eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ahmet TEK

Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi mezunu. Hürriyet Gazetesi’nde mesleğe başladı. Muhabir, Yurt Haberleri Müdürlüğü ve idarecilik yaptı. Anadolu Ajansı’nda muhabir, editör, Yurt Haberler Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Haber Akademisi Koordinatörü olarak hizmet verdi. Sürekli Basın Kartı sahibi. Milli Güvenlik Akademisi, basın kuruluşlarının düzenlediği çalıştaylar ve Anadolu Ajansı’nın muhabir yetiştirme programında habercilikle ilgili dersler verdi. Uluslararası medya eğitim programlarına katıldı. Baykuş koleksiyoneri, bibliyofil ve seyahat tutkunu.

    Anadolu’nun Son Abdalı, Neredesin Sen!

    O kendini “garip” olarak tanımlarken kimileri ona saz ve söz üstadı, kimileri Anadolu’nun son abdalı dedi. Bozkırın Tezenesi olarak tanındı.

    Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde teklif edilen devlet sanatçısı ünvanını “hepimiz bu devletin sanatçısıyız. Ayrıca devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor” diyerek kabul etmedi. “Benim için en büyük mutluluk, halkın sanatçısı olarak kalmak” dedi.

    Ömrü boyunca devletten bir kuruş almadı. TBMM tarafından “Üstün Hizmet Ödülü” verilirken “Ödülü bu kültüre hizmet eden ecdatlarımız adına aldım” dedi.

    Bir gönül adamıydı, halkın ve gönüllerin sanatçısıydı. Şu güzel sözün sahibiydi:
    “Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur!…”

    Kimden söz ettiğimi bildiniz. Elbette, Neşet Ertaş’ı kim tanımaz!

    Toplumsal çürümenin kokuları ülkeyi baştan başa sardı. Cinayetler, sokaklardaki rezaletler, gıda sahtekârlıkları, ekonomik kriz, adalete güvensizlik, işsizlik hiçbirimizde moral bırakmadı.

    Herkes kendini tertemiz görüyor. Çirkinlikler hep başkalarından. Şikayet eden edene. Müşterisine domuz eti yediren köfteci de bitkisel yağı sızma zeytinyağı olarak pazarlayan utanmaz da şikayet ediyordur “ahlâksızlık diz boyu” diye.
    Böyle bir ortamda içimden yazı yazmak gelmiyordu.

    Hafta sonu Kırşehir’deydim. Konakladığım kaplıca otelinin karşısında, Kent Ormanı’na komşu “Neşet Ertaş Türkü Bahçası”nı görünce “Bu ülkede bir mikrop varsa bin güzel insan var” dedim. İçim açıldı, karamsarlığım kayboldu.

    Kırşehir “Neşet Ertaş”la sembolleşmiş. Neşet Ertaş her yerde. Şehir, son abdalını öylesine sahiplenmiş. Neşet Ertaş Türkü Bahçası, bir vefa örneği, bir değere sahip çıkılmasının en güzel kanıtı.

    Kırşehirli iş insanı Ercan Malkoç, Avusturya’nın Salzburg kentinde Wolfgang Amadeus Mozart müzesini gezerken, aklına düşmüş, memleketinde Neşet Ertaş için bir açık hava müzesi yaptırmak.

    Ercan Malkoç, Ertex Malkoç Holding yönetim kurulu onur başkanı. Ankara’da yaşıyor. Kendi ifadesiyle, memleket aşığı. Neşet Ertaş hayranı. Yorgunluğunu atmak için gramofondan Neşet Ertaş plakları dinliyor. En sevdiği türkü Gönül Dağı.

    Ercan Malkoç, kararını uygulamakta gevşeklik göstermemiş. Tarım ve Orman Bakanlığından, Kent Ormanı bitişindeki yaklaşık 10 dönümlük alanı kiralamış. Hummalı bir çalışma ile açık hava müzesi dört ayda tamamlanmış.

    “Neşet Ertaş Türkü Bahçası” ismi verilen açık hava müzesinin girişinde asılı tabelada Neşet Ertaş’tan şu dizeleri yazılı:
    “Can yakıp kalp kırma ey insanoğlu!
    Senin de gül benzin solacak bir gün.
    Her canlının kalbi Allah’a bağlı,
    Herkes ettiğini bulacak bir gün.”

