Yaşadığımız bu çağda müfredat ne kadar önemliyse öğretmenin yeri ve önemi de o derece önemlidir. En iyi müfredat da olsa uygulayıcısı olan öğretmen, istenilen özelliklere sahip değilse beklenen başarı sağlanamayacaktır.
Her şeyden önce eğitimci alanında yeterli bilgi birikimine sahip, mesleği ile ilgili tüm gelişmelerden haberdar olmalıdır. Genel kültür seviyesi yüksek, eğitimcilik özelliklerini taşıyan biri olmalıdır. Başarılı olabilmesi için, mesleğini sevmeli, güler yüzlü ve alçak gönüllü olmalıdır. Yöneticilik ve rehberlikle ilgili formasyonu bilmeli, etkileyici konuşmaya ve davranışa sahip olmalıdır. Zamanını en iyi şekilde kullanmalı, prensipli ve bilinçli olmalı, karşısındakiler ile iyi diyalog kurmalı, motive edebilmeli, problem çıkaran değil, problem çözen olmalı, öğrenciye eşit davranmalı, kendisini sürekli yenileyebilmelidir.
Bilgisayardan yararlanabilmeli, en az bir yabancı dil bilmeli, günün araç ve tekniklerini bilip uygulayabilmelidir. Öğrenciye soru sorma fırsatı tanımalı, öğrenciler arasında dengeli, olumlu ve tutarlı olmalı, öğrencilerine güzel ifadelerle hitap edebilmeli, kırıcı ifadelerden uzak durmalıdır. Kendinden emin ve cesaretli olmalı, karşısındakilere güven vermelidir. Uzlaştırmacı olmalı, hatasını kabul edebilmeli, hatasında ısrar ve inat etmemeli, olaylar karşısında soğukkanlı olabilmelidir.
Öğrenci başarısını ölçerken hassas ve âdil olmalı, başarıyı teşvik edici, ödüllendirici olmalıdır. Cezalarda yapıcı olmalı, aşırılıklardan kaçınmalıdır. Şiddetli münakaşalardan ve hararetli tartışmalardan uzak durmalı, sürekli tenkitçi olmamalıdır. Eleştirilere açık olmalı, okul yönetimiyle, meslektaşlarıyla, öğrenci velileri ve öğrencilerle çok iyi ilişkiler içerisinde olmalıdır. Affedici olmalı, bağışlamayı bilmelidir. Karamsar olmamalı, olumlu ve umutlu olmalıdır.
Öğrencisini dinlemeli ve onlarla konuşup, derdini ve sevincini paylaşabilmeli, öğrencisini değerli görmeli, notunu hiçbir zaman silah olarak kullanmamalıdır. Karşısındakini sevmeli ve saymalı, eleştirirken öğrenciyi değil, olumsuz davranışı eleştirmelidir. Eğer mutlaka eleştirmesi gerekiyorsa, arkadaşları içinde değil, özel olarak çağırıp konuşmalı, sakin bir şekilde eleştirmelidir. Etkili ve verimli öğrenme metotlarını uygulayabiliyor muyuz? “Sıradan öğretmen anlatır geçer, iyi öğretmen açıklar, yetenekli öğretmen uygular ve gösterir, gerçek öğretmen ilham kaynağı olur.”
Eğitimciler olarak acaba biz, hangi öğretmen tanımı içine giriyoruz? Yıllarca özenle yetiştirdiğimiz öğrencilerimizden, acaba kaç tanesine ilham kaynağı olabildik? Öğrencilerimizden kaç tanesi, ben de öğretmenim gibi çalışkan, dürüst, cana yakın, yardımsever, cefakâr, dost ve örnek insan olacağım diyebilmektedir. Bu ve buna benzer soruların cevaplarını alabiliyor muyuz?
Onların kalplerinde, gönüllerinin en derin köşelerinde yer alabilmiş miyiz? Bilgiyi aktaran biz öğretmenler, bilginin önemini ve gücünü gerektiği gibi vurgulayabiliyor muyuz? Derste öğrencimizi motive edebiliyor, onun dikkatini ve merakını uyandırabiliyor, kendimizi gerçek öğretmen sınıfında görebiliyor muyuz?
Gerçek eğitimcilerin parolasını hatırlayalım. “İnsan duyduğunu unutur, gördüğünü hatırlar, hem görüp hem duyduğunu kolay kolay unutmaz, yaptığını ise tam olarak öğrenir. Beynimizin sağ yarım küresi, öğrendiğimiz bilgilerin resim, şekil ve hareketlerin boyutlandırma merkezidir. Hafızamız şekil ve örneklerle çalışıp bilgiyi resim haline dönüştürür.” Konu ile ilgili bir atasözüne kulak verelim. “Bin defa duymaktansa bir defa görmek iyidir.”
Gerçek öğretmenden beklentilerimiz neler olmalıdır? Öğrenmeyi öğretecek, öğrencilerinin kendilerine güven duymalarını sağlayacak, iyi motive edecek, düşünmeyi, araştırmayı, problemleri çözebilmeyi öğretecek, sadece konuşmalarıyla değil davranışlarıyla da iyi bir örnek olacak, öğrencilerindeki
gelişmeleri izleyerek ilerlemelerini sağlayacak, iyi bir gözlemci olacak, doğru ve olumlu bir eğitim verecek, bu özellikleri öğrencisine kazandıran öğretmenin eli öpülür değil mi?
Öğrencilerimize verdiğimiz eğitim onları kişilikli ve sorumlu yapmanın yanında, örnek davranış, ahlâk ölçüleri ve değer yargıları kazandırmalıdır. Öğrenciler sadece bilgileri ile yetinmeyip öğrendiklerini uygulayabilmelidir. Uygulamadığı bilgilerin hamalı olmamalıdır. Öğrenci öğrendiklerinin neye yarayacağını, nerede kullanacağını, önemli ile önemsizi birbirinden nasıl ayıracağını, insanlarla iyi bir iletişim kurmanın önemini kavramalıdır. Önemli olan bilgiye sahip olmak değil, bu bilgileri yerinde ve zamanında kullanabilmektir.
Spanski: “Değerlendirilmeyen bilgi değersizdir.” diyor. İyi bir eğitimci sadece bilgi aktaran değil, bilgiye nasıl ulaşılacağını ve onun nasıl kullanılması gerektiğini öğrencisine öğreten kişidir. Uyguladığımız eğitimle öğrencilerimiz bilgiyi seçebilmeli, öğrendiklerini değerlendirerek onları kullanabilmelidir. Öğrenme, gerektiği zaman kullanılmak üzere bilginin beyinde saklanmasıdır. En önemlisi de beynimizi lüzumsuz ve fazla bilgiden korumaktır. Şayet bunu başaramazsak beynimiz bir bilgi çöplüğüne dönüşür