eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Sadık Yalsızuçanlar: Rize’de Tevfik İleri Rüzgârı

Maarif, düşünce, siyaset ve bürokrasi yakın tarihimizin kıymetli ismi Ahmet Tevfik İleri’nin Hakka vuslat ettiği 31 Aralık (2025)’te, bu kez Rize’de iki gün süren dolu dolu, samimi, sorgulayıcı ve bilgilendirici bir etkinlikteydik. 30 Aralık günü, ertesi gün yapılacak olan sempozyumda bildiri sunacak hocalarımız, Rize’nin orta öğrenim kurumlarında, gençlerle buluşarak Tevfik İleri’nin hayatını, düşüncelerini ve hizmetlerini anlattılar. Yılın son günü, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde, şehrin üst düzey yöneticilerinin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve halkın katılımıyla Tevfik İleri Sempozyumu gerçekleşti. Sabah 09.30’da başlayan bilgi şölenine ilgi çoktu. Özellikle gençler, konuşmacıları büyük bir dikkatle dinlediler. Etkinliğin tümünün organizasyonunda büyük emekleri olan Memiş Okuyucu hocamızın ardından Bilgi Şölenine katkı veren Rize Valisi Sayın İhsan Selim Baydaş, Belediye Başkanı Sayın Rahmi Metin ve ev sahibimiz RTEÜ Rektörü Sayın Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, programın açılışında birer konuşma yaptılar. Mihvak Başkanı Sayın Sinan Aksu, böylesi güzelim hizmetlere daima destek olan Halim Altunkal hocamız, Cihannümâ Başkanı Selim Cerrah dostumuz, Ahmet Tevfik İleri’nin büyülü yaşamının ve hizmetlerinin, özellikle de eğitim alanında yaptıklarının yansıtılabilmesi için özel bir çaba gösterdiler. Ahmet Tevfik İleri’nin çok sevgili torunu (Cahit İleri’nin evladı) Dr. Ömer İleri mesaîsinin yoğunluğuna rağmen bilgi şölenine katıldı ve birinci oturumda bir eş, bir baba ve bir hizmet sevdalısı olarak dedesini anlattı. Bilgi Şölenine emek veren çok değerli RTEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nebi Gümüş hocamıza, İl Millî Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe’ye, Öğretim Üyesi Dr. İsmail Hacıahmetoğlu’na, İlim Yayma Cemiyeti Rize Şube Başkanı Ali İhsan Yazıcı’ya, Ensar Vakfı Rize Şube Başkanı Fethullah Şen’e ve Mehmet Gültekin’e şükran borçluyuz. El birliğiyle, heyecan ve ihlasla bu kıymetli çalışmanın zahmetini omuzladılar, etkin biçimde gerçekleşebilmesi için gayret gösterdiler. 31 Aralık günkü oturumlara tebliğleriyle, Dr. Ömer İleri, Memiş Okuyucu, Prof. Dr. Zehra Aslan, Prof. Dr. İsmail Aydoğan, Prof. Dr. Mustafa Başaran, Prof. Dr. Ömer Akbulut, Prof. Dr. Ahmet Yıldırım, Prof. Dr. İbrahim Baz, Zihni Yıldız, Mustafa Özcan, Selim Cerrah ve bendeniz katıldık. Değerlendirme oturumunda, Prof. Dr. Yılmaz Geçit, Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Prof. Dr. Hacı Yusuf Acuner ve Ali Türkoğlu tebliğ ve konuşmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundular. Milletimize, vatanımıza ve insanlığa kıymetli hizmetlerde bulunmuş olan merhum ve mağfur Ahmet Tevfik İleri’yi anmak, dünü, bugünü ve geleceği düşünmemize, konuşmamıza ve özellikle eğitim alanında öngörü ve önerilerde bulunmamıza vesile oldu. Bu çalışmanın gelenekselleşmesini, her yıl düzenli biçimde, Ahmet Tevfik İleri’nin vuslat gününde (31 Aralık) tekrarlanmasını dilerim. 

