Mustafa Altınsoy
Geçmiş yıllarda ders kitapları sezon başında kitapçılardan alınırdı. Piyasada bulunmayan kitaplar için eylül ayında ikinci el kitap borsası kurulur; eski kitaplar alınıp satılır, elden ele geçerek dört beş yıl okunabilirdi. Zor elde edildiği için yıllarca öğrencilerin akıllarında kalan o kitaplar, miri malı gibi korunup saklanır; sene sonunda da gelecek yıl aynı dersi okuyacak öğrencilere satılır ya da bağışlanırdı. Böylece kâğıt ve kitap israfı en aza indirilmiş olurdu.
AK Parti’nin iktidara gelmesiyle okullarımızda ders kitapları ücretsiz dağıtılmaya başlandı. Dönemin Millî Eğitim Bakanı yaptığı açıklamada, bastırılacak kitaplar ders yılı başında sıralara konulacak, öğrenciler bir üst sınıfa geçince kitapları aldıkları gibi masaların üzerine koyarak gelecek kardeşlerine teslim etmiş olacaktı. Kitaplar böylece en az beş yıl kullanılacaktı. Ancak bu uygulama bir yıl sonra ortadan kaldırılarak kitaplar her yıl basılıp dağıtılmaya başlandı. Her yıl kitaplar bastırılıp bedava dağıtılınca kitabın kıymeti de bilinmemeye başlandı. O zamanlar kitap dağıtımı halkın alım düzeyinin düşük olması gibi nedenlerden dolayı doğru bir uygulama olarak takdir toplamıştı. Ancak gelinen noktada devletin dağıtmış olduğu kitaplar israftan öteye gitmedi. Kitapları devletin vermesi belki kulağa hoş gelebilirdi, ancak kullanım biçimi, her yıl yenilenmesi, ülkeye ciddi bir külfet getirdiği dikkate alındığında ders kitapları politikasının yeniden belirlenerek daha uygulanır hale getirilmesi zaruretini doğurmuştur.
Yeni kitap demek; para, emek, kâğıt demektir. Bir kitabın ömrü elden ele geçmek suretiyle en az beş yıl olması gerekirken fiziğin, kimyanın, geometrinin, felsefenin hangi konusu değişti ki her yıl yeni kitaba ihtiyaç duyuluyor! Toplama, çarpma, çıkarma ve bölme binlerce yıldan beri aynıdır. Temel dersler ve ders konuları aynı kaldığı sürece kitapların değişmesi, işlevsiz hale getirilmesi doğru değildir. (1)
Artık eski yıllara göre herkesin alım gücü epeyce yükseldi. Ayrıca bedava verilen hiçbir şeyin kıymeti bilinmemektedir. İnsan belli şeylere ulaşmak için bir miktar bedel ödemeli, gayret etmeli ki ulaştığı metanın kıymetini bilsin. Bu nedenle okullarda bedava kitap dağıtma eski cazibesini kaybetmiştir. Yirmi sene önce bir hastaya Aspirin verdin diye sürekli aynı ilacı vermek doğru değildir. Özellikle şehirlerde kafelerde oturup çaya, kahveye her oturuşta 100 lira veren insanlar bırakın kitabı almak için de para versin.
Birçok okul ve öğretmen Bakanlığın verdiği kitapları yetersiz diye nitelendirerek, kitabın kapağını doğru dürüst açmadan öğrencilere piyasadan alınan kitaplarla yol çizdi. Özellikle lise son sınıflarda kimse kitaplara bakmıyor. Devletin vermiş olduğu kitaplara belli bir ideolojinin dayatması olarak bakıldığı için o kitaplar okutulmayarak mutlaka farklı alternatif kitaplar alınmaktadır.