    Müze, yürüyüş yolu, dinlenme ve müzik duraklarından oluşuyor. Bambularla çevrili yürüyüş yolunda Neşet Ertaş’ın türkülerinden bazı sözlerin yazıldığı kemerler dikkati çekiyor. Bambular Kırşehir’e uzak diyarlardan gelmiş. Belki Anadolu’nun ilk bambuları olarak kayıtlara geçecek.

    Ziyaretçilerin ilk gözüne çarpan kemerdeki yazı: “Cahildim dünyanın rengine kandım.”
    Not aldığım diğer kemerlerdeki sözlerden bazıları şöyle:
    -Kalpten kalbe bir yol vardır.
    Gözünen görünmez sırdır.
    -Gölgede duranın gölgesi olmaz.
    -Kadınlar insandır, biz insanoğlu!
    -Gönül kimi severse aşk onda güzeldir.
    -Özü gülmeyenin yüzü güler mi?
    -Kendini bilen, bilmeyenin kusuruna bakmaz.
    -Bir de şu var; Gönlünün eşini bulan garip değildir.

    Açık hava müzesinde, sanatçının sevilen eserlerinin isimlerini taşıyan duraklara gelenler sensörlü müzik kutuları sayesinde türküleri dinleyebiliyor.

    “Gönüldağı”, “Mühür Gözlüm”, “Zahidem”, “Ahirim Sensin”, “Ah Yalan Dünya”, “Neredesin Sen” gibi türkülerin isimlerini taşıyan 14 durağın bulunduğu bahçe, fidanlar ve çiçeklerle mutlaka görülmesi gereken mekânlardan biri olmuş. Neşet Ertaş’ın doğup büyüdüğü evin birebir örneği de unutulmamış.

    Türkiye’de hiçbir şehir, kendi bağrından doğan sanatçısı için buna benzer bir eser yaptırmış değil. Müze tarz olarak Türkiye’de bir ilk. Resmî açılışı henüz yapılmamış. Ziyaretçilerden ücret alınmıyor.

    Neşet Ertaş Türkü Bahçası’nda 300 değişik türe ait toplam üç bin fidan ve çiçek bulunuyor. Çiçekler farklı illerden ve yurt dışından getirilmiş. Bakım, temizlik ve güvenlik hizmeti de bahça’yı yaptıran iş insanının istihdam ettiği personel tarafından yapılıyor.

    Ercan Malkoç, “Neşet Ertaş Türkü Bahçası”nı Kültür ve Turizm Bakanlığına devredecekmiş. Bir bahça, bolca Neşet Usta türküsü ve pırıl pırıl bir hava, ülkeme olan güvenimi geri getirmeye yetti.

     İlk ne zaman aşık oldun?” diye soruldu Neşet Ertaş’a.
    “13 yaşımda. Yozgat’taydık, mahallenin kızıydı. Ona bir türkü havalandırdıydım” dedi… Kızın adını söyledi. Sonra da pişman oldu:
    “Yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur.”

    Neşet Baba’nın “Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm / Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen, neredesin sen?” dediği türküyü duyup da içine içine ağlamayan var mı? Hepimizin istediği tatlı dil, güler yüz. Bu ikisi varsa ceylan gözlü olmasa da olur.

    “Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur!…” Türkü okunan bahçada, türkü seven dostlarla oturdum. Şükürler olsun.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Mustafa Yanık dedi ki:

      Benim açımdan en büyük şans böylesine bilge bir insanı ve ona Türkülerin yolunu açan ustası baba Muharrem Ertaş’ı tanımak, yakınında bulunmak olmuştur. Onlar birer efsane. Unutulmayacaklar. Ahmetcim kalemine sağlık.

    2. İ.CEYLAN dedi ki:

      Kaleminize ve allınıza sağlık. Sanatçıların topluma örnek ve önder olduğu toplumdan uzaklaştık ne yazıkki. İki grup arasında uçurumlar var. Şimdilerde kimse kimseyi anlamıyor. Anlamakta istemiyor. Rahmetli Neşet ERTAŞ’ın bu topluma katkısı çok büyüktür. Allah rahmet eylesin.

    3. Omer Akbulut dedi ki:

      Ahmet Bey, kalemdaşım gönlüne kalemine sağlık, resimler ile de bizi Nesat Ertaş Bahcasına ulaştırdınız.Ancak bu Bahça bir vakıf kurularak devam ettirilmesi sanki daha iyi olur. Malum kamu bu konuda verimsiz vede gayretkar değil.

      1. Ahmet Tek dedi ki:

        Önerinizi ilgililere ileteceğim. Vakıf fikri kabul görebilir.