkilerine girip öğrencileri ve velileri istismar etti, öğrenciyi özel kurumlardan daha çok müşteri olarak gördüler. Kendi kursuna giden, anlaşmalı yayıncısından kitap alan öğrenciye not kıyağı, aksi durumda ise not tehdidi… Öğretmenlerde hiç olmadığı kadar para kazanma hırsı!
Devletimiz maddi durumu iyi olmayan ve sınava hazırlanan öğrencilere destek olmak için okullarda 10 öğrenci bulan öğretmenlere kısa adı DYK olan Destekleme ve Yetiştirme Kursları açtı. Ancak öğretmenler arasında bu kursları da istismar eden oldu. Kötü niyetli bazı öğretmenler ek ücret almak için yeterli sayıda öğrenci olmadan öğrenci listesi hazırlayıp kurslar açtı. Bu kursların istismar edildiğini gören Bakanlık sadece 8.sınıflara ve 12.sınıflarla sınırlandırdı DYK kurslarını. Kurs açmak için asgari öğrenci sayısını da artırdı.
Piyasada komik ücretlerle soru yazdıran yayıncı ve baskısı artistik, içi boş kaynak kitap enflasyonu yaşadı. Ticari kaygıyla hazırlanan ve uzman bir ekip tarafından denetlenmeyen bu kitaplar ekmek peynir gibi öğrencilere satıldı. Yayıncılıkta niteliğin yerini görsellik ve ilginç tasarımlar aldı. Okulda öğretmen, çarşıda kitapçı, piyasada uyduruk yayıncılar iyi para kazandı.
Kaçak dershaneci olan (devletteki) öğretmenlerle okul idareleri karşı karşıya geldi. Okuldaki ders programları öğretmenin özel derslerine, yayınevi çalışmalarına ve kaçak devam ettiği kurs programına göre yapıldı. Öğretmen devlet memurluğunu unuttu neredeyse!
Kursta, ödev evinde dersine giren öğretmen koşa koşa ya diğer kurstaki dersine ya devlet okulundaki dersine yetişmeye çalıştı. Öğrenci teneffüse çıkınca öğretmen çoktan diğer kursa yetişmek için yola koyulmuş oldu. Kurslar, ders dışı vakitlerde öğretmensiz kalan öğrenciyi oyalamak için kütüphane hizmeti adı altında bir çözüm buldu. Konar göçer öğretmenler sayesinde(!) öğrenciler teneffüste öğretmen bulamadı. Kurslarda öğrenciler bir iki acemi öğretmen adayı (üniversite öğrencisi) elinde, adeta çobansız sürü gibi kaldı.
Niteliksizliği fark eden iyi öğrenciler artık kurslara devam etmez oldu. Kendi başlarına çalıştılar, belki bir iki dersten özel ders alarak… Onlar için kurslara gitmek zaman kaybından başka bir şey değildi.
Kursta kadrolu öğretmen bulmak zor oldu. Hem birkaç farklı kursta hem okulda derse giren öğretmen sayısı arttıkça arttı. Kaçak göçek, gecekondu kursların, eğitim ofislerinin, koçluk merkezlerinin sayısı o kadar arttı ki kurslar kendilerini ayakta tutacak öğrenci sayılarını kayıt edemeyince ve hedef ciroları yakalayamayınca asgari ücrete öğretmen çalıştırdılar. Kurstan içeri belki 20-30 öğretmen girerken sigortalı olanların sayısı bir elin parmağını geçmez oldu. Bazı kurslar yıl sonunda başarılı 100 öğrencisini reklam ederken, yeni şubeler açıp 300-400 öğrenci kaydederken kurumlarında sigortalı çalışan sayısının üçü beşi geçmediğini saklayabildiler ilgili devlet kurumlarından… Çalışanların hepsini sigortalı yapan, yasalara dikkat eden kurumlar bu işportacı kurslarla rekabet edemez oldu. Bu kurumlar ya kapandılar ya diğerleri gibi ilkelerinden ödün verdiler. Öyle ya devlet okulundan kursa kaçak gelen öğretmenin kuruma tek kuruş maliyeti yoktu. Bir de Fetö iltisaklı öğretmenler… O da ayrı konu! Fetö’den yargılanıp beraatını almış öğretmenlere hakları iade edilmeli, diğerleri de sıkı takip edilmeli.
