Son yıllarda çok sık duyduğumuz bir terim; “yapay zekâ”. Peki nedir yapay zekâ: tanımı teknolojinin gelişmesine bağlı olarak değişmektedir. Kısaca bilgisayar kontrollü robotun akıllı varlıkların fonksiyonlarını gerçekleştirme kabiliyeti olarak tanımlanıyor.
Peki süt nedir? Türkçenin kadim (eski, köklü) bir kelimesidir. Süt kelimesi tek başına kullanıldığında inek sütü anlaşılır. Diğer sütler koyun, keçi, deve sütü gibi, üretilen hayvan türü belirtilerek ifade edilir. Hayvan türü ne olursa olsun hepsinin üretim fizyolojisi aynıdır. Ancak arı sütü bu kapsamda değildir. Ayrıca anne sütü var ki onu ayrı bir yazıda ele almak daha doğru olacaktır.
Süt memeli hayvanlar tarafından üretilen, suya yakın kıvamda, beyaz renkli, tüm besin maddelerini ihtiva eden (içeren) bir gıdadır. Protein (kazein vd.) yağ, karbonhidrat (laktoz), vitamin, mineral ve büyük oranda su içerir. Sütte bu temel besin maddeleri insan için gerekli öyle bir oranda bulunurlar ki süte mükemmele en yakın gıda olma özelliğini kazandırır (1).
Peki süt nasıl elde ediliyor? Sütün memeli hayvanların meme loblarından sağım yoluyla elde edildiğini hepimiz biliyoruz. Bu durumda süt nasıl oluşuyor? Çok detaylara girmeden biraz teknik bilgi verelim. Çünkü yapay zekâ için bir algoritma (çözüm yolu) gerekmektedir. Sütün elde edilebilmesi için önce meme dokusunun gelişmesi gerekir. Sonra memede süt sentezlenir (oluşur). Son aşamada sentezlenen süt serbest bırakılır (indirme) ve sağılır. Bütün bu aşamalar bir seri hormonların faaliyeti ve kontrolünde gerçekleşir. Ayrıca memede sütün oluşması için önce gebelik sonrada doğumun gerçekleşmesi elzemdir (zorunludur). Yani gebelik ve doğum olmazsa memede süt salgılanamaz.
Bu süreçleri yine kısaca özetlemek gerekirse; önce meme dokusu ve organı gelişiyor. Doğumla başlayan meme dokusu gelişimi türe bağlı olarak erişkinlikle büyük oranda tamamlanır. Meme dokusu içinde loblar, lob içinde lobüller, lobüller içinde alveoller bulunur. Alveollere arterler kan taşırken ven damarları alveolden kanı alır ve dolaşım sitemine ulaştırır (2).
Sütün sentezinde kullanılan maddeler sindirim sisteminden kana geçer. Bu maddeler atardamarlarla meme dokusuna taşınır. Meme dokusunda alveoller içinde süt sentezlenir. Bir litre süt için memeden 300 ile 500 litre arasında kan geçmektedir. Günde 20 litre süt veren bir hayvanın memesinden süt için 10.000 litre kan geçer (2). Bir başka hesaplamaya göre 20 litre süt veren bir ineğin memesinden günde 60.000 litre kan geçmektedir.
Sütün oluşumundan sütün indirilmesi süreci başlar. Alveollerde sentezlenen süt kanallar vasıtasıyla meme ucu kanalına ulaşır. Sağım esnasında hormonlar vasıtasıyla süt serbest bırakırsa süt meme ucundan dışarı alınır. Gerek meme dokusunun gelişmesi gerek sütün sentezi gerekse sütün indirilmesi süreçlerinin her biri onlarca hormonun etkisi ve kontrolu ile gerçekleşir. Ayrıca tüm bu sistem gebelik ve yavrulama süreçleri ve bu süreçleri denetleyen hormonlarla doğrudan ilişkilidir. Yavru dünyaya gelmeden süt sentezi gerçekleşmez. Yavrunun dünyaya gelmesi anıyla eş zamanlı olarak süt sentezi başlar. Sezaryen ile doğum yapan annelerde sütün bir iki gün sonra salgılanmasının nedeni olayın doğasından uzaklaşılması nedeniyledir. Yani sezaryen ile doğumda yavru erkenden ana vücudundan ayrıldığı için süt salgılanmasını sağlayacak hormonlar aktif hale gelememektedir.
