Tarih 6 Şubat 2023 gece saat 04.17’de Türkiye Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 büyüklükte bir deprem oldu. Aynı gün 9 saat sonra saat 13.24’te bu kez Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha oldu. Artçılar devam ederken 21 Şubat’ta bu kez Hatay’ın Defne 5.0 ve 25 Şubat’ta Niğde’nin Bor ilçesinde 5.3 büyüklüğünde iki yeni deprem daha gerçekleşti. Ana depremlerden sonra 25 gün içinde 5.0’in üzerindeki artçı sayısı 40 ve toplam artçı sayısı 11 bini aştı ve artçılar hala devam etmektedir. Bu depremler 11 vilayeti içine alan 150 bin km2’nin üzerinde bir alanda, 15 milyon nüfusu etkiledi. Bir istatistiğe göre sadece Hatay ilinde 153 bin binanın 128 bini (%84) hasarlı, ağır hasarlı veya yıkıldı. Çok büyük hasara neden olan bu depremin şiddeti 10-11 olarak belirlendi ve “asrın felaketi” olarak ifade edildi. Depremde ölenlerin sayısı 45 binin üzerinde olup, köy ve şehirlerde yıkılan binalar yüzbinlerle ifade edilen ve kesin sayısı belirlenemeyecek kadar büyüktü.
Lise ve üniversite yıllarımda inşaatlarda kalıp, demir ve duvar ustası olarak çalışmış, üniversite eğitiminde jeoloji, topoğrafya, tarımsal inşaat ve sulama yapıları dersleri almış bir mühendisim. Tarihi yapılar, şehir planları ve mimari durumu özel ilgi alanımı oluşturmuştur. Gittiğim şehirlerin yerleşim düzeni ve mimarisini gözlemlerim. Bu birikimimin sorumluluğu altında deprem hakkında bilgilerimi tespitler ve tedbirler bağlamında kamuoyu ile paylaşmak isterim.
Depremin bu kadar büyük felakete yol açmasının sebeplerini üç gruba ayırmak mümkündür. Birinci gruptaki sebepler; depremin sayısal büyüklüğü birbirine yakın iki merkezde art arda 9 saat aralıkla iki deprem olması, gece ve uzun süreli olmasıdır. Ayrıca havanın rüzgârlı, kar-yağmur yağışlı ve soğuk olması felaketin etkisini dahada artırmıştır. Bu etkenlere insan aklının geliştirdiği bilgi, teknik ve teknolojik argümanların yapacağı hiçbir müdahale söz konusu değildir.
Deprem felaketinin büyük olmasının etkili olmasının ikinci grup sebepleri, imar ve iskân ile alakalı mevzuat eksiklikleri ile mevcut kanun ve yönetmeliklerin uygulamadaki eksiklikleridir. Açık söylemek gerekir ki, imar iskân ve yapı konularında ilgili insan kaynaklarımızın bireysel bilgi eksikliğinin ve sorumsuzluğunun varlığını da kabul etmek gerekir.
Bu ikinci grup sebeplerin giderilmesinin yolu, öncelikle gerekli anayasal, yasal, düzenlemelerin yapılması ve üst düzey yöneticiden, yapıları kullananlara kadar herkesin eğitim eksikliğinin giderilmesidir. Bu konuda söylenecek çok şey var ama kısa kesiyorum.
Depremin etkilerinin asrın afeti boyutunda olmasının üçüncü grup sebepleri ise önem sırasına göre şu şekilde sıralamak mümkündür. Bunlar;
- Yerleşim alanlarının, tarım arazisi olarak kullanılabilecek alüvyon tabanlı arazilerde, sıvılaşmanın olabildiği yerlerde seçilmiş olmasıdır.
- Bina varlığının çoğunun yaşlı olması, deprem yönetmenliğine göre yapılanlarda da denetimlerinin yetersiz olmasıdır.
- Yerleşim yerlerinin plansız, çarpık yapılaşması ve binaların yüksek katlı olmasıdır.
- Özellikle yüksek katlı binalarda zemin etüdünün yapılmamış olması, zemine göre temel inşa edilmemiş olması ve binalar arası tesir mesafesinin yetersiz olmasıdır.
- Mevcut binaların taşıyıcı elemanlarının (temel, kolon, kiriş, duvar…) yetersiz olması veya uygun olmayan malzemeler ile yapılmış olmamasıdır.
- Bitişik düzen binaların kat sayılarının farklı olması nedeniyle birinin diğerini yıkacak etkiye sahip olmasıdır. Bu maddelere başka etkenlerde eklenebilir.
- Ama bütün bu sayılanların en başındaki neden, yapı sektöründe görev alan insan kaynağımızın eğitim eksikliği ve sorumsuzluğudur. Bu bağlamdaki iş ve sorumluluk sırasının; kamu veya belediye imar ve iskân yetkilileri, zemin etüdünü ve projeyi yapan mühendisler, bina denetim görevlileri, müteahhitler, ustalar ve biz müşteriler şeklinde olduğu kanaatindeyim.
İnsan aklı bu faktörlerin etkisini azaltacak hatta bazılarını tamamen ortadan kaldıracak bilgi ve tekniği geliştirmiştir. Daha da önemlisi kadim medeniyetimizin kaynağı dini inançlarımızın bize yüklediği önemli görevler de mevcuttur. Artık Türkiye’mizin bir deprem ülkesi olduğunu, son yüz yılda 5.0 ve üzeri büyüklükte 120 deprem olduğunu, (Kandilli Rasathanesi Kayıtları) fay hatlarının nerelerden geçtiğini, hangi fayların aktif ve deprem üretme potansiyelinin yüksek olduğunu biliyoruz. O zaman bu bilgiler ışığında hatalarımızdan ders çıkararak istikbalimizi inşa etmek için gerekli tedbirleri almak zorundayız. Merhum Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın veciz sözünü çabuk unuttuk veya hiç duymadık. O “İnsanı deprem öldürmez, binalar öldürür, gerekli tedbirler alınmalı” demişti. Bir sonraki yazım deprem olayına karşı alınacak tedbirler hususunda olacaktır. Allah’a emanet olun.
Prof. Dr. Ömer AKBULUT
Yerinde ve başarılı tespitler
Teşekkürler
Tespit ve aciklamarınız için teşekkür ederiz.
Bizim hissettiğimiz bu acıları yaşayanların onlarda bıraktığı yıkımı düşünemiyorum bile.
Okuduğumuzu anlayıp uygulamak duası ile…
Teşekkürler