Tedavi Bağlamında Engelliler1
İnsanın manevi bedenine isabet eden hastalıklar, insan üzerinde daha ağır ve kalıcı hasarlar bırakmaktadır. İnsanı ve onun davranışlarını konu edinen Kur’an’ın temel aldığı konu da insanın manevi bedenine isabet eden hastalıklardır. Bu bağlamda Kur’an kendisini tedavi edici (şifa kaynağı) olarak ortaya koymakta2 ve daha çok insanın manevi bedenine isabet eden hastalıkların tedavilerine odaklanmaktadır. Bununla birlikte Kur’an’da pis ve murdar olan şeylerin haram kılınması, yemek-içmek ile ilgili kurallar konulması, israfın yasaklanması, helal ve temiz olan şeylerden yemenin emredilmesi, temizliğe teşvik edilmesi onun beden sağlığı konusunda da tavsiyelerde bulunduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Buradan hareketle Kur’an’ın daha çok önleyici sağlık tavsiyelerinde bulunduğunu söylemek mümkündür. Engellilerin ve bedensel hastalıkların tedavilerine ise üç olayla işaret edilmiştir:
- Hz. İsa’nın Allah’ın izni ile göremeyenleri (ekmeh) ve alacalı hastalığı olanları (ebras) iyileştirdiği3,
- Oğlu Hz. Yusuf’a üzüntüsünden dolayı gözlerine ak düşen Hz. Yakup’un gözlerinin oğlunun yaşadığı müjdesini alınca iyileştiği4,
- Uzun süren bir hastalığa yakalanan Hz. Eyyub’ün yerden çıkan bir sudan içip onunla yıkanması sonucunda, iç ve dış bütün hastalıklarının iyileştiği5
Ayetlerde geçen “ekmeh” kelimesi her türlü görme engeli için kullanılmasının yanında daha çok doğuştan görememeyi, “ebras” kelimesi ise deri üzerindeki lekeleri, bir tür cilt hastalığı olan alaca hastalığı için kullanılmaktadır. Hz. Eyyub’ün yakalandığı hastalığı anlatmak için tercih edilen “ed-durr” ve “el-azâb” kelimeleri ise bedensel ve zihinsel, maddî ve manevî her türlü sıkıntı, zarar, keder ve hastalığı ifade etmektedir.
O dönemde tedavisi mümkün olmayan görme engelliliğin ve alaca hastalığının Hz. İsa eliyle tedavi edildiğinden söz edilmesi ve özelliklede doğuştan görememe anlamına gelen “ekmeh” kelimesinin tercih edilmesi olayın mucizevî boyutunu ön plana çıkarması bakımından anlamlıdır. Zira bugünkü tıp ilmi bile doğuştan görememeye çözüm üretmekte aciz kalmaktadır. Bununla birlikte ayetler bu tür rahatsızlıkların tedavi yollarının aranmasına bir işaret olarak da yorumlanabilir.6
“Üzüntüden iki gözüne ak düştü, acısını içinde saklıyordu,” (Yusuf 12/84)
Ayette geçen “gözüne ak düştü” ifadesini Hz. Yakup’un üzüntüsünden dolayı gözünün tamamen görememesi şeklinde yorumlayanlar olduğu gibi gözünün zayıf görmesi şeklinde izah edenler de vardır.7 İkinci yorumu tercih edenlere göre Hz. Yusuf için duyduğu üzüntü ve onun için döktüğü sürekli gözyaşı Hz. Yakup’un gözlerinin bulanık görmesine, iyi görememesine sebep olmuştur.
“(Yusuf kardeşlerine) bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun ki gözleri açılsın dedi…” (Yusuf 12/93) “Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi…” (Yusuf 12/96).
Hz. Yakup’un tamamen göremez olduğunu kabul edenlere göre Allah onu bir anda görür hale getirmiştir. Onun çok ağlamaktan ve üzüntüden dolayı görmesinin zayıfladığını kabul edenlere göre ise gömleği yüzüne koyup oğlunun hayatta olduğu müjdesi verilince, büyük bir sevince boğulup gönlü ferahlamış, bütün üzüntüsü yok olmuş ve gözleri yeniden kuvvetlenerek eskisi gibi görür hale gelmiştir. Zira ayette geçen “irtidât” kelimesi bir şeyin daha önceki haline dönmesi anlamına gelmektedir. Moralin iyi olmasının hastalıklarla başa çıkmada çok etkili olduğunu göstermesi bakımından Hz. Yakup’un durumu önemli bir örnektir. Zira oğlunun yaşadığı müjdesi bile onun tekrar görmeye başlamasında en etkili güç olmuştur. Buradan hareketle tıbbî tedavi yöntemlerinin sonuna kadar kullanılmasının/denenmesinin yanında engellilerin rahatsızlıklarının üstesinden gelmede “moral”inde en fazla ihtiyaç duyulan kuvvet olduğunu söylemek mümkündür.
Kur’an’da, hem Hz. İsa’nın doğuştan görme engellileri iyileştirmesi hem de Hz. Yakup’un gözlerinin iyileşmesinden söz edilmesi oldukça anlamlıdır ve görme engelliliğin tedavisi için bir işaret olarak yorumlanabilir. Bunları bir peygamber mucizesi olarak kabul edersek, Peygamber mucizelerinin pozitif bilimlerin ulaşabileceği hedeflere işaret ettiğini, ileriki yıllarda bedensel ve zihinsel engellerin pek çoğunu tedavi etme imkânlarının ortaya çıkabileceğini söylemek güç olmaz.8 Şayet bu ayetlerdeki tedavi yöntemlerini indikleri dönemdeki insanların bilmedikleri bir tıbbî tedavi yöntemi olarak kabul durumunda da bunları araştırıp geliştirmek bugünün insanının görevi olacaktır. Her iki durumda da ayetler engelliler için tedavi yöntemleri geliştirme noktasında ufkumuzu açar mahiyettedir.
Süreğen hastalıklara örnek olması ve hastalıkların tedavisine işaret etmesi bakımından yazı dizimizin gelecek bölümünde Hz. Eyyub ile ilgili ayetleri değerlendirmek üzere…
Dipnotlar:
1.Konunun ayrıntıları için bkz. Dr. Münir TEZCAN, Kur’an Çerçevesinde Engelliler, Hiperlink Yay. 2022.
2.Bkz. İsrâ 17/82; Yunus 7/10
3.Ayetler için bkz. Ali İmran 3/49; Maide 5/110.
4.Ayetler için bkz. Yusuf 12/84, 93, 96).
5.Ayetler için bkz. Enbiya 21/83-84; Sad 38/41-42.
6.İsmail Karagöz, Kur’anın Engellilere Bakışı, TDİB Engelliler Sempozyumu, 2003:5-39.
7.Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili Tefsiri, tsz: IV, 2908.
8.Hamdi Döndüren İslam’ın Engellilere Tanıdığı Kolaylık ve ruhsatlar, TDİB Engelliler Sempozyumu 2003:S.39