eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Açık
31°C

Mustafa Everdi: Dünyadaki keşif ve medeniyetler arayan aklın sonucudur.

Mustafa Everdi: Dünyadaki keşif ve medeniyetler arayan aklın sonucudur.

SUNUŞ:

Mustafa Everdi 1957 yılında Niğde Bor’ da doğdu. Niğde Öğretmen Okulu mezunu. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. O öğretmenlik, avukatlık Yaptı. Yazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı. 21. Yüzyıl Yayınevi’ni kurdu. Dinazor mizah dergisini çıkardı. Roman, hatıra, gezi ve inceleme alanında kitapları bulunmaktadır. Halen noterlikle iştigal ediyor.
Kitapları:
Böyle Buyurdu Hukuk
Örgütlü Ölüler
Sen de mi Sezar?
Milletin Kırmızı Kitabı/Derin Demokrasi
Diyanetin Hacısıyım / Hacerülesved Hastasıyım
Kelebekler Yürümez (Gayriresmi Hatıra Kitabı)
Yeşile ve Maviye Yürüyüş
Davakıran
KIlçıklı Hikayeler
Metropol Mücahidi.

Niğde’ye gidişi mizah kokan atasözüne konu olan o doğduğu belde, kim bilir belki de kalemine ilham olmuştur. Everdi Nef’i’ den el almamış olsa da mizahından yer yer izler taşıyan eser ve çalışmaların sahibi. Hayatı mizahla izah etmek gibi bir üslubu ile her meseleyi severek eserlerine ve gündelik yazılarına konu edebilmekte. Yeni jargonla ti’ye almak denilmekte. Eserlerine ve diline yansıyan bir hiciv cephesi var. O hayatı ve hadisatı baktığı her cepheden ti’ye alan bakış ve üslubun sahibi. Hayatında bir ‘beşli çete’ var ki ayrı bir yazı konusu. Hayat hikayesindeki 1984 senesinde askerlik yaptığı Denizli bölümü işte bu beşli çetenin kuruluş yıllarına gitmekte. Hikâyenin Denizli kısmı bizi de aldı maziye yolculuk yaptırdı. Denizli Akabe Kitabevi ilk meşklerin, ilhamların alındığı yer. Yanına Kamil Gökalp ismini koyunca da ruhunda esen fırtınaların izlerini sürmek konusunda bize daha kolay ulaşılacak ipuçları vermekte. Bu röportaj da Everdi, bin ah işittiğimiz eğitim cephemizin hal-i pürmelaline bir dokunuş yaptı. Aklıyla doğayı, insanları ve olayları anlama peşinde bir ömür harcayan bir münevver olarak önemli maarif ve düşünce alanlarımıza önemseyerek cevaplar verdi. Yan kösteği ile yürüyen eğitim cephemiz ile anlam alanlarımıza kendi cephesinden verdiği cevaplar ile bir nazar etti.

İlgilerinize sunuyoruz.

Mustafa EVERDİ ile RÖPORTAJ

Maarifin Sesi: 1- Okuma nedir? Kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?

EVERDİ: 1.Okumak başkasının deneyimini kendine mal etmektir. Bir insan ömrü çok sınırlı. Kendi hayatımızda edineceğimiz tecrübe ne olabilir ki? Dünyada 8 milyar insan var. Onları tanımak ve yaşayışımıza rehber kılmak için ne yazdıklarına bakmamız gerekir. İnsanı sonsuzluğa yola çıkaran ve sınırsız kılan diğer insanların yaşadıklarından ders alan bir bakışa sahip olabilmektir. Hatta diğer insanlara empati yapabilmek.

Her gün yüzlerce insanla karşılaşırız. Yanımızdan geçip giderler. Kılığına, mesleğine, inancına bakıp bir yargıda bulunuruz. Çoğu zaman da önyargı olur bu. Hâlbuki o insanın hikâyesini okuyunca birden güzelleşir o insan. Ya da kötü biri olduğunu anlar uzaklaşırız.  İnsan sarrafı olmak, edebiyat roman, hikâye, şiir okumakla mümkün. Yoksa insanların yüzüne mel mel baka kalırız.

Sadece edebiyat değil elbette. Bizi hayrete salan ve merak duygumuzu harekete geçiren de okumadır. Böylece kendimizi, insanları, doğayı içeriden tanımak imkânı bulur, bilimden, teknolojiden haberdar oluruz.  Kurtuluruz belki, dünyaya ot gelip saman gitmekten. Yine de her okumayı denetlemek, eksik ve fazlalıklarını görmek gerekir. Yok, öyle ‘bir kitap okudum hayatım değişti’.

Maarifin Sesi: 2- Düşünce ile insan; iç terbiye ve davranış terbiyesi arasında nasıl bir ilişki kurarsınız?

EVERDİ: 2.İnsan beyni sürekli faaliyettedir. Uyanıkken düşünmekten alıkoyamayız, zihnimizi. Belki müzik, raks ve oyun unutturur. Aklımız eşyanın, doğanın ve insanların ruhunu anlamak ister. Bunun için tutarlı, sebep-sonuç ilişkisini kurmak ister. İşte zihnimizin bu çabasına düşünce diyoruz.

