eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ahmet TEK

Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi mezunu. Hürriyet Gazetesi’nde mesleğe başladı. Muhabir, Yurt Haberleri Müdürlüğü ve idarecilik yaptı. Anadolu Ajansı’nda muhabir, editör, Yurt Haberler Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Haber Akademisi Koordinatörü olarak hizmet verdi. Sürekli Basın Kartı sahibi. Milli Güvenlik Akademisi, basın kuruluşlarının düzenlediği çalıştaylar ve Anadolu Ajansı’nın muhabir yetiştirme programında habercilikle ilgili dersler verdi. Uluslararası medya eğitim programlarına katıldı. Baykuş koleksiyoneri, bibliyofil ve seyahat tutkunu.

    Hayat, Adalet, Sefalet

    “On dört yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur.”

    Sefalet, Arapça kökenli. Sufâla “Aşağı veya aşağıda olma, aşağılık olma sözcüğünden alıntı. Sefil de aynı kökten gelir. “Hor, alçak, aşağı tabakadan” anlamında. TDK Türkçe Sözlük’te sefil kelimesi; sefalet çeken, yoksul, alçak, alçak bir biçimde diye tanımlanmış.

    Sefalet, insanlık tarihinin evrensel kederinin adı. Bu sefaletin destanı Victor Hugo tarafından 17 yılda yazıldı ve “Les Misérables” adıyla 1862’de Paris’te yayımlandı.

    Dünya edebiyatının zirve eserlerinden, günümüzde de çok okunan “Les Misérables” Türkçeye ilk kez, Paris’te yayımlanmasından iki ay sonra Hikâye-i Mağdûrin adıyla kısaltılarak çevrildi. Münif Paşa tarafından çevrilen eser, Ruznâme-i Ceride-i Havadis gazetesinde yayımlandı. (8 Ekim-8 Kasim 1862 tarihlerini kapsayan sürede, 24 bölüm olarak tefrika edildi.) Eser daha sonra Şemsettin Sami’nin başlayıp Hasan Bedrettin’in tamamladığı tam çeviri ile II. Meşrutiyet’ten sonra basıldı. Bu kez eserin adı Sefiller’di ve hep bu isimle basıldı.

    Victor Hugo, Sefiller’de yaşadığı dönemin adeta toplumsal fotoğrafını çekmiş. Yasa ve merhametin doğasının incelendiği roman Fransız ihtilali, Paris’in mimarisi ve kentsel tasarımı, siyaset, ahlâk felsefesi, antimonarşizm, adalet, din, ailevi ve romantik sevginin türleri gibi konuları ele alır. Roman sadece Fransa’da değil, dünya çapında büyük başarı yakaladı. Dünyanın en iyi 5 romanından biri kabul edildi.

    Yazımın ilk paragrafı Sefiller’den alıntıdır. Sefiller’de altı çizilen bazı cümleleri paylaşmak isterim.
    “Kalabalıklar daima tehlikelidir. İçlerinde mutlaka ruhlarını satan alçaklar bulunur.”

    “Bazı insanların yüzüne bakmak, onlardan kuşkulanmak için yeterlidir.”

    “Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç.”

    “Zalimlerin çarkı, cahillerin çalışmayan kafalarıyla döner.”

    Düşünce zihnin, hayal hazzın ürünüdür. Düşüncenin yerine hayali koymak yemeğe zehir katmaya benzer.

    ”Umutsuzluğa kapılan yanılır. İlerlemenin uyanışı kaçınılmazdır ve netice itibarıyla büyüdüğü için uyurken bile yürüdüğü söylenebilir. Yeniden ayağa kalktığında boyunun uzadığı görülür. Nehirler gibi ilerlemenin de daima sakin olduğu söylenemez. Önüne engel koymayın, içine kaya fırlatmayın; engel suyu köpürtür, insanlığı kızıştırır. Çatışmalar bundan kaynaklanır…”

    Hugo romanın sonlarına doğru eserin geniş kapsamlı yapısına açıklama getirir:

    “Şu anda okuyucunun eli altında bulunan kitap, eksikleri, üstün veya zayıf tarafları ne olursa olsun, bir baştan bir başa bütünü de, teferruatlarında kötülükten iyiliğe, adaletsizlikten adalete, sahtelikten hakikate, geceden gündüze, ihtirastan vicdana, çürümüşlükten hayata, canavarlıktan vazifeye, cehennemden cennete, hiçlikten Tanrıya doğru bir yürüyüştür. Çıkış noktası madde, vardığı nokta ruhtur. Başlangıçta canavar, neticede melektir.”

    Dünya Sefalet Endeksi

    Victor Hugo’nun romanı 19. Yüzyıl Fransa’sına derinden bakıştır. Dünya Sefalet Endeksi ise, 21. Yüzyıl Türkiye’sinin enflasyon, işsizlik ve faiz röntgenini önümüze koyan verilerin çıktısıdır.

    John Hopkins Üniversitesi’nden Uygulamalı Ekonomi Profesörü Steve Hanke tarafından hazırlanan “Yıllık Sefalet Endeksi’nde” Türkiye, 2022 yılında dünya genelinde 10. sırada yer almış. Ülkeleri ekonomik koşullarına göre değerlendiren Hanke’nin Yıllık Sefalet Endeksi’ne göre, 2022 yılında dünyanın “en sefil” ülkesi 414.7 puanla Zimbabve oldu. 

    157 ülkenin yer aldığı bu listede Türkiye, 2022’de sefaletin en yüksek olduğu 10. ülke olarak sıralandı. Türkiye’nin sefalet endeksi 101.601 olarak hesaplandı. Türkiye’de sefalet endeksine en çok etki eden faktörün yüksek enflasyon olduğu belirtildi. 
    Sefaletin en az olduğu ülke ise İsviçre oldu. İsviçre’nin sefalet puanı 8.51 olarak hesaplandı. 

    Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye 2021 Aralık ayında 156 ülke içinde 21. sırada, Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almıştı.
    Sefalet Endeksi bir ekonominin durumunu ve uygulanan ekonomik politikaların başarısını ölçmekte kullanılan bir endeks. Ülkedeki yıllık enflasyon ve işsizlik oranlarının toplanması ile yıllık sefalet endeksi rakamlarına ulaşılıyor.

    Sefiller’den bir alıntıyla veda edelim:
    “Ucuz olan ne kaldı ki? Her şey ateş pahası. Ucuz olan tek şey dünyanın kahrı; dünyanın kahrını çekmek bedava!”

    Cem Karaca ne diyordu: “Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır. Bıktım be!”
    Bıkmak yok, umutsuzluk yok. Bir gün sefalet kelimesi uzağımızda kalacak. Buna inanalım ve bu inancın gereğini yapalım. Gerisi bereketiyle gelecektir.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.