Şimdiye değin yurt içinde ve dışında pek çok konferans, panel, seminer, açık oturum ve sempozyuma katıldım. Böylesi etkinliklerde samimiyetin ve ihlasın programları bereketlendirdiğini defaatle gözlemledim. Rize’deki bu çalışma gerek programı düşünenlerin gerekse gerçekleşmesine emek verenlerin samimiyeti ve ihlası sayesinde son derece etkin, sonuçları bakımından verimli ve içerik açısından bereketli geçti diyebilirim.

Ahmet Tevfik İleri, elli yıllık yaşamına sayısız hizmet sığdırmış bir bürokrat ve siyasetçi. Siyaseti, halka hizmet telakki etmiş olan güzel gönüllü bir insan. 1932 yılından itibaren, 27 Mayıs 1961 meş’um ve kanlı darbesine değin, Karayolları Kontrol Mühendisi, Bayındırlık İl Müdürü, Karayolları Bölge Müdürü, milletvekili, bakan, Başbakan yardımcısı ve Meclis Başkan Vekili olarak pek çok esere ve hizmete imza atmış. Karayolları yapmış, barajlar inşa etmiş, Boğaziçi Köprüsü’nü ihale aşamasına kadar getirmiş, Türk Sanat Tarihi Enstitüsü’nü kurmuş, memleketimize üç üniversite kazandırmış (ODTÜ, KATÜ ve Erzurum Atatürk Üniversitesi), ilkokul, ortaokul ve liseler açmış, İmam Hatip Mektepleri ve Yüksek İslam Enstitüsü projesini bin bir müşkilatlave başarıyla gerçekleştirmiş, Yatılı Bölge Okulları’nı (YIBO) ülkemize kazandırmış, Öğretmen Okulları’nı hizmete açmış, Meslek Liseleri’nin sayısını artırıp müfredatını yenilemiş, Türk Klasiklerinin yayımını gerçekleştirmiş, Türk Ansiklopedisi’ni tamamlamış, ilkokullara din derslerini koymuş, TRT radyolarında ilk kez Kuran tilavetini, Mevlit okunmasını ve dinî muhtevalı programların yapılmasını temin etmiş, Devlet Tiyatroları’nda, Devlet Opera ve Balesi’nde yerli içerik nisbetinin artırılmasına ön ayak olmuş, bu kurumların ve yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Anadolu’da turne yapmasına imkan veren yasal düzenlemelerde emeği olmuş, Türk Musıkîsi eğitiminin ve icrasının imkanlarını geliştirmeye çalışmış bir hizmet sevdalısı. Varlığı Hak görüp ona hizmet etmeyi kulluk bilen bir gönül ehli. Kusursuz bir koca, mükemmel bir baba ve vefalı bir dost, bir yol arkadaşı. Çocukluk yıllarında dinî eğitim aldığı hocası Celaleddin Ökten’in de kıymetli katkılarıyla, “İslam Koleji” adını vermeyi düşündükleri, son kertede İmam Hatip Mektebi olarak isimlendirilen projesiyle, Türkiye’nin toplumsal ve kültürel yaşamına son derece kritik katkılarda bulunmuş bir eğitimci. Sanırım Türkiye’nin en geniş arazili üniversitesi olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, büyük oranda Ahmet Tevfik İleri’nin eseridir. Türkiye başta olmak üzere, Türkiye’nin tarihdaşı ülkelere mühendis yetiştirecek ve teknik bilgi üretecek olan bu değerli üniversite için birkaç yıl canla başla, kılı kırka yararak, büyük bir dikkat ve titizlikle çalışmıştır. 52 bin dönümlük bir arazinin üniversiteye tahsisi için, ilgili kanunun değiştirilmesine de öncülük etmiştir. Bugün ODTÜ ormanları, bir zamanlar bozkır olan Ankara’nın adeta akciğeri olmuştur. ODTÜ, aynı zamanda dünya üniversiteleri arasında akreditasyon bakımından da üst sıralarda yer almaktadır. Erzurum Atatürk ve Karadeniz Teknik Üniversitelerimiz de, ülkemizin maarif hayatına son derece değerli katkılarda bulunmuş ve bulunmaktadırlar. Ahmet Tevfik İleri’nin eğitim hayatımızın hem millî hem de evrensel nitelikleri bakımından geliştirilmesi, özgünleştirilmesi ve gürbüzleştirilmesi için yaptığı hizmetler, ürettiği projeler ve sarfettiği gayret, her türlü takdirin üzerindedir. Bir mühendis olmasına rağmen, güzel sanatların bütün alanlarına karşı son derece meraklı ve sıkı