İnsanların, kitapların, kurumların bize sunduklarını olduğu gibi kabullenmek aklı bulduğu ile yetinmeye zorlar. Buna bulan akıl diyebiliriz. Öğrendi ama eleştirmedi, sorgulamadı.

Onun için sürekli neden, niçin, sonuç niye böyle oldu diye sorar akıl? Susturmazsak eğer. Ya da şartlandırmamışsak. İşte buna arayan akıl diyoruz. Arayan akıl mevlasını da, belasını da bulur. Dünyadaki medeniyetler, keşifler, teknoloji ve devrimler böyle insanların arayışının sonucudur.

Dünyada düşünceler, icatlar, keşifler böyle mümkün olur, her yeni günde teknolojiye level atlatırız. Yoksa hala mağarada yaşıyacak ve avcı-toplayıcı olarak doğada kendiliğinden yetişen gıdalarla yetinmek zorunda kalacaktık.

Zihnimiz kendimizi ölçüp biçerek iç terbiyeyi düzenler. Niye böyle davrandım, o sözü söylemesem daha iyiydi, arkadaşın kalbini neden kırdım? Bu muhasebe ile iç dünyamızı güzelleştiririz. İnsan estetik ameliyatla dış görünüşüne bile şekil vermek ister. İç dünyamız sürekli yapıp ettiklerimizi değerlendirmek, her gün daha iyi insan olmak çabası ile güzelleşir.

Bu denetimle davranışlar, gün gün güzelleşir. Her gün onlarca –bazen- yüzlerce insanla ilişkileri olur herkesin. Bir başkasının ruhuna karabasan gibi çöküp olumsuz duygular mı yaşatıyoruz? Yoksa yaşama sevinci mi veriyoruz? Bunu sürekli gözden geçirip kendimizi geliştirmemiz, insanları yükselten, çoğaltan, zenginleştiren insanlığa yönelmeliyiz.

Maarifin Sesi: 3- Kısaca çocuk, muallim, mürebbi tarifi yapabilir misiniz?

EVERDİ: 3- Çocuk, hayatı, dünyayı, insanlığı keşfetmeye aday küçük insan demektir. Onun merak ve hayret duygusu keşiflere iştahla hazırdır. Muallim, onlara keşif ihtiyacını duyurandır. Konserve bilgilerle öğrencileri obezleştirmeyen eğitimci muallim olmaya hak kazanır. Yoksa ‘müellim’ olur, elem verici.

Özellikle zamanımızda öğrenciler için bilgi google’la ellerinin altında. O nedenle mürebbi, terbiye verdiği gençlerde merak, keşif ve hayret duygusu uyandırabilen insan demektir. Çocukların ‘ne’ öğreneceğinden çok ‘nasıl’ öğreneceğine yardımcı olandır. Müfredat, fertleştirme yani bireyselleşme demektir. O halde kitle, sürü, tektip insan yerine bireyselleşen ve içinde bulunduğu topluma, ülkesine insanlığa yeni bir değer katan insan yetiştirmek asıldır. Yoksa tepeden belirlenen ders, konu ve basmakalıp bilgiler toplamı olmamalıdır.

Maarifin Sesi: 4. Eğitim, öğretim, terbiye, talim kavramları sizin zihninizde nasıl bir Türkiye hayali uyandırıyor?

EVERDİ: Benim zihnimde ailesine, ülkesine yeni değerler katan bir yöntemdir bu faaliyetler. Öğretim öğrencileri bilgilendirmek, eğitim davranışlarda güzel değişiklikler yapabilmektir. Terbiye iyi insan olmayı teşvik eden bir davranış silsilesidir. Aileler, büyükler, yönetimdekiler nasihat ve vaazla değil davranış ve örnek uygulama ile gençleri yükseltir.

Talim tekrar ve istikamet demektir. Her gün daha ileriye yükseğe, olumluya bir gelişme sağlarsa talimdir. Yoksa Pavlov’un deneyi gibi yanaşık düzene mahkûm eder herkesi. Sıradanlığa zorlar. Zekaları en aptala adım uydurmaya indirger. Hâlbuki birbirimize benzedikçe izlerimize kurşun atarız. Aslolan farklılıklarımızla ortak hayata atılıp bütünleştirici bir varoluşla hayata/topluma/ülkeye değer katmaktır. Yoksa İsmet Özel’in dediği gibi:

“Bu gövermiş güz günleri çıldırtır

Çileden ve kitaplardan çıkartır insanı”

Maarifin Sesi: 5. Okuma talimi ya da okuma temrinleri yahut buna okuma hedefleri diyecek olursak sizin önerileriniz nelerdir?

EVERDİ: 5. Okumak için ihtiyaç duyurmak gerekir insanlarda. O zaman kitabı, ilgi duyduğu alanları arar bulur insanlar. Farklı alanlardan okumak, karşıt görüş, düşünce, inançlarda olanları bir arada okuyup değerlendirme, analiz yapabilme yeteneği kazanabilmektir. Okuduğu kitabı anlamak, eleştirmek, üzerinde düşünce üretebilmek gerekir. Ezberletmek değil.

‘Dersini almış da ediyor ezber’

Ezber edende sentez ne gezer!

Maarifin Sesi: Bu röportaj için size çok teşekkür ediyoruz.

EVERDİ: Ben teşekkür ederim.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.