eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
33°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Az Bulutlu
35°C

Prof. Dr. Ülkü ELİUZ: Okuma, sözcüklerin duyu organları yoluyla yorumlandığı bir öğrenme etkinliğidir.

Prof. Dr. Ülkü ELİUZ: Okuma, sözcüklerin duyu organları yoluyla  yorumlandığı bir öğrenme etkinliğidir.
09.10.2021 13:00
0
A+
A-

SUNUŞ:

Bu haftaki röportajımızı yeni Türk Edebiyatı alanında çalışan bir bilim kadını Prof. Dr. Ülkü Eliuz ile yaptık. Kendisi Malatya doğumlu ancak bilim/ilim çalışmalarını Trabzon’da Karadeniz Teknik üniversitesinde sürdürmekte. Bu şehre gider gitmez başlattığı ‘Trabzon Okuyor’ kampanyası ile okuma alanında önemli bir tecrübe biriktirdi. Bizde bu birikim ve müktesabatının ışığında kendisiyle verimli, keyifli bir röportaj yaptık. İlgilerinize sunuyoruz.

Prof. Dr. Ülkü ELİUZ(*) ile RÖPORTAJ

Maarifin Sesi: 1-Okuma nedir? Kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?

ELİUZ: Eğitim, bireyin doğumundan itibaren kazandığı ya da kazandırılan davranışlar bütünüdür. Aile, çevre ve okul işbirliği ile bir ömür boyu devam eden/ etmesi gereken bu edim, iyi, olumlu, doğru davranışlar kazanmayı sağlar. Eğitim ile bireylerin sahip oldukları potansiyelleri, herkesin iyiliği yolunda ve toplumdaki gelişmenin insancıllığına katkıda bulunma yönünde teşvik etmek anlamındaki okuma gerçekleşir. Bu edim, ruhu yücelten bilgiye ve yaşamı biçimlendiren anlama doğru bir yolculuğa çıkmaktır. Böylece insan, sadece kuru bir okur-yazarlık becerisi kazanmaz; belli alanlarda araştırıcı, bilgilendirici, düşüncelerini ve duyarlılığını geliştirici bir alışkanlık edinerek ilk emir olan “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” ile işaret edilen evrenin yüzüne sinen gizli anlamı çözmeyi ve kavramayı kalıcı şekilde öğrenir. Okuma, sözcüklerin duyu organları yoluyla algılanıp anlamlandırıldığı, kavrandığı ve yorumlandığı iletişim, algılama ve öğrenme etkinliğine dönüşür. Zihinsel bir süreç olarak bireyin kişiliğini, değerlerini etkiler; bilişsel, duygusal, düşünsel boyutlu bir değişim ve gelişim yaşamasına olanak verir. Bireysel ve toplumsal yaşamın gereklerinden okuma, ekmek, su, hava gibi temel bir gereksinme, bir alışkanlık, varoluşun bir parçası haline gelmelidir. Zamanın esiri değil zamanın eserleri ile buluşarak zamana hükmedebilmek için okuma eylemini, duyu organları ile basılı harflerin, sözcüklerin veya sayıların birbirinden ayırt edildiği göz etkinliği değil; görüntülerle konuşulan dilin duyma uyarıları arasında çağrışım yapılan beyin etkinliği düzeyinde işlevselleştirmek gereklidir.

Maarifin Sesi: 2- Düşünce ile insan; iç terbiye ve davranış terbiyesi arasında nasıl bir ilişki kurarsınız?

ELİUZ: İnsana özgü en önemli özelliklerinden ve ayrıcalıklardan olan düşünme, bilgi edinme, anlama ve öğrenme sürecinin önemli bir bileşenidir. İnsan, takdir etme ve muhakeme gücünü de içeren düşünme olgusu aracılığıyla gerçekleşen her şeyin etkisini fark etmeyi, bazı kontrollü alıştırmaları ve anlamlı zihinsel aktiviteleri gerçekleştirmeyi başarır. Akılsal ve bilişsel sistem içerisinde bilgiye dayalı işlemlerin bütününü, bütünün bazı değişkenlerini içeren düşünme, insanın çözüme doğru yönlendirilmiş davranışlar edindiği; bilinenden yola çıkarak bilinmeyene ulaşmayı ve mantıklı işlemlerle onu açıklığa kavuşturmayı sağladığı; problemleri çözmek için düzenli, tutarlı ve mantıksal bir yapı düzenlediği; yenilik aradığı veya eski sorunlara yeni çözümler getirdiği süreçtir. İnsan, düşünme ile madde olmaktan çıkarak felsefi, psikolojik, mantıksal bir varlığa dönüşür.

İç terbiye ve davranış terbiyesi ilişkisi, düşünce-insan bağıntısı gibi çok yönlü bir tamamlama ve tamamlanmayı kapsar. İnsanın toplum içindeki tutum ve eylemlerinin arka planında yaşamın tüm süreçlerini biçimlendiren edinilmiş bilişsel ve duyuşsal kazanımlar yer alır. Birey olarak insanın iç terbiyesi/ ahlaki gelişimi ile toplumsal yaşamın ortak değerler sistemi, kültürel unsurları, normları, inanç sistemi gibi etkenleri arasındaki doğrudan bağlantı vardır. Dolayısıyla iç terbiyenin nitelikleri, tinsel bakımdan ulaşılan seviye davranışlara yansıdığı takdirde toplumsal sistem dengelenir.