bir takipçi ve okurdur. On bini aşkın kitap biriktiren Ahmet Tevfik İleri’nin, edebiyat, müzik, mimari, tiyatro, film, felsefe, dinî bilgi ve kültür, tasavvuf, siyasî, idarî, askerî, fikrî ve toplumsal tarih vb. alanlara ilişkin tecessüsü ve öğrenme çabası, bürokrat ve siyasetçiler için fevkalade mühim bir örnektir. Kitaplığında Doğu ve Batı klasikleri, Doğulu ve Batılı edebiyatlar, öykü, roman, şiir, deneme, hatırat, tiyatro ve mektup türünde eserler; mimarlıkla ilgili kitaplar, tarih kitapları, çeşitli alanlara ilişkin araştırmalarbulunmaktadır. Böylesi bir zengin ilgi alanı pek az insana nasib olur. Haksız yere tutuklandığı ve asılsız iki sözüm ona suçlamayla dava edildiği ve “yargılandığı” Yassıada’da, kanser hastalığının ilerlediği bir evrede dahi kitap okumayı bırakmamış, günlük ve mektuplar yazmış, Türk dilini benzersiz bir biçimde kullanmış, değme yazarlara taş çıkartacak bir üslubun da sahibi olmuştur. Ahmet Tevfik İleri,samimi bir mümin, ihsan düzeyinde bir Müslüman, Rabbine verdiği ahde son derece vefalı bir kul olarak da temayüz etmiştir. Çocukluk yıllarından itibaren hemen her gün mübarek Kuran’ı elinden düşürmemiş, kulluk görevlerinde son derece duyarlı davranmıştır. Yüreğinde kin, kibir, haset, kıskançlık, fitne, nifak ve şerden zerre miskal bir eser yoktur. Düşmanlarına da son derece adil, duyarlı ve merhametlidir. Büyük Mahkeme’den önce, yaşamı boyunca sürekli kendisini muhakeme ve muhasebe etmiştir. Eşi Vasfiye hanıma karşı 27 yıllık evlilik hayatı boyunca şefkatli, merhametli, sevgili ve saygılı davranmıştır. Çocuklarına karşı da emsali görülmemiş bir sevgi ve anlayış, bir saygı ve duyarlık içindedir. Yol ve mesai arkadaşlarıyla da daima samimi bir sevgi, saygı ve güven ilişkisi içindedir. Necip Fazıl Kısakürek, Ârif Nihat Asya, Halide Nusret Zorlutuna, Samiha Ayverdi, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Mahmut Makal, Nurettin Topçu, Mahir İz, Ali Fuat Başgil, Fethi Gemuhluoğlu, Celaleddin Ökten ve daha nice sanat ve düşünce insanıylasamimi, yakın ve dostluk neşesiyle yıkanmış münasebetleri vardır. Kitaplığında, adını burada andığımız anamadığımız pek çok bilgin, sanatkâr ve düşünce insanının imzalı kitabı bulunmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin, Rize Valiliğinin ve Rize Belediyesinin böylesi kıymetli bir insanı, göç yıldönümünde kendi memleketinde anması, daha derinden ve doğru anlaşılabilmesi için çalışmalar yapması, takdir edilesi bir kadirşinaslık örneğidir. Bu çalışmaların her sene tekrar edilmesinin yanı sıra, yıl içinde zaman zaman özellikle üniversite ve orta öğrenim okullarında Ahmet Tevfik İleri’ye ilişkin toplantıların yapılması isabetli olacaktır. Ahmet Tevfik İleri’nin merkezinde olduğu, özellikle 1950 ila 27 Mayıs 1961 sürecini konu alan bir dizi filmin yapılması, Ahmet Tevfik İleri’nin yaşamını konu edinen bir tiyatro eserinin telifi ve sahnelenmesiise, genç kuşaklarca bu değerli şahsiyetin daha yakından tanınmasını sağlayacaktır. Bütün bu çalışmalar, dünyanın gözyaşı ve kana boğulduğu bu günlerde, insanlık adına umutlarımızın yükselmesini temin içindir. Geçmişi bilmek ve yâd etmek, bugünümüze ve geleceğimize ışık tutması ve hız vermesi içindir. Bu güzelim çalışmaya öncülük eden Memiş Okuyucu dostumuzu tekrar tebrik etmek isterim. Milletler, kendini ona ve insanlığa tasadduk edenlerin samimi gayretleriyle daha âdil ve huzurlu bir hayata kavuşurlar. Bu umut ve niyazla, sizleri Ahmet Tevfik İleri’nin 24 Eylül 1961 günü, Kayseri Cezaevi’nden ailesine yazdığı mektupla baş başa bırakıyorum: 