Özel okula yüz elli bin liraya kadar ücret verenler bırakın, dışarıdan kitap almak için de bin lira versin. Kaldı ki bu insanlar, devletin verdiği kitapları beğenmeyip kenara atarak, birkaç çeşit yardımcı kaynak kitap almaktadırlar. Zaten özel okulların çoğu kayıt ücretinin dışında ekstra olarak 10.000 liraya kadar kitap ücreti almaktadır. Bu nedenle devletin bunların kitaplarını yüklenmesi, dert etmesi çok da sağlıklı bir yaklaşım değildir.
Devlet kitapların yazımı, basımı ve dağıtımı için son yirmi yılda ne kadar para harcadı, bu paraları kimler nasıl aldı bilmiyoruz. Çoğu okullar devlet kitaplarını kullanmadığından bu kitaplar büyük ölçüde çöpe gitmektedir. Devletin verdiği kitaplara bedava ya da yetersiz diye burun kıvrılırken bir de üstüne yardımcı ders kitaplarının bedava verilmesi hiç anlam veremediğim bir konudur.
Madem herkes, yardımcı kitap alıyor, o zaman “Memlekete komünizm lazım ise onu da biz getiririz onu da biz veririz.” anlayışıyla yardımcı kaynak dağıtması devletin kaynaklarını heba etmektir.
“Millî Eğitim Bakanlığı bu yıl 130 milyon adet yardımcı kaynak kitap dağıtıyor. Kabaca maliyeti 8 milyar liranın altında olamaz. Hâlbuki eğitimde dijital teknoloji kullanımıyla israf önlenir. Biraz da sorunların çözümünden uzak mı kalıyoruz demekten kendimi alamıyorum.” (2)
“Millî Eğitim Bakanlığı ilk defa bu yıl, ders kitaplarıyla birlikte yardımcı kaynakları da ücretsiz dağıttı. 2-12. sınıf düzeylerinde 91 çeşitten oluşan toplam 136 milyon yardımcı kaynak kitap, öğrencilerin sıralarına kondu. Bakanlık “Her sene tartışma konusu olan bir sorunu ortadan kaldırdık” açıklamasını yaptı. Ancak uygulama sahadaki sıkıntıyı çözmedi. Kaynak kitap sorunu devam ediyor. Öğretmenler, “yardımcı kaynak listesi” veriyor. (3)
Ayrıca ücretsiz kitap dağıtılması, kitapçı kültürünü ve küçük kitapçı esnafını olumsuz etkilemiş, zor durumda bırakmıştır. Sene başında ders kitaplarının parası en fazla bin lira tutar. Kitaplar devlet tarafından bedava verilirken kırtasiye malzemeleri ise bütün marketlerde, AVM’lerde satılmaktadır. Kitaptan daha pahalı olan kırtasiyeye para veren, kitaba da versin, kıymetini bilsin. Çocuklarımız kitap dünyasında bir gezinti yapsın; kitapçılara girsin çıksın ki kitabı korumayı, kitaba değer vermeyi öğrensin; sorumluluk bilincini geliştirsin.
Sosyal devlet anlayışı bünyesinde kitap dağıtımı yapılacaksa belki köylere ya da maddi imkânları yeterli olmayan bazı ailelere kitap dağıtımı yapılabilir. Mesela ailede birden fazla öğrenci varsa ve ailenin geliri belli bir seviyenin altında ise sadece onların kitap bedelleri “kitap ve kırtasiye yardımı sosyal yardımlaşma fonundan” verilebilir.
Devletimiz; burun kıvırılan, devlet kitabı diye kullanılmayıp atılan kitaplar ve ek kaynaklara para ayıracağına bu parayı okulda ve toplumda öğretmenin itibarını, maddi refahını artırmak için eğitimin temel yükünü çeken öğretmenlerin maaşlarına yansıtmakta kullanabilir.
Sayın Cumhurbaşkanımız birçok defa: “Ülke olarak çok önemli mesafeler kat ettik. Ancak bu süreçte, eğitimde ve kültürde hedeflediğimiz noktaya gelemediğimizi üzülerek söylemek istiyorum.” demiştir. İstenilen noktaya gelemememizin sebeplerden birisi de kitapların muhtevası ve ders kitaplarını bedava vermenin dezavantajları olmasın!