İyi dershanecilerin çoğunun devlete geçmesiyle kurslarda alttan öğretmen yetişmez oldu ve haliyle 2014 yılı öncesindeki kurs disiplini, öğretmen niteliği ve başarı mumla aranır oldu. Hele 40’ından, 50’sinden sonra açık öğretim fakültelerinden diploma kapan ev hanımları ve postaneden, bankadan, özel sektörden emekli amcalar da kurslarda kendilerine öğretmen kadrosu bulabildiler. Olan, hiçbir şeyden habersiz zavallı çocuklara ve ailelerine oldu!
Sınavlara hazırlık süreci “salgın/pandemi” sonrası dijital dünyaya taşındı. Çok iyilerin yanında şovmen, laf ebesi birçok “eğitim koçu” türedi… Parayla havalı reklam yapan dijital eğitim paketleri de öğrenciye çare olmayacaktı olmadı da. Bu dijital paketleri alan öğrencilerin otokontrolden uzak olduğu, kendi başına çalışmayı beceremediği, seviyesine ve duygusuna göre eğitim dili kullanılmadığı vb sebeplerden çoğu bilgisayar başında ancak ilk birkaç gün veya hafta ders dinleyebildi ve hayallerini gerçekleştiremedi, parasını çöpe atmış oldu. Hele zaten ders çalışma alışkanlığı ve sabrı olmayan zayıf ve orta seviyedeki öğrenciler…
Sınavlara hazırlık dijital programlar ergenlik ve ilk gençlik çağındaki öğrenci tarafından sürdürülebilir programlar değildir. Öğrencinin tecrübeli, pedagojik bilgisi olan canlı kanlı ve gözlerine bakarak ders anlatan öğretmenlere her zaman ihtiyacı var. Duygusuz eğitim, başarıyı getirmez!
Çeşit çeşit kurslar, eğitimci olup olmadığı bilinmeyen öğretmenler(!) ve ciddiyetten uzak, yalan yanlış yayınlar…
Tam bir pazarcılık…
Eğitim işportacılığı…
Çözüm detaylandırılabilir, standartlar yönergesinden özel öğretim mevzuatına birçok konu tartışılabilir. Ancak ilk aşamada şunlar yapılabilir:
1-Devlet memuru öğretmen okuldaki öğrencilerine yoğunlaşmalı, hiçbir özel kurumun ve yayıncılığın doğrudan/dolaylı temsilciliğini yapmamalı.
2-Kurs, ödev evi, etüt merkezi… Öğrenci sayısı ile öğretmen ve personel sayısı karşılaştırılarak özel öğretim kurslarında kaçak öğretmenler değil mesleğini sadece kendi kurumunda yaşayan öğretmenlerin istihdam edilmesi teşvik edilmeli.
3-Kaçak kurslarla, özel ders bürolarıyla ve türevleriyle daha ciddi mücadele edilmeli, asla müsamaha gösterilmemeli.
4-Kurslarda da öğrenci yoklama fişleri ve ders defterleri kontrol edilmelidir.
5-Kursların ve sınava yönelik dijital eğitim platformlarının reklamları ciddi şekilde denetlenmelidir.
6-Öğrenci sayısı az olan özel kurslar birleşip tek kurs olmalı. Böylelikle bina, kira, personel giderleri en aza düşürülmeli. Tek çalışma alanı özel öğretim sektörü olan yetkin öğretmenler bir araya gelmeli ve dışarıdan öğretmene ihtiyaç kalmamalı.
Murat tebrik ediyorum.Her kelimesi o kadar doğru ve yerinde ki,üzerine ekleyecek hiçbir şey yok. Düşüncelerini bu kadar güzel ifade etmen beni çok etkiledi.Okurken her satırda hak verdim.Kalemine sağlık.