Bilinen ve görünen tarafının ötesine geçerek Ankara’nın ötesinden, ötelerinden bilgi, irfan ve hikmet yüklü pencerelerin açıldığı bir kitap. Kendi ifadesiyle ‘’bildik Ankara’nın ötesine geçerek şehrin binlerce yıllık özünü ruhunu kavramak ve anlatmak’’ iştiyakıyla sizi Ankara’nın tarih ve kültürüne hakikatli bir yolculuğa çıkarıyor. Klasik sistemimizin künhüne vakıf olmak dediği türden ince...
Dünyada beş kez başkent olmuş bir şehir parmakla gösterilmez mi? Bu şehrin mirasına sahip çıkılmaz mı? 100 yıllık bir Cumhuriyet’in her gününe tanıklık eden ve geçmişiyle övünmeyi bilmeyen bir şehir sevilmez mi? Mütevazılıkta rakip tanımayan, dertlilerin derdine çare aramaktan bitap düşen bir şehire gönül verilmez mi? “Biz bu şehrin sevdalılarıyız”...
Öyle güzel, öyle serin, öyle tatlı bir sonbahar sabahı… Güneş cömert, altın ışıklarını her yere serpmiş. Ağaçlara daha cömert, iltimas geçmiş ve tüm yaprakları som altınla kaplamış. Her yaprak bir altın çiçek. Yüzüme, sakalıma, elime, kalemime, masamın üzerine, kitaplarıma, defterime düşen ışığın saçtığı altın tozu aynı yoğunlukta değil. Varsın olsun,...