“Sevgili Vasfiyem, yavrularım,

Şimdi saat 22:00. Bu mektubu yarın sabah postaya atacağım. Size iyi olduğumu bildirmek ihtiyacı içinde yazıyorum. Diğer vaziyetim düzelmiş gibidir. Daha ziyade perhiz için, bir de, biraz kilo almak için revirde bir müddet kalmak ihtiyacındayım. Sakın endişe etmeyin. Başka bir şeyciklerim yok. 6 kişi bir odadayız. Atıf da var.

Sevgililerim, bu hapishaneye yatak sokmuyorlar. Yalnız battaniyeye izin var. İmralı’ya gönderdiğiniz eşya arasında yatak var idiyse ve buraya gelirse, battaniyeyi alıp diğerlerini iade edeceğim. Burada İngilizce çalışmak imkanı bulamadım. Bir müddet de bulamayacağım. Fakat istediğim kitapları siz gönderin.

Yassıada’dan bavullarım geldi mi? 7-8 tane defterim vardı. Ve sonra sizlerden gelen mektuplarla davalara ait evrak ve müdafaa müsveddeleri vardı. Onlar da gelebildi mi? Benden sonra bavulları açıp almış olmaları muhtemel olduğu için soruyorum. Fazla çamaşır göndermeyin.

Yalnız kışlık, lüzumlu olan şeyleri gönderin. Şimdilik sizden mektup bekliyorum, o kadar. Yassıada’da iken aldığım 11 tarihli mektubunuzdan sonra sizden haber alamadım.

Karar gününü tasavvur edemezsiniz. Avukatlarımız o kadar perişan durumda idiler ki onları bakışlarımızla biz teselli etmek mecburiyetin de kaldık. Hele benim müebbet hapse mahkumiyetim üzerine birçok avukatların tebrik işareti yapmaları görülecek şeydi.

Allah var… Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor… Gördüğüne ve bildiğine inanıyoruz. Gerisi laf u güzaf…

Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Kızmaya, asabileşmeye bile değer tarafı yoktur. Sizlerden ve sevenlerimizden, dostlarımızdan tek arzum, sıhhatim için duadır. Başka bir şey istemiyorum. Kendinizi alıştırınız.

Henüz müsaade yok bizim için. Fakat olsa da duyduğum şartlar içinde sizinle görüşmek istemiyorum. Bol bol mektup yazarsınız. Ben de yazarım. Resim gönderirsiniz bana. Böylece görüşmüş oluruz.

Sevgili Vasfiyem, aziz yavrularım,

Size mal mülk, servet bırakmadım. Bütün hayatım boyunca bir tekaüdiye maaşı bırakmaya çalıştım. Tecelli eden adalet onu da kuşa çevirdi. Ne yapayım, kader böyle imiş. Yalnız, size şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır.

Bununla müteselliyim. Siz de bununla iftihar edeceksiniz.

Bu satırları burada kesiyorum. Celal Bayar da bizim odada. Herkesuyuyor. Ben de yatacağım. Yarın birkaç satır daha ilave eder, postaya atarım. Allah rahatlık versin. Allah’a emanet olalım.” Sadık Yalsızuçanlar

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.