eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
27°C
Ankara
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
31°C
Pazartesi Az Bulutlu
27°C

Abdullah Harmancı: Okumak, tematik olmalı ve belli bir sorunun peşinden gitmeli.

Abdullah Harmancı: Okumak, tematik olmalı ve belli bir sorunun peşinden gitmeli.
14.08.2021 13:00
0
A+
A-

Abdullah Harmancı, 1974 Konya doğumlu. Konya Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. İlim ve ömür sermayesini hikayeye hasreden bir isim. Hikayesi halen Konya’da devam ediyor. Akademisyenliğinin tefekkürünü hikaye ile cem etmiş. O bir hikayeci. Hikaye yazarı. Kendisini öykü yazarı olarak tavsif ediyor. Hikayecinin hayatı okuma biçiminin sade, samimi ama eşyaya ve dünyaya nüfuz eden bir bakışla yorumlaması gerektiği hissiyatını vermekte. Kendisi ile okuma üzerine keyif, verimli bir röportaj gerçekleştirdik. Okumalarınıza sunuyoruz.

Abdullah Harmancı(*) ile Röportaj:

Maarifin Sesi: Okuma nedir? Kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?

Harmancı: Kendi okuma deneyimlerime baktığım zaman, nitelikli olan okumalara ulaşabilmem için, bir amaç belirle-me-mem gerektiğini gördüm. Bir amaca dönük okuma insanı metinden gereği kadar faydalanmaktan alıkoyuyor. Ama bunun tam tersine tematik okuma çok faydalıdır. Belli bir sorunun peşinden gitmek ise en doğru okuma yöntemlerinden biridir. Ama amaçlı okuma bu değil. Amaçlı okuma, genellikle akademik hedefleri kapsar. Bir yazı kotarmak için okuduğum kitapları şimdi yeniden okumak isterim. Çünkü yazının stresi veya makalenin, tezin stresi o kitaba kendi değerince bakmanıza engel oluyor. Örneğin “İslam şehri nasıl bir şehirdir?” sorusu üzerine inşa edilecek olan serbest okumalar bize çok şey öğretir. Soru odaklı okumaktır bu. Elbette şehir, devlet, poetika gibi temaları odak alan okumalar da yapabiliriz.

Maarifin Sesi: Düşünce ile insan, iç terbiye ve davranış terbiyesi arasında nasıl bir bağlantı kurarsınız?

Harmancı: Osmanlı sivil mimarisinde ahşap kullanılması olgusu ile Rahman suresinde geçen Allah’tan başka her şeyin fani olduğu emri ve bilgisi arasında bağlantı vardır. Hristiyanlıktaki günah çıkarma ritüelleri ile roman türünün ortaya çıkışı arasında bağlantı vardır. Türk evlerinin yüksek duvarları ile Müslümanların cennet tasavvurları arasında bağlantı vardır. Peygamberimizin sadaka verme usulü hakkındaki uyarıları Osmanlı dini mimarisinin ilginç sonuçlar vermesine sebep olur. İnsanın düşüncesi, tasavvuru, inancı, dünyaya ve evrene bakışı, bütün eylemlerinin özüdür. Bu özün doğru bir kaynaktan alınması gerekir. Düşüncelerimiz bir süre sonra davranışlarımıza, bir süre sonra da tüm üretimlerimize dönüşür. Medeniyet dediğimiz şey tam olarak budur.

Maarifin Sesi: Kısaca çocuk, mürebbi, muallim tarifi yapabilir misiniz?

