Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi mezunu.
Hürriyet Gazetesi’nde mesleğe başladı. Muhabir, Yurt Haberleri Müdürlüğü ve idarecilik yaptı. Anadolu Ajansı’nda muhabir, editör, Yurt Haberler Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Haber Akademisi Koordinatörü olarak hizmet verdi. Sürekli Basın Kartı sahibi. Milli Güvenlik Akademisi, basın kuruluşlarının düzenlediği çalıştaylar ve Anadolu Ajansı’nın muhabir yetiştirme programında habercilikle ilgili dersler verdi. Uluslararası medya eğitim programlarına katıldı. Baykuş koleksiyoneri, bibliyofil ve seyahat tutkunu.
Bugün günlerden cumartesi. Ramazan başlayalı bir hafta geride kaldı. Günler nasıl da hızlı akıyor; bir yokuştan kayar gibi. Bu yıl Ankara’ya ne kış geldi ne kar yağdı. Hava sıcaklığı 18 dereceyi bulmuşken ve bahar kapıyı çalmışken Ankara Kalesi’ni gezmenin tam sırasıydı.
Biri sanat tarihçisi, biri gazeteci ve PİAR Şirketi sahibi iki dostla, (M. Vehbi Uysal ve Ercan Halıcı) Ulus Heykel güzergâhını izleyerek Ankara Kalesi’ne gitmek üzere yoldayız. Trafik kilit. Özellikle Bentdere kavşağından başlayıp Hisar Parkı Caddesi’nden Kale giriş kapısına kadar araç yoğunluğu var.
Hava güzel olunca adeta herkes kendini dışarıya atmış. Anadolu Medeniyetleri Müzesi önünde araç yoğunluğu ile insan kalabalığı birbirine karışmış. Rahmi Koç Müzesi ve Ankara Kale kapısı önünde de aynı yoğunluk var. Otoparklarda yer kalmamış. Otopark her yerde sorun, ancak başkentin cazibe merkezinde gerçekten çileye dönüşüyor. Kalenin yukarılarına devam ediyoruz. Nihayet bir araçlık boş yer buluyoruz. Ara sokaklardan, dönüşüm projesi bekleyen; yıkıldı yıkılacak, büyük bölümü terk edilmiş harap evler arasından İç Kale kapısına iniyoruz. Meğer asıl kalabalık Kale’nin içindeymiş. İğne atsan yere düşmez.
Ankara Kalesi’nde yeni atölye-galeri açan bir ressam arkadaşı ziyarete gideceğiz. Ressam İbrahim Özat, Karamanlı. İbrahim bizi Hisar kapısında karşıladı. 1885 yılında yaptırılan sekizgen planlı Saat Kulesi’nin restorasyonu henüz bitmemiş. 140 yıllık eser, Atpazarı’nın simgesi.
İlk durağımız, Pilavoğlu Han. Küçük küçük sanat atölyeleri, butik iş yerleri, galeriler. Üst kata çıkıyoruz. Kırk kadar oda ve her oda bir sanat atölyesi. Ahşap üzerine yoğunlaşmış ressam Buluş Aksoy’u ziyaret ediyoruz. Ahşaplar, eski kapı ve pencereler Buluş Aksoy’un sanat ve emek imbiğinden süzülerek yeniden hayat buluyor. Sonra heykeltıraş Eylem Akgül Sunguroğlu’nun mekânına geçiyoruz. Odanın yarısı pencere ve Ankara bütün güzelliğiyle karşımızda. Pencere önünde birkaç dakika oturmak bile insanı dinlendirmeye yeterli. Bu tür pencere önlerini ilham kaynağı görürüm.
Rençber Han’da da nihayet sanatçı atölyeleri açılmaya başlanmış. Şimdilik bazı odalar boş ama ressam Aykut Karahan’ın atölyesi tıklım tıkış eser dolu. Eserlere bakmaktan gözlerimi alamadım. Karahan, yağlıboya çalışıyor.
Nihayet İbrahim Özat’ın atölyesindeyiz. Özat uzun yıllar Torosların eteklerindeki hayatı; yörükleri, keçileri, ağaçları ve kadınları gözleyip onları çizmiş. Şimdilerde Anadolu uygarlıkları ile arkeolojik eserlerden bir seçki hazırlama derdinde. Piri Reis adlı çalışmasını yeni bitirmiş. Atölyedeki masanın üzerinde Zeus yağlıboya çalışması dikkatimi çekti.
“Ankara’da gezilecek yer mi var?” diyenlere kızmıyorum. Yazık, yaşadıkları şehirden haberi olmayan kişiler onlar. Sadece Ankara Kalesi çevresini adamakıllı gezmek istiyorum deseniz, en az dolu dolu üç gün ayırmanız gerekir. Ankara Kalesi’nde tarih var; Galatlar, Roma, Bizans Selçuklu, Ahiler ve Osmanlı. Ama ben Kale’nin her yerinde Selçuklu kokusunu hissederim. Aslanhane’den aşağıya doğru ise Ahi Cumhuriyeti’nin izlerini görürsünüz. Kale çevresi Türkiye’nin sanat merkezi olmaya aday. Biraz tanıtım, çokça destekle bu iş kotarılır.
Kaleden, göz bebeklerimde tuvallerden sinmiş pastel renklerle Söğütözü’ne gidiyorum. Ufukta günbatımının kızıllığı başlıyor. Ankara merkezli Kartallar Holding’in binasında Başkent Ankara Meclisi’nin (BAM) iftarındayım.
BAM, Ankara’nın en büyük sivil toplum çatı kuruluşu. Başkanlığını 25, 26 ve 27. Dönem Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan yapıyor. Ceylan, Doğa Koruma Vakfı’nın da başkanı. Ankara’yı, beldelerinden köylerine, ırmaklarından, ormanlarına, kuşlarından yaban hayatına, kültürüne onun kadar iyi bilen başka bir isim gösterilemez. Ankara ile özdeşleşmiş bir isim Nevzat Ceylan.
Davetliler arasında, milletvekilleri, valiler, 30’dan fazla hemşehri derneği federasyonu genel başkanı, çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanı ile kanaat önderlerinin bulunduğu iftardan sonra bir vefa örneğine tanık oluyoruz.
Ankara’ya yaptıkları unutulmaz hizmetleri nedeniyle BAM Yönetim ve Denetim Kurulu kararıyla her yıl iki veya üç isme verilen Üstün Hizmet ve Başarı Ödülü için bu yıl, kurucu üyelerden üç isim seçilmiş. Ankaralılar adına bir vefa örneği olarak kabul edilen Üstün Hizmet ve Başarı Ödülleri’ne layık görülen isimler şunlardı. -Saffet Arıkan Bedük: 20 ve 21. Dönem Ankara Milletvekili ve E. Ankara Valisi, -Hamdi Eriş: 19. Dönem Ankara Milletvekili ve -Şevket Bülent Yahnici: 21. Dönem Ankara Milletvekili.
Ankara’da bir cumartesiye çok güzellikler doldurduğum ömürden bir gün böyle geçti. Hacı Bayram’ı, kitap fuarını ve Hamamönü’nü bir başka güne erteledik.