Zamana bağlı olarak öncelikler sıralaması ve merdiveni ve basamaklar değişiyor. Yoksulluk ve adaletsizlik toplumsal isyanlarda veya başkaldırılarda başı çekmektedir. Lakin isyan nedenleri bazen daha spesifik dairede olabilmektedir. Son dönemde Fas’ta isyanın başını bir kez daha gençler çekmiştir. GenZ 212 topluluğu olarak anılan grup, isyan hareketini tetiklemiştir. Z kuşağı faaliyet ve eylemleriyle bütün dünyada dikkat çekmektedir. Arap Baharı da tarihe genç kesimlerinin bir armağanı olmuştur. Yaşlı başlı kitleler ve kesimler olaylar karşısında daha ihtiyatlı ve serinkanlı durmakta ve kendisini olayların akışına kaptırmamaktadır. Belki de bu hareketsizlikleri kaybedecekleri çok şey olmasından ileri gelmektedir. Faslıların Arap Baharına tepki vermesi benzeri semptom ve arazlar nedeniyle olmuştur. Fas’taki protestolar (2011-2012) , Arap Baharı protestolarından ve diğer Kuzey Afrika ülkelerindeki devrimlerden ilham aldı. Polis şiddetine, seçim hilelerine, siyasi sansüre ve yüksek işsizliğe karşı değişimleri içeren siyasi reform talepleri etrafında toplandılar.
Olaylar 15 yıl dolmadan (2025) yeniden tekerrür etmiştir. Bittiği noktaya geri dönmüştür. France 24’ün haberine göre, Fas İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, halk sağlığı ve eğitim sektörlerinde reform talebiyle baş gösteren mitinglerde 400’ü aşkın kişinin tutuklandığını ve yaklaşık 300 kişinin yaralandığını duyurdu. Başkaldırının nedeni kabaca sağlık sektörü ve eğitim sektöründe düğümleniyor. Ya da polisin beyanı bu yönde.
Türkiye’de de benzeri şikayetler alınıyor. Agos gzetesinin haberine göre Ermeni Patriği Sahak Maşalyan’ın Türkiye Ermeni toplumunda yoksullaşmanın arttığı yönündeki açıklaması dikkat çekmiştir. Halbuki azınlıklar genelde müreffeh kesimlerden oluşmaktadır. Bunun nedenlerinden birisi aralarındaki dayanışma zinciridir. Buna mukabil PSYK (Patrikhane Sosyal Yardım Komisyonu) ile kilise fakirler kolları, Patrikhane’de buluşarak topluluğun bu yöndeki sorunlarını ele aldı. Toplantıda, temel sorunun barınma ve sağlığa erişim olduğu belirlendi ve belirtildi. Burada da Fas’taki semptoma veya araza benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Bu da sağlık sektöründeki yetersizlik ya da aksamalardır. Bu aksamalar münhasıran Ermeni toplumuyla mı alakalı mı yoksa Türkleri de kapsıyor mu?
Acaba bu şikayet Türk toplumu açısından da dikkate alınabilir mi? Türk toplumu da sağlık sektöründen şikayetçi mi yoksa sağlık sigortasıyla bağlantılı olması hasebiyle bunu Ermeniler kadar hissetmiyor olabilir mi? Bununla birlikte Ermenilerin temel şikayeti iki konuda düğümleniyor. Barınma yani konut sorunu ve sağlığa sağlıksız erişim!
Son yıllarda artan pahalılığa paralel olarak konut fiyatlarında ve kiralarda hissedilir bir artış gözlenmektedir. Hatta cumhurbaşkanı bu meseleye el atmaya hazırlanıyor. Ermeniler de bu meseleyi öncelikleri arasına katıyorlar. Belki Türkiye’de muvakkaten kaldıkları için konut edinmiyorlar. Kiralarda yüksek geliyor. Kira artışları Türkler için de önemli gider kalemlerinden birisidir. Türkiye’de çok konut yapılmasına rağmen yetersizlik sürüyor ve hala açık var. Bu da kiralara yansıyor. Bir başka kalem de sağlık giderleri ve harcamalarıdır. Bu da Fas ile ortak yönlerimizden birisidir. Kısaca eğitim ve sağlık konusu ve giderleri giderek istikrarsızlık nedenleri arasına katılmaya ve girmeye namzet görünmektedir. Eğitimin kalitesi dünyada olduğu gibi bizde de gerilemektedir. Bu da eğitime katılım oranını düşürebilir. Z kuşağı da bu isyanların yakıtı ve merkezi haline gelmiştir.
Sonuç olarak; eğitim ve sağlık hizmetleri artan bir biçimde ilgi bekliyor. Fas ve diğer örnekler bunu gösteriyor.
Mustafa Özcan