Son yapılan 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlandı. Ülkemize ve insanlığa hayırlı olsun. Seçim sonuçlarını yakın gözlüğü ile incelememiz gerekiyor.
Mevcut seçim sonuçlarının Türkiye’nin geleceği açısından ilmi ve sosyolojik okumalarını yapmalıyız. Grup, zümre ve millet kavramlarının içini eğitim yoluyla dolduracak yeni bir perspektif inşa etmeliyiz. Aynı kavramlara farklı anlamlar yükleyerek oluşacak bir sosyolojik farklılaşma kime yarar? Ya da aile içi farklılaşmanın sonucundan kim ya da kimler faydalanabilir? Bu durumun anlamlandırmalarını da yapmamız gerekiyor.
Mevcut eğitim sistemimizin muhakeme ve değerler alanımızı sığlaştırarak cemiyetimizin bir kısmını dar bir zihin alanına hapsetmesine seyirci kalmayalım. Bu gelişmelerden yeni bir ‘’Zelenski Vakası’’ yaratmak isteyenler var. Ülkenin düşünen insanlarının bu duruma fırsat vermemesi gerekiyor. Türkiye yükselen bir güç. Medeniyet mirası güçlü bir ülke. Düşünce ve ilim alanını derinleştirip genişletmeliyiz. Bunun da yolu mevcut eğitim sistemini temelden bir rehabilitasyona tabi tutarak, ilmi metotları genişleterek muhakemeye dayalı bir medeniyet perspektifi oluşturmaktan geçiyor.
Konuyla alakası bakımından 4 yıl evvel yayınladığımız bir yazımızı alakanıza sunuyoruz:
Seçimin Galibi Eğitim Sistemidir!
Yenilenen 23 Haziran 2019 İstanbul seçimlerine bir başka açıdan bakalım. Bu seçimi maarif/eğitim penceresinden okumaya tabi tutalım.
Önce öğrencilerle ilgili mevcut rakamlarını bir gözden geçirelim.
YÖK verilerine göre İstanbul’da 11’i devlet üniversitesi, 40’ı vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 51 üniversite mevcuttur. Bu üniversitelerde öğrenim gören öğrenci sayısı 1 milyon 252 bin 911’dir. Bu rakamlara İstanbul’da tahsil gören 2 milyon 796 bin 674 ilk, orta ve lise öğrencisini de eklediğimizde, toplam öğrenci sayısı 4 milyonu aşmaktadır. Sadece öğrenci sayısı bir çok dünya ülkesinden fazla olan, devasa rakamlara ulaşmış bir eğitim camiası.
Diğer sebepler ortadan kaldırılsa idi bile eğitim/maarif alanındaki mevcut politikalar, daha doğru bir ifade ile mevcut sömürgeci eğitim sistemi karşısındaki ‘politikasızlıklar’ malum bu sonucu hazırlamakta idi!.
Mevcut eğitim sistemimiz; sistem, teşkilat yapısı, atama ve meslekte yükselme kariyer yapılanması, perspektif ve metodolojileri ile, müfredat içerikleriyle; bambaşka bir kimlikte, farklı kişilikte, çok yeni ve farklı düşünce dünyası ile yüklü bir nesil yetiştirmekte!. Küresel tüketim düzeni, dijital teknoloji ve iletişim vasıtalarının oluşturduğu bağlılık ve bağımlılıkları da bu duruma ayrıca ilave edelim.
Zevkleri değişmiş, tüketim alışkanlıkları daha öncekilere benzemeyen, algıları cemiyetin diğer kesimleri ile olabildiğince farklılaşmış, değerler dünyası küresel tüketim düzeni ile benzeşim göstermeye ve giderayak eklemlenmeye başlamış bir neslin varlığını görmek durumundayız!. Gelecek kaygısı ve değerler dünyasında oluşan boşluğunda gölgesinde hareket eden karamsarlık yüklü, arayış halindeki bu gençlik bu seçimin -bu gidişle gelecek seçiminde- belirleyicisi olmuştur!.
Değer, kimlik, kültür ve gelecek alanına hiçbir yatırım yapmadığı, eğitim/maarif alanında hiçbir politika geliştiremediği, bir ideali ülküsü olsun, istikbalde içinden çıktığı cemiyete hizmeti olsun diye yerli yerinde sistematize edemediği eğitim sistemini doğru ilmi ve milli veriler ışığında yapılandıramadığı için demode metotlar ile yetişen gençlik, görünürde Ak Parti’ ye, hakikatte ise bütün Türkiye’ye son seçimleri asıl kaybettiren temel sebep oldu!. Evet bu son seçimin asıl kaybedeni tüm Türkiye oldu!.
Bu gençliğin İngilizce gelişen teknoloji sağanağı altındaki durumu, Türkçe ve milli kültür alanındaki donanımları, ‘benmerkezci’ şahsiyet yapılanmaları, teşebbüs ruhunun zayıfladığı hayata bakış açıları, hayata hazırlayamayan bugünün dünyasından kopuk hayat bilgisi eğitimleri de başlı başına bir araştırma konusudur. Bunu da buraya not düşmüş olalım.
Rakamlarla eldeki verilere bir göz atalım. Buna 18- 25 yaş seçmen kitlesinin yani büyük oranda üniversite öğrencilerinin, bu seçimin sonucuna tesir ettiği açıkça görülmektedir. Önceki seçimlerde bu yaş seçmen gurubunun Ak Parti’ ye oy verme oranı yalnızca % 15’ler civarında idi. Bu gençlik kesimi son İstanbul seçiminde de farklı davranmadı!.
Hiç uzaklarda aramaya gerek yok!. Bu seçimlerin-bu gidişle yakın gelecekteki seçimlerinde- yönünü belirleyen temel kuvvet mevcut eğitim sistemi olmuştur!.
İşin kuralı belli ‘siz bu sistemi değiştirmezseniz, sistem sizi değiştirir!.’
Hiç bir bilgi, kavram, değer üretemeyen, sadece taklit ve tüketim kültürünü benimsemiş, yaşadığı dünyayı sadece hazları penceresinden görebilen, hedef ve idealleri zafiyete uğramış, çevreyi hissetmeyen, komşuluğu tanımayan, acılarımıza ortak olamayan bir neslin yetiştiricisi bu eğitim sistemidir, bu seçimin galibi!.
Sebepleri ile sonuçları ile durum ortadadır. Fazla söze de hacet bırakmamaktadır.
Bu seçimin galibi mevcut eğitim sistemidir!.
Sağlıcakla kalın.