-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…- “Elem tere keyfe fe’ale rabbuke bi ashab-iî fil” dedi, Kitapların Kalbi ve şairin yoluna bir ebabil kuşu düştü o lahza. “Elem yec’al key-dehümfi tadliylin” Bütün düzenleri boşa çıkarıyordu kader, ne kadar da acizdik. Hiçbir...
Kalbi okyanus rengiydi onun. Hayatı ve insanları bu kadar masum görmesinin nedeni buydu belki de. Kalbinin rengi, hayata bulaşıyordu. Genç yazar, kaleme dökecek bir ton ararken, ritmi yine kalemin çizdiği yolların arasında yakaladı. Bundan on yıl sonra yazacağı eserlerde her...
Mescid-i Aksa’da… Urfalı Şair Mehmet Âkif İnan, “Mescid-i Aksa’yı görmüştü düşünde” ve şöyle devam ediyordu: Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnımı koydum Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu Gözlerim yollarda bekler dururum Nerde kardeşlerin diyordu bir ses İlk...
Değirmenden henüz gelmiş olan un çuvallarının her birini tek seferde kaldırıp kaldırıp kocaman ve alüminyum malzemeden yapılmış sobaya benzeyen un depolarına boşaltıyordu. Siyah üzerine küçük mavi çiçekler bezenmiş şalvarı, namahrem görünce ağzını kapatacak biçimde başına doladığı kenarı iğne oyalı yazması...
Aylar önce köklenmiş bir menekşe yaprağının, uzun zaman sonra çoğalan yaprakları ve nihayetinde kendisinden yapraklar doğan ana kökle vedalaşma zamanı… Her şeyin bir bedeli olduğunun somut temsiliydi bu çiçek… Hayat, hiçbir şeyi hiç kimsenin yanına bırakmaz yahut hiçbir iyilik mükâfatsız...
Bütün şehir beni karşılamak için hazırlık yapıyor. Savaş çıkacakmış gibi stokları artırma hâli, hayat duracakmışçasına işleri güçleri yoluna koyma telaşesi… Yiyecekler, içecekler; türlü türlü ekmekler… Kredi kartları bütçeleri zorluyor. Benim, insan sağlığına faydalı olduğumu düşünenler kadar aksini düşünenler de var....
Bu kadar yüksek meblağlı bir fatura aylardır kapalı olan bir aboneye gelemez diye düşündü ev sahibi… Mutlaka bir yanlışlık olmalıydı. Oluverirdi ara sıra, çevresinde zaman zaman konuşulduğunu işitmişti. Sayacı okuyan memur bir rakamı sisteme yanlış girmiş olabilirdi. Ya da sayaç...
Yangın dağılmaya başladı. Mukaddes bir coğrafyada başlayıp diğer kutsal yerleri kavurarak devam ediyor. Her gün yeni bir yıkım her gün daha garip bir sessiz çığlıkla filler tepişiyor… Kim daha haklı ya da haklı kimse var mı bilmiyordu. İnsanı yaşatmayanın haklılığını...
Birazdan toplantı başlayacak. Büyük, anlı şanlı kimseler gelecek. İşte bak bak şuradan geliyor biri. Yaklaştı iyice, kralın en yakınlarından. Şöyle bir baktı, her şey yerli yerinde. Bu kez bir bahane bulamayacak gibi. Kahvaltı yapıp gelmiş olmalı, bu kadar suyu nasıl...
Dr. Seda Artuç BEKTEŞ “Koça boynuzu yük değil oğlum” dedi. Yeter ki sağlık olsun, çoluk çocuk huzurla büyüsün. Baktığını göremeyen, gördüğünü dinlemeyen kişiden ne hayır gelir. Kader deyip geçersin, diyar diyar gezersin de derde çare bulamazsın. İnsanoğlu ya bu, mahana...