Gelecek yıl için kitap basım aşamasına başlayacağımız şu günlerde ilgili yetkililerin, konu hakkında yazılmış bu ve bunun gibi makalelerden ve görüşlerden yararlanarak bir rapor hazırlayıp Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı tam olarak bilgilendirirlerse seçimden sonra ücretsiz kitap dağıtımı konusunda farklı yaklaşımlarla daha güzel bir çözüm bulunacağına inanıyorum.
19 Nisan 2023
1. Abdurrahman Zeynal, Eğitimci, 02 Eylül 2022 tarihli makalesinden
2. Doğan Ceylan. Eğitim Müfettişi
3. Türkiye gazetesi, 17 Eylül 2022
Maalesef her şeyin ölçüsünü kaçırıyoruz. Konut yapalım diyoruz, Göğü delmeye kalkıyoruz. Kaldırımları düzeltelim diyoruz, Yap boz a çeviriyoruz. Kitapları ücretsiz verelim çocuklar kitapçılarda kitap aramak zorunda kalmasın diyoruz, Bütün sınıflardaki sıraların gözlerinden kitap topluyoruz. Ne ilmin kıymeti kaldı, ne kitabın, Ne evin. Evlerimiz konut- rant oldu. Şehirlerimiz harab oldu. İstanbula ihanet ettik. Çocuklarımızı harap ettik. Zannettik ki önlerine yığıp sofrayı doldurunca sağlıklı beslenecekler. Hormonlu nesiller yetiştiriyoruz. Çok mu zor kitapları geri toplamak. Dönem başında verirsin dönem sonunda istersin. Getirmeyenden parasını alırsın. Sıraların gözlerinden topluyoruz ders çıkışında alın diyoruz KALSIN diyor çocuklar.
Bende devletin bedava kitap dağıtmasına karşıyım. Tarih, coğrafya, matematik sürekli değişmiyor ki. Kitabı öğrenciye zimmetlersin, zarar verirse bedelini tahsil edersin. Yıl sonunda toplayıp seneye gelenlere dağıtırsın. Eşim İsviçrede okuduğu kitabın öğretmeninin okuduğu kitap olduğunu söylemişti. İsviçre gibi bir ülkede bir kitabın kaç sene korunarak gelecek nesillere aktarıldığının güzel bir örneği. Zengin bile olsalar israf yapmıyorlar.
Verilen kitaplar bir sonraki seneye mutlaka kullanılmalı karalayan, hor kullanan öğrenciden bir miktar para tahsil edilmeli, malesef israf çok büyük
Külliyen israf. Kültür derslerinin çoğunda öğretmenlerin yüzde 80 i ideolojik sebeplerle veya kitabı beğenmediği için kullanmıyor. Veya bizim meslek liseleri gibi okullarda öğrenci bedava gelen kitabına sahip çıkmıyor ya kaybediyor veya kullanmıyor.
Yine yıllardır dile getirdiğimiz eğitimin kanayan yaralarından birine dokunmuşsunuz hocam. Maalesef insanlar bedel odemedikleri hizmetin değerini bilmiyorlar. Okullarda tamamen ücretsiz olarak yapılan kurslarda buna dahil.
Sayın hocam çok isabetli bir tespit yapmışsınız. Allah razı olsun.
1. Birden fazla problemi aynı anda planlamak ve çözmek zorundayız.
2. Bir problemi ortaya çıktıktan sonra çözmek kudret ister, ancak daha üstün olan kudret o problemin ortaya çıkmaması için öngörüde bulunmaktır. Daha da üstün olan Süreci lehte sürdürecek STRATEJİ geliştirmektir.
