eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
20°C
Ankara
20°C
Az Bulutlu
Pazar Açık
22°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
23°C

Oğuz Özdeş’in İbnülemin Mahmud Kemal röportajı

Dosya Adı: İbnülemin Mahmut Kemal İnal.
İbnülemin takkeliyken

İbnülemin Mahmud Kemal

İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın oturduğu evin adresini öğrenmek için yaptığımız soruşturmalarda, aşağı yukarı aldığımız cevap ay­nı oldu.

— Mercana gidiniz. İbnulemin Mahmut Kemal deyince, herkes evini size gösterir.

Hakikaten, şöhreti hudutlarımızın dışına çıkmış olan üstadın evini bul­mak, semtini öğrendikten sonra hiç de zor bir şey değildi.

Mercanda, bize tarif edilen semt­te, önümüze ilk çıkan çilingire sorduk. Çilingir, yüzümüze dikkatli dikkatli baktıktan sonra :

— Bu zat bakırcı mıdır? demez mi?

Bu cevabı aldıktan sonra, tabiî fazla izaha lüzum görmedik ve o sıra­da yoldan geçmekte olan bir posta müvezziine yaklaştık. Müvezzi, sözlerimi­zi daha bitirmeden :

— Ebediyat âlemi Mahmut Kemal Efendi mi? diye lâfımızı kesti. İşte şu sarı konakta oturuyor.

Gerçi müvezzi, bilmeden bu yan­lışlığı yapmıştı ama, hakikaten İbnülemin Mahmut Kemal, ebediyatımızın başlı başına bir âlemi idi. Fakat şu çilingirin sözlerine ne dersiniz? Müvezzinin «İşte» diye gösterdiği bina, çilingirin dükkânı ile karşı karşıya idi. Şunu da ilâve edelim ki, üstad, ço­cukluğundan beri bu evde oturmakta­dır.

İbnülemin Mahmut Kemal, bizi, sırtında şal ve başında siyah takkesiy­le, hasta bir halde karşıladı. Kendisi­nin zaten birkaç zamandır rahatsız ol­duğunu işitiyorduk. Onu ayakta görünce sevincimiz bir kat daha arttı. Ziya­retimizin sebebini anlattık. Üstad ra­hatsızlığını henüz tamamiyle geçiremediğini, mümkünse ertesi günü gelmemi­zi söyledi. Ayrılırken de:

— Sizin adlarınız nedir diye sordu.Söyledik, fakat nedense, foto ar­kadaşın soyadı ile benim adım, üsta­dın tuhafına gitmişti.— Canım, dedi. Yeni yeni ne bi­çim isimler çıkmış? Ben size «Arı» ile «Oğul» derim, olur biter.

Ertesi gün, kararlaştırdığımız sa­atte gittik. Bize kapıyı açan asker kim olduğumuzu sorunca :

— «Arı ile Oğul» geldi dersiniz, üstad anlarlar, dedik.

Hakikaten yanılmamıştık. Üstad bir gün evvel bizlere takdığı adı unut­mamıştı. Bizi, kitaplarla ve duvarları yazma levhalarla süslü olan odasında kabul etti.

Tevazuu herkesçe malûm olan ibnülemin Mahmut Kemal, konuşurken çok defa, kendisinden bahsetmiş olma­nın verdiği acı içinde :

— Bunları bana sormayın, bana kendimden bahsettirmek azabını ver­meyin! diye tekrarlıyordu.

Onun hayatı, yaşayışı gibi o kadar sade ve mücadeleden uzak ki… Üstadın doğum tarihi 1877 dir. İstanbulda dünyaya gelen İbnülemin Mahmut Kemal’in babası, zamanın ahlâken ve ilmen fazıl şahsiyetlerinden Mühürdar lâkabıyla maruf Mehmet Emin Paşadır. İlk tahsilinden sonra ba­zı mekteplerle medrese derslerine de­vam etmişse de, asıl tahsili hususîdir. Henüz basılmamış olanlarla birlik­te kırk kadar esere sahip olan üstad, kendi kendisini yetiştirmiştir.

— Bazı mekteplere girdim çıktım­sa da, diyor, hiç birisinde tahsilimi ik­mal edemedim. Demek ki istidadım müsait değilmiş.

Çok küçükten beri okumaya baş­layan İbnülemin Mahmut Kemal’in evi, âdeta bir Darülfünun gibiymiş. Haf­tanın bir çok günlerinde, evlerinde edebiyat toplantıları yapılırmış. Pek genç yaşlarında gazete ve mecmualara yazılar yazmaya başlıyan İbnülemin, memuriyet hayatında da oldukça kıy­metli mevkilerde bulunmuştur. 1908 in­kılâbından sonra «lyalâtı Mümtaze» Kalemi Müdürü, daha sonra Babıâlinin en mühim vazifelerinden biri olan Divanı Hümayun Beylikçisi, Evkafı îslâmiye Müzesi, Vesaiki Tarihiye Tasnif Heyeti Reisi ve Türk Tarih Encümeni âzası… En son vazifesi olan Evkaf müzesi müdürlüğünden emekliye ayrılmıştır.

Geçen yıl, binlerce değerli kitap ve tarihî kıymeti haiz bazı eşyasını Üniversiteye terkeden Ibnüleminin hayat­ta bütün zevki kitap okumaktır. Üstad diyor ki :

— Çocukluğumdan beri boş dur­mamağa alışık olduğumdan, bütün günlerimi okumak ve yazmakla geçiri­rim. Allah eksik etmesin, gelenden gi­denden vakit bulmak, benim için en müşkül bir şey olduğundan, galiba okuyup yazışım da, emsalim gibi ehem­miyet verilecek bir mertebeye gelmedi.

