Şark ile Garp arasında ilmi mesafe açılınca Batı’ya talebe göndermek ilim irfan öğrenmenin yollarından birisi sayılmıştır. İlim ve terakkide çağdaşlaşmayı yakalamanın bir yolu olarak görülmüştür. Asrın idrak ve seviyesine ulaşmanın yöntemlerinden birisi sayılmıştır. Bununla birlikte ilim irfan tahsili bazen zorunlu olarak diğer alanlarda ve hususen yaşam tarzında da asrileşmeyi ve çağdaşlaşmayı beraberinde getirmiştir. Çağdaşlaşma o dönemde Batılılaşma ile birlikte at başı gitmektedir. Bunları birbirinden ayırt etmek adeta imkansızdır. Bu nedenle Mehmet Ali Paşa’nın Paris’e öğrencilere göz kulak olması için gönderdiği imamlardan Rıfaa Tahtavi batılı fikirler taşıyarak Mısır’a geri dönmüştür. Esasen daha Paris’e gitmeden evvel hocası Hasan Attar vasıtasıyla asri ilimlere merak salmış ve bu alanla ilgilenmiştir. Bunun için Paris’le köprü kurması zor olmamıştır.
1826 yılında Mehmet Ali Paşa tarafından kırk kişilik öğrenci heyetinin başında imam ve vekilharç sıfatıyla Paris’e gönderildi. Burada Fransızcayı öğrendi, ayrıca mütercimlik eğitimi aldı. Felsefeden mineraloji, matematik ve mitolojiye kadar çeşitli alanlarda eserler okudu. Özellikle Voltaire, Rousseau, Montesquieu ve Racine’in eserlerinden etkilendi. Bunlardan bazılarını Arapçaya tercüme etti. Başta Fransa’ya ait gözlemlerini anlattığı Taḫlîṣü’l-ibrîz fî telḫîṣi Bârîz olmak üzere muhtelif eserler kaleme aldı.
Paris’e gönderilen talebe misyonu veya heyeti 1813 ile1847 tarihleri arasında 319 öğrenciyi kapsamıştır. Bunlara tam 303260 pound harcama yapılmıştır. Bu meblağ veya tutar dönemin imkanlarına göre azımsanabilecek bir rakam değildir. Mehmet Ali Paşa, Rıfaa Tahtavi’nin bulunduğu öğrenci grubu içinde Paris’e öğrencilere göz kulak olmaları için beraberlerinde üç imam da göndermiştir. Bununla birlikte imamlar içinde Batı’ya fikren ve medeniyet ve kültür olarak en fazla merak salan kişi Rıfaa Tahtavi olmuştur. Mısr’da batılılaşma akımının veya modernizmin öncü ve rehber isimlerinden birisi kabul edilmiştir. Bu vesile ile birlikte Muhammed Haseneyn Heykel, ‘Mehmet Ali Paşa, Rıfaa Tahtavi’nin böyle mahsul vereceğini bilseydi, asla onu Paris’e göndermezdi’ şeklinde bir yorumda bulunmuştur. Bunun doğrusu eğrisi nedir? Tahtavi, Paris’te hanedanlık veya kraliyet karşıtı fikirlerle mi tanışmış ve bunları yurda mı sokmuştu? Hanedanlık yerine cumhuriyetçi fikirlerle mi tanışmış ve bunları ülkesine mi taşımıştı? Buna dair bir fikrimiz yok. Lakin ‘Açıkça Heykel’ adlı eserinde Kerem Şelebi adlı Mısırlı yazar zannedildiği gibi Tahtavi ile Mehmet Ali Paşa arasında bir uyuşmazlığın algılanmadığını bilakis Mehmet Ali Paşa’nın çağdaşlaşma ve batılılaşmaya taraf olduğunu yazmaktadır. Elbette Fransız Devrimiyle birlikte gelişen cumhuriyet fikri buna dahil değildir. Lakin Napolyon’un Mısır hamlesi vasıtasıyla bu tür fikirlerin Mısır’a yol bulduğunu veya yol bulmasının imkan dahilinde olduğunu söyleyebiliriz. Tahtavi ilmi ve kültürel anlamda batılılaşmayı ve çağdaşlaşmayı savunmuştur. Bunun siyasi ayağı olduğuna dair bir bilgimiz yok. Lakin şunu söylememizde bir mahzur bulunmuyor: Fransız Devrimi sonraki 200 yılı etkilediğine göre Tahtavi ve kuşağının deneyimleri, Nasır’la birlikte ileriki dönemde yerleşen cumhuriyet fikriyatının serpilmesine alan açmış ve hizmet etmiş sayılabilir. Bununla birlikte Mehmet Ali Paşa’nın otoriter anlayışı ile Nasır’ın cumhuriyetçi anlayışı arasında bir fark bulunmuyor. Partileri yasaklayarak ve Mısırlıların siyasi haklarını kullanmasını engelleyerek ve müsadere ederek şer’i ve yasal değil totaliter bir cumhuriyet anlayışına taraftar olduğunu göstermiştir. Onunki kişisel bir cumhuriyet anlayışıdır.
Mehmet Ali Paşa batılılaşmaya karşı olsaydı belki de talebeleri Paris’e göndermek yerine Me’mun’un adıyla anılan Beytü’l Hikme tarzı yerel düzeyde aynı almaca hizmet eden okullar açabilirdi.
Demek ki öğrenci heyetlerini veya misyonlarını Paris’e göndermekte bir beis görmedi.
Döndükten sonra da Tahtavi ile Mehmet Ali Paşa birlikte uyum içinde çalışmışlardır. Tahtavi, Muhammed Abduh’un öncülerinden birisi sayılır. Bununla birlikte Birinci Abbas Paşa döneminde Sudan’a sürgüne gönderilmiştir.
Rıfaa Tahtavi Batılılaşma akımının başı ve silsilesinin ilk halkası olmuştur. Mısır’daki batkılılaşma süreci onunla başlamış veya anılmıştır. Denildiği gibi batılılaşma akımı onun abası altından çıkmıştır. Dini hareketler de zamanla İhvan abası altından zuhur etmişlerdir. Ya da her genellemede basitleştirme olsa da en azından böyle bir yakıştırma yapılmıştır.
İslam dünyası içinde Batılılaşma geleneği Rifaa’nın Çocukları: Müslüman Modernler unvanıyla anılıyor. Yazarı Guy Sorman Rıfaa Tahtavi’nin şahsında ve kuşağında tezahür eden deneyimin günümüzdeki İslami hareketler deneyiminden daha farklı olduğuna parmak basmaktadır. Onun gönlü Tahtavi ile temsil edilen reformcu ve batılılaşmacı kuşaktan yanadır.
Elbette gelişme ve tarihi birikime göre her kuşağın kendisine has eşsiz bir deneyimi bulunabilir.
Mustafa Özcan