Özetlemek gerekirse, süt anlattıklarımın üstünde, çok özellikli ve yavrular için üretilen bir gıdadır. Hem de öyle bir gıdadır ki, yavru anne karnında beslenirken dünyaya gözünü açtığında onun için beslenme ihtiyaçlarının tümünü içinde bulunduran bir gıdadır. Başlangıçta koyu kıvamda ve farklı bileşimdedir. Zira içinde ayrıca yavrular için bağışıklık sağlayıcı maddeler de bulunur. Vücut sıcaklığındaki bu gıda yavru dünyaya gelir gelmez hazırdır. Yani geviş getiren hayvanlarda ağızdan giren otlar ve küspeler vücutta damıtılarak saatli memeler çeşmesinden en kıymetli gıda süt olarak çıkartılır. O zaman bu mükemmel sistemi yaratan Yüce Yaratıcıyı tefekkür etmek (anmak) gerekir. Kur’an’ı Kerimde sütün oluşumu ve hikmetini ifade eden ayet “Sizin için sağmal hayvanlarda da kesin olarak ibret vardır. Nitekim size hayvanın karnında, besin artıklarıyla kan arasında (oluşan), içenlere lezzet veren saf süt içiriyoruz. (Nahl /66)” şeklindedir. Bu ayet yukarıda anlatmaya çalıştığımız bilgilerin hepsini ne kadar veciz bir şekilde anlatıyor değil mi?
Peki böyle mükemmel bir gıda yapay olarak sentezlenebilir mi? Hatırlarsınız 25 yıl önce (1997) bir koyun klonlanmış ve sansasyonel bir etki yapmıştı. Teknolojik süreç tanımlandığında artık çok kıymetli canlılar klonlanacaktı. Ama bu rüzgâr çabuk dindi. Çünkü klonlama ne etik ne ekonomik, nede sağlıklı idi. Üstelik birçok problemi beraberinde getiriyordu. Klonlanan “Dolly” adlı koyun da annesinden önce ölmüştü ve konu gündemden düştü.
Sonra yapay et gündeme girdi. Yapay et GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) veya kök hücre ürünüdür. Bu ürün doğal etin eşdeğeri olmayan proteince zengin bir biyokütledir (3). Ayrıca mevcut durumda bu ürünün maliyetinin yüksek ve çevreye daha fazla zararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Şimdi yapay süt konuşulmaktadır. Yapay sütte yapay et gibi benzer metotlarla elde edilmiş bir GDO ürünü olan süt proteinidir. Bu ürün yapay vitamin ve mineraller ile desteklenerek adına yapay süt denmektedir (4). Bu süt gerçek sütten çok farklı bir yapıya sahiptir sentetik bir karışımdır (4).
Günümüzde üretilen gerek yapay etin gerekse yapay sütün doğal et veya sütle gerçek bir eşdeğerliği mevcut değildir. Ancak gelecekte eşdeğer olur mu, bir kehanette bulunamam. Siz ne dersiniz yapay zekâ gerçek sütü yapabilir mi?
Not: Bir sonraki yazımızın konusu; gerçeğini, doğalını üretmek varken niçin yapay et ve süt üretiminin olduğundan farklı bir şekilde gündem oluşturduğu hakkında olacaktır.
Kaynaklar
Prof. Dr. Ömer Akbulut Ekim 2023
Güzel özetlemişsiniz kıymetli hocam. Allah razı oldun
Hocan ağuz sütü biz diyoruz ve bunu tüketiyoruz. Çok koyu kıvamlı sarımsı oluyor be şeker ile tüketiyoruz insana faydası nedir.