Harmancı: Çocukluk hayatın ilk senelerini kapsayan büyülü ve yankılı bir süreçtir. Kimileri bu ilk seneleri yedi yaş ile, kimileri on iki, on dört yaş ile sınırlar. Kimileri de on sekize kadar çıkartır. Çocukluk, hayatımız boyunca yankılanacak bir sestir. 2020 Nobel edebiyat ödülünü alan şair Louise Glück der ki: “Bir kez yaşarız, çocukluğumuzda / Gerisi hatıradır.” Ne varsa orada vardır. Bu süreçte ortaya çıkan sorunların telafisi çok zordur. Çocukluk bir hapishaneye, hatta tımarhaneye dönüşebilir. Diğer kavramlara gelince… Sanırım en büyük sorun, bir çocuk için henüz problem haline gelmemiş bir durumu ona anlatmaya ve öğretmeye çalışmak… Bunu aşmamız gerekiyor. Çocuk önüne doğal yollarla bir problem çıkmadan o alanla ilgili bir bilgiye ulaşamaz. Ulaşmak istemez. Ben yaşayarak öğrenmenin güzelliğini hem kendi hayatımda hem de öğrencilerimin üzerinde gördüm. Bu anlamda şehir hayatı çok önemlidir. Şehir gerçek bir öğretmendir. Gülzar Haydar’ın dediği gibi. Muallim ve mürebbilerin bu doğal habitatı sağlamaları gerekir.

Maarifin Sesi: Eğitim, öğretim, terbiye, talim kavramları sizin zihninizde nasıl bir Türkiye hayali uyandırıyor?

Harmancı: Yirmi altı senedir öğretmenlik veya öğretim üyeliği yapan biri olarak, ülkemizdeki eğitim faaliyetlerinin önünde bulunan en büyük engelin pragmatizm olduğunu düşünüyorum. Aileler, çocuklarının yokluk ve yoksulluk çekmemesi için bir devlet kurumuna girmesini istiyor ve temel endişe bu. Yani öğrenmek değil. Kazanmak. İlmin zevkine varmak için bu tür hedeflerden uzakta kalmak gerek. İkincisi de son iki asırda ortaya bir “çatlak” çıktı. Bir fay hattı çıktı. Sekülerlik ve dindarlık başlığında toplayabileceğimiz bu çatlak ülkemizde hepimizin aynı adımları atmasının mümkün kılmıyor. Hiçbir konuda aynı noktada bulaşamayacağımız bir ikilik derinden derine işliyor.

Politik bir ikilik değil bu. Partilerden çok ötede ve derinde. Bu iki sorunla nasıl baş edebileceğimizi ben de bilmiyorum.

Maarifin Sesi: Kendi okuma metotlarınızı ve zamanlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Harmancı: Ben “hazcı” okumadan yanayım. Kulağa hoş gelmiyor olabilir. Ama yıllarca yaptığım Kuran okumaları da bu hazcılığa dahildir. Okurken metinle bütünleşmek, metne ruhunuzun akması. Bunu sağlamak lazım. Bu sanıldığı gibi sadece dini veya edebi metinlerde gerçekleşen bir bütünleşme değil. İnsan aradığının cevabını bulduğunda büyük bir haz yaşar. En akademik veya en kuru bilgi metni bile size bu hazzı yaşatır.

Maarifin Sesi: Bu röportaj biz çok teşekkür ediyoruz.

Harmancı: Ben teşekkür ederim.

(*)A b d u l l a h H a r m a n c ı, 1974 Konya doğumlu. Halen Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde öğretim üyesi. İlk öyküsü 1995’te Dergâh’ta çıktı. 2007 yılında neşredilen Yerlere Göklere adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın öykücüsü seçildi.

Eserleri:

Öyküler: Muhteris (2002), Ertesi Dünya (2003), Yerlere Göklere (2007), Seni Ne İhtiyarlattı? (2011), Melek Kayıtları (2016), Behçet Bey Neden Gülümsedi? (2019), Baltan Taşa Değecek (2021).

Eleştiri-İnceleme: Kurmacanın Büyülü Sureti (2013), Yazının Yükü (2015)

Antoloji: Yirmi Sekiz (M. Kahraman’la birlikte, 28 Şubat konulu öyküler, 2017),

Yayına Hazırlama: İmrenilecek Bir Ölüm (H. Rahmi’nin öyküleri, 2021)

Çocuk Öyküleri: Hışırtı Avcısı (2021), Aynalı Baba ile Râcî (2021), Ötücü Kuşlar Festivali (2021), Küçük Prens Hakem Olsun (2021).

ETİKETLER: , , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.