eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Erol KÖMÜR

Tarih öğretmeni Erol KÖMÜR, yüksek lisansını eğitim yönetimi üzerine yapmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tüm ortaöğretim kurum türlerinde öğretmen ve idareci olarak görev yapmıştır. İstanbul-Beylikdüzü’nde Yaşar Acar Fen Lisesi’nde müdür yardımcısı olarak görevine devam etmektedir. Lisans eğitiminden itibaren eğitim tarihine ilgi duymuş ve Türkiye’de zeka ve yetenek eğitimin tarihine odaklanmıştır. Enderun Mektebi, zeka ve yetenek araştırmaları, zeka ve yetenek eğitimi, zeka ve yetenek testlerine dair bildirileri, makaleleri ve kitapları ulusal ve uluslararası platformlarda yayımlanmaktadır. Öğretmenlik ve yöneticilik görevinin yanında; özel yetenekli öğrenciler için ders-etkinlik içerikleri üretimi, tarih öğretim programlarının uygulama ve geliştirilmesi, eğitim mevzuatının geliştirilmesine dair bakanlık bünyesinde görevler almıştır. Alana dair ulusal ve uluslararası projelerde yürütücülük ve koordinatörlük görevleri yapmıştır.

    Ali Haydar Taner’in Tedkikat-ı Ruhiye Rehberi

    Ali Haydar Bey (Taner,1883-1956)  Darülfünun’da görev yaptığı dönemde pedagoji, ruhiyat ve tecrübi pedagoji alanlarına eğilmiş, o günkü adıyla eftaliyat derslerini okutmuştur. Zeka araştırmaları ve zekanın tanılanmasına dair makale ve eserlerine bu dönemde rastlanılmaktadır. 1920 yılında yayınlanan Talebe Sicil Defteri Maarif Vekaleti Mektep Müzesi tarafından ortaokul ve liselerde kullanılmak üzere Ali Haydar Bey tarafından hazırlanmış eğitim tarihimizin ilk öğrenci rehberlik dosyası olma özelliğine sahiptir. 1923 yılında yeni kurulan Cumhuriyet’in en önemli gündemlerinden biri de genel nüfusun içinde nitelikli insan kaynağını tespit etme ve eğitim çağındaki genç nüfusun zeka, istidat, seciye ve mizaçlarının tanılanması, eğitilmesi ve geliştirilmesi meselesidir. Cumhuriyet hükümetlerinin 1920’de başlattığı bu çalışmaları 1923’ten itibaren daha planlı ve programlı çözümler üretme yollarına başvurmuştur. 1924’te Ali Haydar Bey (Taner) tarafından telif edilen “Lise ve Orta Mekteplerde Talebe Sicil Defteri Tutmaya Mahsus TEDKİKAT-I RUHİYE REHBERİ” adlı eser Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı)’nın Türkiye’de okul çağındaki öğrencilerin zeka, yetenek, özel yetenek , istidat, kabiliyetlerinin, ahlak ve karakterlerinin tanılanması için hazırlanan ilk resmi kılavuz olmuştur. Eserin bu özelliği ve ayrıca sadece bir telif eser olmaması; bu eserde tarif edilen yöntem ve metodlara göre yapılan zeka, yetenek, özel yetenek, kabiliyet ve istidat tanılamalarının ülke genelinde yirmi yıla yakın bir süre kullanılmış olması eseri eğitim tarihimiz açısından çok değerli kılmaktadır. Bu kılavuz eser Ali Haydar Bey’in bu çalışmadan birkaç yıl önce Mektep Müzesi Müdürlüğü tarafından resmi yayın olarak ortaokul ve liseler için hazırlattığı Talebe Sicil Defteri ile birbirini tamamlar niteliktedir. 

    TEDKİKAT-I RUHİYE REHBERİ ortaokul ve lise öğretmenleri için resmi bir kılavuz niteliğinde olmakla birlikte içeriği bilimsel bir yaklaşımla hazırlanmıştır. 64 sayfalık eserde (Osmanlı alfabesi ile basılan nüshanın sayfa sayısı), dönemin konuya dair Avrupa’da ve Amerika’da alanında kabul görmüş eserlerinin tarandığı kaynakça (kitabiyat) bölümlerinden anlaşılmaktadır. Kitabın bazı bölümlerinde bazı konularda farklı yaklaşımların mukayesesine yer verilerek öğretmenlerin kullanabilecekleri pratik yöntem önerileri de sunulmuştur. Eser öğrencilerin psikolojik ve bedensel özelliklerinin neden tanılanması gerektiği; tanılamanın zorunluluğu ile giriş yapmaktadır. 