3. Bu ve benzer süreçte çözüm geliştirebilmenin yolu, risk ve inisiyatif alabilecek kadroların görevde tutulması ve desteklenmesidir. Aksi halde sistem şikayet edilmeyen yönetici profilini öne çıkartıyor. Oysaki şikayet bozucu etkidir, kaçınılmazdır. Varsa yanlış telafi de edilir. Ama AMAÇ FARKINDALIĞI kaybolursa hedefe ulaşılmaz.
4. Artık hiç bir şeyin ücretsiz dağıtılması doğru değildir. O ürünün, hizmetin parasını kendisine verdiğimizde hem farkındalık artacaktır hem de israf önlenecektir.
5. (İstisnalar hariç) Destek tarzı sübvanselerin hepsi aynı metodolojiyle ve ortak bir yaklaşımla çözülmelidir. (Öğrenciye Yemek desteği, Doğalgaz sübvansiyonu, Mazot desteği…)
Milli eğitimin en büyük hatasına dikkat çeken yazınız için tebrik ediyorum. Bedava kitap kitabın değerini düşürdüğü gibi kitap dünyasına büyük darbe vurmuştur. Ne öğrenci ne veli bedava kitapların devlete maliyetini sorgulamadan okul sıraları koridorları bahçelerine savurup atmışlardır. Her ilde kitap dağıtımları rant kapısı olmuş eskiden öğretmen komisyonlarının seçtiği nitelikli kitapların yerini şirketlerin yazarlarının kitapları almıştı.
Mustafa Hocam,
Eğitim camiamızın ÖNEMLİ konularına dikkat çekiyorsunuz!.
Yıllardır söylediğim ama bir türlü anlatamadığım ve özellikle Bakanlığımızın bu konuyla ilgilenen birimlerine birço ktelefon açmama rağmen anlatamadığım bir konu!
Hem bir taraftan tasarruf tedbirleri diyoruz bir taraftan da böyle ACAAYİP/FAHİŞ israflar yapıyoruz.
İsrafın ötesinde ilmi-ilmii kaynaklarımızı-melli servetimizi değersizleştiriyoruz!.
Çünkü bedeli olmayan her şey kıymetsizdir.
Fazla değil her kitap başına 50 TL ücret koyup bunların toplanma ve harcanmasını da Okul Aile birliklerine verseler mükemmel bir kazanç ve haarika bir kıymet bilme davranışı kazandırmış oluruz.
Tekrar kaleminize sağlık Sn. Hocam.
Sayın müdürüm tespitleriniz çok doğru ve yerinde bir özel okul işletmecisi olarak katılıyorum en kısa sürede çözüm Üretir inşallah
Çok isabetli bir mevzuya parmak basılmıştır. Her sene her sene kitap basılmasını anlamak güç. Müfredatta köklü bir güncelleme yapılıp bir defa kitap basılıp senelerce okutulabilmeli. Nasılki Anadolu liselerinde eskiden tek ingilizce kitabı olur, her sene okutulurdu. Hem çok defa vazifelendirilen muallimler yetersiz ve Ankaraya gezmeye yolluk almaya gitmiyor mu?Yazık hersene binlerce ağaçların yok edilmesine.
Ben de bir öğretmen olarak ve yıllardır eğitimin içinde olan biri olarak bu konu hakikaten devlet ve millet olarak kanayan yaralarımızdandı. Lafı eğip bükmeden bu güzel ve anlamlı tespitleriniz için çok teşekkür ediyoruz Mustafa Hocam.
Hakikaten çok büyük israf !…
Çocuklara ve millete fayda sağlayalım derken devasa bir israfa ve ondan çok daha önemlisi kitap gibi medeniyet taşıyıcısı kitaplarımızı değersizleştirmeye çalışıyoruz farkında değiliz. Çok yazık !…
Bakanlığımız bu konuda acil bir düzenlemeye gitmeli!.
Hocam mümkünse ara ara bu konuda birkaç yazı daha kaleme alırsanız çok büyük bir hayra vesile olursunuz !…
TEŞEKKÜRLER !…