eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ahmet TEK

Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi mezunu. Hürriyet Gazetesi’nde mesleğe başladı. Muhabir, Yurt Haberleri Müdürlüğü ve idarecilik yaptı. Anadolu Ajansı’nda muhabir, editör, Yurt Haberler Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Haber Akademisi Koordinatörü olarak hizmet verdi. Sürekli Basın Kartı sahibi. Milli Güvenlik Akademisi, basın kuruluşlarının düzenlediği çalıştaylar ve Anadolu Ajansı’nın muhabir yetiştirme programında habercilikle ilgili dersler verdi. Uluslararası medya eğitim programlarına katıldı. Baykuş koleksiyoneri, bibliyofil ve seyahat tutkunu.

    Ankara’nın Güz Günleri

    Öyle güzel, öyle serin, öyle tatlı bir sonbahar sabahı… Güneş cömert, altın ışıklarını her yere serpmiş. Ağaçlara daha cömert, iltimas geçmiş ve tüm yaprakları som altınla kaplamış. Her yaprak bir altın çiçek. Yüzüme, sakalıma, elime, kalemime, masamın üzerine, kitaplarıma, defterime düşen ışığın saçtığı altın tozu aynı yoğunlukta değil. Varsın olsun, ben nasibime düşene razıyım.

    Başkent, iftiraya uğrayıp siciline ‘gri’ damgası vurulan hüzünlü şehir olarak içimi sızlatır. Ona yapılan haksızlığa üzülürüm. O kadar, elimden başka ne gelir? Ankara’ya gri etiketi yapıştıranlar ya kasıtlı ya gözleri kapalı gezenler olmalı.

    Ankara’ya en yakışan mevsim güz, ay ise ekimdir. Ankara bu günlerde kendisine zorla giydirilmiş olan ‘gri şehir’ adlı iğreti kostümünden kurtulur.

    Bir dolanın Kızılay’da, Sıhhiye’de, Kurtuluş’ta…Ya da Cebeci, Bahçeli, Maltepe, Ayrancı, Dikmen ve Esat’ta… Bir soluklanın Atapark’ta, Seğmenler’de, Ahlatlıbel’de, Kuğulu’da, Botanik’te, Gençlik Parkı’nda… Eymir, ODTÜ, Hacettepe, Atatürk Orman Çiftliği, Kızılcahamam, Beypazarı, Nallıhan, Çubuk ve Işık Dağı’na yolunuzu düşürün…

    Bir bakın etrafınıza, grilik nerde? Bir vakitler Ankara için bir şablon tanım vardı. Kuru fasulye, kuru soğan ve pilav üçlemesini hatırlatırdı. Kömür karası, kükürt sarısı ve çamur bozu… Herkes damak tadına göre hazırlar, her yazıda karşımıza çıkardı.

    Ankara, sarıdan turuncuya, alev alev yanmaya hazır kızılın binbir tonuna büründü çoktan. Sonbahara en iyi ev sahipliği yapan şehir oldu. Gün batımları doyumsuz. Ufku boydan boya pastel renkler sardı. Bulutlar kana kana gurubun kızıl şurubundan içiyor. Sonbaharın doya doya yaşandığı en serin şehir Ankara’dır artık.

    At kestaneleri ve meşelerin geniş damarlı dev yaprakları yeşilden turuncuya dönmüştür. İster sabah, ister gece bir yürüyüşe çıkın. Kaldırımlara halı gibi yayılmış yaprakların çıtır çıtır seslerini, hiçbir müzik enstrümanı çıkaramaz. Yaprakların, hafif esintinin ve ılık havanın ezgisi sizi sarıp sarmalar.

    Sinema, tiyatro, kitapevleri, kütüphane, üniversite öğrencileri, mont, spor ayakkabı, yağmurluk, şemsiye, kitap, çay, kahve, Hamamönü, Kale, Beytepe, Fen Fakültesi, resim galerileri, müzeler, Cer Modern, Güvenpark, Cinnah, Kuğulu, Mogan… Bunlar Ankara’nın ekim ayı sözlüğünün değişmez kelimeleri.

    Bir de yağmur yağmaya görsün; işte Ankara o vakit bir aşk şehrine dönüşür. Ekimi güzelleştiren yağmurdur. Yağmurun ıslattığı toprağın kokusu Ankara’da bir başkadır.

    Bu yıl ülke mevsim normallerinin üzerinde sıcaklardan bunaldı. Yaz bitse diyenlerin sesleri ilk kez bu kadar yüksek çıktı. Tabiat, sıcaktan yakınanlardan da soğuktan şikayet edenlerden de habersiz, kendi rotasında yolculuğunu sürdürüyor.

    Havalar soğuyor, sonbaharı ortaladık. Bir de rahmet yağsa; kara bulutlardan damla damla düşen güz yağmurları önce solgun yaprakları, sonra kaldırımları yıkasa. Her yer yaprak, toprak, yağmur koksa. Ankara güz koksa.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Murat Ay dedi ki:

      Ankara’nın dostlukları lepisdes renkli yapraklar kadar sıcak olur hocam. Ama romantizm gün gün azalıyor maalesef…
      Ellerinize sağlık.

    2. Şefika Köymen dedi ki:

      Ankara aşkın tutuşmuş senin… Neredesin?

    3. Mustafa kutun dedi ki:

      Kalemine sağlık oncelikle .yureğinden dökülen nağmeleri,naksettigin güzellikleri içimdeki kuyudan çıkardın kardeşim. Özlemişim bu duyguları toprağın kokusunu, yağmurun üstüme yağsın diyen şarkı sözlerini.tesekkurler .Selamlar