Üstadın en büyük hususiyetlerin­den birisi de, kitaba ve el yazısına olan düşkünlüğüdür.

— Pek küçük yaşımdan beri kita­ba ve el yazısına merak ettim ve eli­me geçen parayı bu uğurda sarfettim. Cenabı Hakka şükrediyorum ki, bu çalışmamın mükâfatı olarak elimdeki bütün kitapları ve yazıları vatan ev­lâtlarının çalışmasına arzettim. Türk malı antika ve nadide eşyaya karşı da merakım fazladır ama, İstanbulun iş­galinde, evime ecnebilerin cebren gir­mesi hâdisesinde ve civarımızda zuhur eden yangında, topladığım eşyanın bir kısmı zayi oldu.

İbnülemin Mahmut Kemal inal, gençlik hakkındaki düşüncelerinde di­yor ki :

— Evlâdı vatan, kendi evlâdımız hükmünde olduğu için, daima onların iyiliğini isterim. Gençliğin vatanına sa­dık ve âşık olarak, onun menfaatine göre, gece gündüz çalışmasını, müte­deyyin, namuskâr, nefsine ve halka karşı hileden uzak olmasını arzularım. Sözün kısası, gençliğin her suretle adam olmasını arzu ediyor ve böyle olacağını da ümit ediyorum. Bilhassa birşey öğrenmekle kendisini âlim say­mamasını ve yalnız maişete medar ol­mak için tahsil etmemesini gönlüm arzu eder.

Üstad bir müddet sustu, sonra ba­şım yukarıya doğru kaldırarak kendi kendine konuşur gibi mırıldandı :

İlmine hükmettiren insana fardı cehlidir

Ehli irfan cehlini, âlim olunca anlıyor

Ailece mütedeyyin; beş vakit nama­zını ve orucunu beş yaşından beri hiç kaçırmayan İbnülemin, öm­ründe ağzına içki koymamıştır. Allahın bütün emirlerini, yine Allahın rızası için yaptığını söylüyor. Gençliğinde bir zaman, tütün içmişse de sıhhatine çok zarar getirdiği için, 30 yıl evvel, bir daha içmemek üzere sigarayı bırakmış.

Çocukluğundan beri alıştığı kahve ve çayı ara sıra içer. Pek titiz olan üstad :

— Ömrümde hiçbir lokantada ye­mek yemedim, diyor. Yemeğe de niye­tim yok zaten. Her tanıdığımın evinde de yemek yiyemem, hattâ su dahi içemem.

Vücudu afiyette olursa, sabahları pek erken kalkan İbnülemin Mahmut Kemal üstadımıza, hiç rüya görüp gör­mediğini ve rüyaya inanıp inanmadı­ğını sordum.

— Rüyaya inanmamak kabil mi­dir? diye beni azarladı. Herşeyden evvel, hayatımın rüya olduğuna kaniim. Diğer insanlar gibi ben de rüya görü­rüm. Bilhassa kedere müncer olan rü­yalarım ekseriyetle tahakkuk eder.

Asabi bir mizaca sahip bulunma­sına rağmen, pek hassas olan üstad, ağlamak ve gülmek bahsindeki sualimi de şöyle cevaplandırdı.

— Kalbim pek rakiktir. Herşey­den müteessir olurum. Kendi hüznüm derecesinde başkasının hüznüne de üzü­lürüm. Bu sebeple, ağlayışım gülüşüm­den fazladır.Babadan, ecdattan Türk olduğu için kırmızı rengi pek sevdiğini söyliyen İbnülemin:

— Bayrağımız da kırmızı değil mi? diye gözlerimin içine baktı.

Yemek bahsinde, üstad pek zevki selim sahibi .

— Mahir bir ahçı elinden çıkmış nefis ve temiz yemekleri severim. Bil­hassa yassı kadayıf ve enginara bayı­lırım.

İbnülemin Mahmut Kemal, karak­terinin teşekkülü bakımından en çok babasının tesiri altında kaldığını söy­lüyor.

— Farzımuhal bende bir meziyet varsa, hepsini babam merhuma medyu­num.

İbnülemin, Türk musikisine çocuk­luğundan beri âşıktır. Hattâ, vaktiyle bir aralık musikiyle de uğraşmış. Es­ki üstadlarımızın eserlerini dinledikçe, cananının sözünü dinlemek, onun hita­bına nail olmak için can veren âşıkı şeyda gibi, safalar içinde kalırmış! Kırk seneyi mütecaviz zamandan beri -Allah daim etsin- haftanın muayyen bir gecesinde, musiki erbabının güzide­leri evinde toplanırlarmış. Eski musiki üstadlarından bilhassa İsmail Dede merhumun eserlerine hayrandır. Bir çok defa teşebbüs ettiği halde, evlen­mesi bir türlü kısmet olmıyan üstad İbnülemin, bugün 73 yaşında olduğu halde hâlâ dünya evine girmemiştir.

Süleyman Nazif merhumun İbnü­lemin Mahmut Kemal için yazdığı mısraın baş tarafına sonradan Yahya Kemal tarafından yine bir satır ilâve edilerek meydana gelen beyti belki bi­lirsiniz.

Hezâr gıbta o devr-i kadim efendisine

Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine

İbnülemin Mahmut Kemal’in bun­dan daha güzel tarifi olabilir mi?

KAYNAK: Turkish Literature

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.