Bu kadar yüksek meblağlı bir fatura aylardır kapalı olan bir aboneye gelemez diye düşündü ev sahibi… Mutlaka bir yanlışlık olmalıydı. Oluverirdi ara sıra, çevresinde zaman zaman konuşulduğunu işitmişti. Sayacı okuyan memur bir rakamı sisteme yanlış girmiş olabilirdi. Ya da sayaç bozuksa ve şimdiye kadar fark eden olmadıysa o yüzden de bu fiyat çıkmış olabilirdi…
Ne yapacaktı şimdi? Çağrı merkezindeki kızcağızla konuştu ama o da genel geçer şeyler söyledi: Şöyle yardımcı olalım, böyle inceleyelim; ödemeniz gerekiyor vs. Düzeltmek mümkün görünmüyordu, sanki er geç bu hatırı sayılır faturayı ödeyecekti…
Aradan birkaç gün geçti, ev sahibi sadece yaz aylarında kullandığı ve elektrik faturası ilk kez bu kadar yüksek gelen bahçesine gitti. Çağrı merkezi görevlisi ile telefonda konuştuklarında görevli, sayacın incelenmek üzere sökülmesi için yetkililerin mekâna gideceğinden söz etmişti. O gün bugün olsa gerek, elektrik dağıtım şirketi yetkililerinden haber gelmişti. Kendisine bildirilen saatte orada bulunmak üzere, kış ortasında yazlık eve gelen ev sahibi, şimdi etrafı inceliyordu. Bozkır’ın ortasındaki bir tarlada, küçücük, prefabrik ve aylardır kapalı olan bir evin elektrik faturası nasıl olurdu da bu kadar yüksek gelebilirdi?
Ev sahibi, tarlayı gezdi dolaştı; elektrik panosunun etrafına baktı ancak sıra dışı herhangi bir şeye ya da duruma rastlamadı. Sonra panonun bulunduğu tahtadan kutunun kilitli olduğundan emin olabilmek için onu da kontrol etti. Fakat ne hikmetse kutunun kilidinde bir sorun görünmüyordu, üstelik anahtarın açılmak için zorlanmış olması gibi bir durum da söz konusu değildi. Kutuyu açtı, sigortaların atmamış olduğunu gördü. Az sonra elektrik dağıtım şirketinden gelecek yetkililere ait olduğu anlaşılan bir aracın tarlaya doğru yaklaştığını fark etti. Yetkililer, sayacı sökmek için kullanacakları malzemeleri yanlarına alarak araçtan indiler. Ev sahibiyle selamlaşıp durumla ilgili kısaca bilgi aldılar. Arızalı olduğunu düşündükleri elektrik sayacını söküp ilgili evrakları abone sahibine imzalattıktan sonra mekândan ayrıldılar.
Yetkililer, sayacın inceleme süreci tamamlandıktan sonra kullanıcıya bilgi vereceklerini ve şayet sayaç arızalı ise kullanım dışı olan bir abone için çok yüksek bir bedele sahip o faturayı ödemeye gerek olmayacağını söylemişlerdi. Buna rağmen ev sahibi, uzun zamandır havalar soğuk olduğu için kapalı tuttukları yazlık bahçe evlerini ve evin etrafındaki boş araziyi bir süre daha dikkatli bir şekilde incelemek istedi… Ancak hâlihazırda dikkat çekecek veya normalden farklı bir duruma rastlamadı.
Günler geçti… Faturanın ödenmesi için belirlenmiş olan son tarih geçip bir de gecikme zammı sorunu çıkmasın diye kullanıcı aboneliği bloke ettirmişti. Bugün yarın sayacın inceleme raporu gelir diye bekliyordu. Nihayet beklenen bildirim geldi ve sayacın herhangi bir arızasının olmadığı, sadece bir aylık tüketim bedeli yansıtılmış olan faturanın ödenmesi gerektiği ve sayacın inceleme bedelinin de söz konusu meblağa yansıtılacağı ev sahibine bildirildi.
Pekiyi, aylardır boş olan; sayacın kilitli bir kutunun içinde muhafaza edildiği ve etrafta görünürde probleme sebep olacak herhangi bir durumun olmadığı bu tarlanın elektriği nasıl olmuştu da bir sanayi elektriği tutarında gelebilmişti?
İşte bu gizemli sorunun cevabı, incelemeye tabi tutulan sayacın yeniden takılması sırasında bulundu. Yetkililer, sayacın montajı sırasında ev ile elektrik panosu arasında, elektrik kablolarının bulunduğu hizada köstebeklerin toprağı kabartarak oluşturdukları tepecikleri fark ettiler. Evle elektrik sayacı arasındaki akımı taşıyan kabloları kontrol etmek için tarlayı kazdıklarında, bir köstebeğin elektriğe kapılmış olmaktan dolayı oracıkta canından olduğunu ve kopardığı kablonun bir ucunun toprağa geldiğini gördüler. Akım, ucu yerde olan kablo sebebiyle sürekli toprağa geçtiği için sayacın hızla dönüp faturayı kabarttığını anladılar… Şaşkın köstebeğin canına mal olan bu maliyetli hikâye de böylece, buruk bir tebessümle son bulmuş oldu…