    Ali Haydar Bey’in dönemde uluslararası literatürde kullanılan psikoloji ve pedagoji terimlerini ustalıkla Türkçe’ye kazandırması, eserin başından sonuna duru ve anlaşılır bir Türkçe kullanması dikkat çekici özellikleri arasında yer alır. Maarif Vekaleti’nin aynı dönemde tercüme ve telif eserlerinde aynı oranda duru bir Türkçe’ye rastlamak zordur. Ali Haydar Bey’in vefatına kadar yayınlandığı tüm eserlerinde Türkçe’nin güzel kullanımına dair hassasiyeti rahatlıkla fark edilebilir. Yaklaşımların, kuramların ve araştırmalara dair içeriklerin bulunduğu bölümlerde dil bilimsel bir eserin diline bürünmekte; gözlem ve tanılama ipuçlarının bulunduğu MÜŞAHEDAT bölümlerinde gayet nazik bir üslupla öneriler sırlanmakta; özellikle sicil defterine işleme, tanılamanın puanlanması, liste ve cetvellerin doldurulması ile dikkat edilmesi gereken detaylar ile ilgili bölümlerde dil emredici bir talimat haline dönüşmektedir. 

    Eğitim bilimlerinin dönemde henüz netlik kazanmamış olan  bazı temel meselelerine Ali Haydar Bey; farklı yaklaşımları göz önüne sererek birbirleri ile mukayesesini tercih etmiş; meselenin geleceğe dönük yönlerinin araştırmaya muhtaç olduğunu da belirtmeyi ihmal etmemiştir. 

    Taner’in zeka konularında farklı çalışmaları da bulunmaktadır. Zeka testlerinin acil pratik ihtiyaçları çözmekle birlikte bireyin tüm özelliklerini aydınlatma yeterli olamayacağını ve süreç gözlemini ısrarla vurguladığı görülmektedir. Özellikle lise öğrencilerine zeka testi uygulamasını gerekli görmemektedir. Ali Haydar Bey bu tutumunu farklı çalışmalarda da vurgulamaktadır. Eserinde, İbrahim Alaeddin (Gövsa) Beyin Zeka’nın Mikyası (tarafımızdan yayınlanmıştır) ve Mustafa Şekip (Tunç) Bey’in psikolojiye dair makalesini öğretmenler için doğrudan önermektedir. Söz konusu iki çalışma da dönemin Maarif Vekaleti yayımları arasındadır. Toplu testlerin sağlıklı olmadığını, bireysel testlerin uygulanmasına zamanın müsait olmadığını öne süren yazar talebe sicil defterleri ve tedkikat-ı ruhiye rehberi ile acil karşılanması gereken birtakım beklentiler bulunduğuna dair intiba uyandırmaktadır. 

    Eserin detaylarından bazı psikolojik testlerin ortaokullarda uygulamasının lise öğretmenleri tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Lise öğretmenlerine yönelik bu tür eğitimler İbrahim Alaeddin Bey tarafından aynı dönemde Ankara’da öğretmenlere hizmetiçi eğitimlerde, öğretmen adaylarına ise Darül Muallimin’de verilmekteydi. Eserde yapılan atıflarda Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika’da yapılan uygulama ve yayınlara yer verilmiştir. Ali Haydar Bey’in alana bu denli hakim olmasında eser tercüme edecek düzeyde yabancı dil bilmesi ile birlikte uluslararası bilimsel toplantıları da düzenli olarak katılım sağlaması etkili olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Nezareti)’nı temsilen uluslararası eğitim kongrelerine ilk katılan resmi temsilci olma sıfatı da Ali Haydar Bey’e aittir. 1924 yılında Uluslararası Ortaokul Öğretmenleri Kongresi’nden döndükten sonra kaleme aldığı rapor ve Prag’daki izlenimleri dönemin eğitim dergilerinde yayınlanmıştır. 

    Eserin hatırı sayılır bir bölümünde karakter tiplerine, bunların tanılanmasına ve kaydedilmesine, eğitimine geniş yer verilmiştir. Tipler konusunda geçmişin birikimi ile dönemin yenilikleri bir arada tekrar yorumlanarak verilmektedir. 

