Haydi gelin, bu sabah ısırgan otunun öğretisini hatırlayarak başlayalım güne. Isırgan otunu bilirsiniz; dokunduğunuzda can yakar, kızartır, kaşındırır. Ama bir bilge söylencede denir ki, ısırganın olduğu yerde ebegümeci de olur, papatya da. Isırgan yakarsa, hemen yanı başındaki ebegümecini ezip elinize koyarsanız, acıyı alır, ferahlatır. Her sabah merakla okuduğum sayfalardan birinin günaydın mesajıydı bu. Gün içinde de aynı mesajı birkaç kez açıp okumuş, hatta üzerine de uzun uzun düşünmüştüm. Ne güçlü bir öğretiydi bu. Dert ve derman, aynı toprakta bitiyor. Rabbimiz, acının yanına şifayı da koymuş. Aslında mesele neyle karşılaştığımız değil, nereye baktığımız. Soruna mı takılıyoruz, yoksa çözüm mü arıyoruz?
Acaba hayatın her alanında bu denge var mıydı? Dertle birlikte gelen dermanı görebiliyor muyduk?
Ben eğitimci gözü ile bu öğretiyi eğitimde görmek istedim. Eğitim de tıpkı doğa gibiydi aslında. Bazen öğrencimizin tutumu bir ısırgan gibi yakabilirdi bizi. Beklemediğimiz bir davranışla, bir sözle yüreğimizi kaşındırabilirdi. Ama dikkatle bakarsak, hemen yanı başında bir ebegümeci gibi uzanan çözüm mutlaka vardı: Belki sabır, belki anlayış, belki farklı bir öğretme yöntemi. Günün stresi, yaşanan olumsuzluklar ve belki de o anın şoku ile biz sadece yüreğimizdeki kaşıntıya odaklandık.
Bir anne, bir baba, bir öğretmen olarak bazen çaresiz hissettiğimiz anlar olur. “Bu çocuğa nasıl ulaşacağım?” deriz. O an durup düşünmeliyiz. Belki de cevabı çok uzakta değil, hemen oradadır. Belki sadece bakış açımızı değiştirip biraz eğilmemiz, biraz koklamamız gerekir toprağı.
Hayat bazen ısırır. Eğitim bazen sınar. Ama hep bir ebegümeci vardır yakında. Önemli olan, kendimizi umutsuzluğa kaptırmadan aramak. “Derdini veren Rabbim, dermanını da verir” diyerek sabırla yürümektir.
İşte bu yüzden her yeni güne, bir ısırganın yakıcılığına değil, bir ebegümecinin şefkatine odaklanarak başlayalım. Acıtanı değil, şifayı arayalım. Çünkü eğitim, sadece bilgi değil; aynı zamanda sabırla, inançla, merhametle sürdürülen bir iyileştirme yolculuğudur.
Ve unutmayalım: Derman, hep yakınımızda. Yeter ki yüreğimizle görelim.