    Eserin en dikkat çekici bölümleri kuşkusuz Ali Haydar Bey’in kendi yorumlarıyla aktardığı dönemin eğitim birikimini ve anlayışını aktaran bölümlerdir. Mesela, eğitimden beklenen gayeyi şu şekilde tarif etmektedir: “Tedris, başlı başına bir gaye değil, terbiyenin bir vasıtasıdır. Tedrisin terbiyevi olması, yani bir dersin, her bir mevzunun, şakirtlerin melekat-ı akliye, hissiye ve iradesinden birini veya birkaçını inkişaf ettirmesi lazımdır” demekte ve eğitimin öğrencilerin akli melekelerini, duygularını, iradesini geliştirmesinin gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Devamında “tedrisatın asıl gayesi, falan kitap veya cetveldeki malumatın çocuklara ezberlettirilmesi değildir; asıl hedef, çocuklarda fıtraten mevcut olan istidat ve kabiliyetleri mütevazin ve hem ahenk bir surette her cihetten inkişaf ettirmektir; muallimler şakirtlerin ruhi ve bedeni kabiliyetleri hakkında tedkik ve müşahedelerde bulunmağa mecburdurlar. Talebenin evsaf-ı ruhiyesi, ahval-i sabıkası bir dereceye kadar anlaşıldıktan sonra terbiye vasıtaları istimal edilirse, yapılan işte daha ziyade muvaffakiyet hasıl olur” diyerek; çocukların doğuştan getirdikleri zeka ve özel yeteneklerinin öğretmenlerce tanılanmasının zorunluluğunu vurgulamakta, eğitimde başarının ancak bu zeka ve özel yeteneklerine uygun eğitim ile yapılması halinde başarılı olacaklarını tespit etmektedir. Bu konularda öğretmenlerin kendilerini geliştirmelerinin  ve aynı zamanda mesleki eğitimler düzenlenmesine dair ihtiyacı da gündeme getirmektedir. 

    Bilişim teknolojilerinin eğitim hayatında yerini almasından önceki tüm eğitimcilerin aşina olduğu; öğrencilere dair gözlemlerin, kişisel özelliklerine dair önemli bulguların kaydedildiği bir nevi öğrenci sicil defterine önkayıt oluşturan; öğretmenin not defteri veya öğretmenin cep defteri (öğrencilerin sınavlarda aldığı puanların kaydedildiği defter değil) kullanımı ilk defa bu eserde Ali Haydar Bey tarafından önerilmiştir. Yine bugün genel eğitim yapılan ortaokul ve liselerde öğrenci rehberliğinin vazgeçilmezleri arasında yer alan “sınıf öğretmenliği”, “şube öğretmenler kurulu”, “sınıf öğretmenleri teşkilatı” vb. günümüzde de devam eden uygulamalar ilk kez bu eserde gündeme getirilmiş ve hayata geçirilmiştir. 

    Ali Haydar Bey zeka testlerinin bilgi yoklaması olmaması gerektiğini vurgulamakta; bu nedenle zekanın, yeteneğin, kabiliyetin, istidadın özellikle özel kabiliyetlerin süreç tanılaması ile yapılmasını önermektedir. Söz konusu süreç tanılamasının da indi (sübjektif) kanaat ve yargılarla değil; somut bulgu, eser ve ürün odaklı yapılmasını bu konuda sicil defterine yazılan bulgu ve kanaatlerinde mutlaka bir ürün dosyasında tutulmasını önermektedir. Günümüzdeki rehberlik dosyalarından farklı olarak “talebe sicil dosyası”nda tanılamayı yapan öğretmenin bir sayfalık fotoğraflı biyografisine, mesleki çalışmalarına yer ayrılmış; bu sayfanın doldurulması da zorunlu tutulmuştur. 

    Zeka ve yeteneklerin tanılanması ile ilgili bölümde “yaratıcılık”a özel önem verilmiş; yaratıcılık ibda, icat ve keşif ile ilişkilendirilmiştir. Yaratıcılığın farklı alanlarda tezahürünü somut bulgulara dayandırmak için her bir alana özgü ürün değerlendirmesini önermiştir. Yine bu bölümde Ali Haydar Bey farklı özel yetenekler için eğitimin farklılaştırılmasını ve sanat dalları için genel eğitimden ayrı güzel sanatlar eğitimini önermektedir. Cumhuriyet dönemi eğitim tarihimizde ÖZEL YETENEK (hususi kabiliyet) terimini ilk kullanan eğitim bilimci Ali Haydar Bey olmuştur. Bu terim ilk kez bu eserde kullanılmıştır. 

    Bu eserin tekrar günümüz araştırmacılarının istifadesine sunulmuş olması heyecan vericidir. Sadece eğitim tarihimiz ilgilenenlerin değil aktif olarak zeka, yetenek çalışmaları yürüten araştırmacıların, rehberlik öğretmenleri, psikoloji danışmanların ve öğrenci rehberliği yapan tüm öğretmenlerimizin bu eseri alandaki değişim ve dönüşümü irdeleyebilmek için tetkik etmelerinde yarar vardır. Bir sonraki yazımda bu eseri bütünleyen Talebe Sicil Defteri’ne yer vereceğim. 

    İstanbul-2023 

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.