Maarifin Sesi: 3- Kısaca çocuk, muallim, mürebbi tarifi yapabilir misiniz?

ELİUZ: Çocuk, “dünyanın en büyük mutluluğu” ve yaşam sonsuzluğunda aydınlığın sesi büyük adam’dır.

Muallim veya Mürebbi, va’z etmeden, slogana ve mesajcılığa kaçmadan insanın evrensel yanlarını anlatarak dervişane yürüyen; çoğalarak, sararak, dokunarak ilerleyen; bir iken bin olarak yüreğe dokunan; bedene değil ruha hizmete eden bilgi neferidir. 

Maarifin Sesi: 4. Eğitim, öğretim, terbiye, talim kavramları sizin zihninizde nasıl bir Türkiye hayali uyandırıyor?

ELİUZ: ‘Şeyler arasındaki ilgiyi’ daima fark eden, okuyarak açılan, zenginleşen, evrene sinen derin, katmanlı ve yoğun dönüşüme katılan insanlardan oluşan; var olan kalıpları yıkarak eleştirel, sorgulayıcı, önyargısız düşünmenin gerçekleştiği; empati kurarak başkalarının yaşantılarına açık olmanın, alışılmışların dışına çıkmanın, başkalarının izlediği yoldan çıkarak bilinmeyenlere doğru adım/lar atmanın en temel alışkanlığa dönüştüğü; her alanda gelişip olgunlaşarak sentezler yapabilecek seviyeye gelmenin hedeflendiği bir Türkiye…

Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın…

Maarifin Sesi: 5. Okuma talimi ya da okuma temrinleri yahut buna okuma hedefleri diyecek olursak sizin önerileriniz nelerdir?

ELİUZ: Okurken yaşamın tüm güzelliklerini estetik fayda düzleminden alma, problematik/ sorunsal yargılarda bulunma, empoze edilmiş düşünce çizgisini kırarak yeni bir düşünce çizgisinden sorgulama olmak üzere üç aşamalı bir çabanın gerçekleştirilmesi okuyanın ve eserin yeni’den doğumuna olanak tanır. Bu bağlamda okuma hedefleri bilgilenerek belli bir problem için alternatif çözümler getirme, özgün, yaratıcı, bağımsız düşünerek yargıyı geciktirme; yeni düşünsel ve duygusal ilişkiler kurma; haklarının, sınırlarının, sorumluluklarının farkında olma; düşünsel-eylemsel bütünlüğü gerçekleştirebilecek nitelikler kazanma…  şeklinde sıralanabilecek edimler ile insana kimlik kazandırır.

Maarifin Sesi: Hocam, bu röportaj için size çok teşekkür ediyoruz.

ELİUZ: Ben teşekkür ederim.

(*) Prof. Dr. Ülkü ELİUZÖzgeçmiş

1969 yılında Malatya’da bayrak ve Kuran kokulu bir evde ailenin ilk torunu olarak dünyaya gelmişim: Büyükbabam Bekir, babaannem Zeynep, annem Nimet, babam Mustafa, amcalarım Nuri, Vahap, Hüseyin, Cemil, halalarım Fadime, Hatice ve ben. Adım doğumumdan hatta babamın evliliğinden önce koyulmuş. Adıma ve adımı koyanlara layık olmaya çalışıyorum. Tüm gözlerin, ilginin, sevginin merkezinde yaramaz ve mutlu bir çocuktum. 

Malatya’da ilk öğrenimimi, Elazığ’da orta öğrenimimi tamamladıktan sonra 1986 yılında Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandım ve Türkoloji aşkının içimde önce kor sonra ateş olduğu 4 yıllık eğitimden sonra 1990’da “Cahit Külebi Hayatı, Sanatı ve Eserleri” adlı lisans tezimi sunarak mezun oldum.

Teorik ve uygulamalardan oluşan veriler ile donatılarak öğrendiklerimi, 1991-1996 arasındaki 5 yılda uzak ve ücra Anadolu’mun (Erzurum ve Elazığ) köy ve şehir okullarında Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni kimliği ile aktarmaya çalıştım.

Öğretmenlik yaparken 1994’de Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans yapmaya başladım ve 1996’da  “İbrahim Alaettin Gövsa- Hayatı, Şiirleri” adlı çalışma ile tamamlayarak bilim uzmanı oldum. 29 Mayıs 1996’da Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladım. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Doktora programını, 1997-2004 arasında “Orhan Kemal’in Romanlarında Yapı ve İzlek” adlı çalışma ile tamamladım.

2008 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Öğretim Üyesi (Yardımcı Doçent Doktor) olarak çalışmaya başladım. 2008-2010 yılları arasında KTÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Bölüm Başkan Yardımcılığı yaptım. 2010 yılında “Tanzimat Anlatılarında Feminist Söylem” adlı çalışma ile Doçent ve 2015 yılında “Oyunda Oyun: Postmodern Roman” adlı eser ile Profesör unvanını aldım. Ayrıca 2018 yılında yayımlanan Rasim Özdenören (İstanbul: Bir Yayıncılık) adlı biyografi çalışmam bulunmaktadır.

Halen Türk Dili Bölümü ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm başkanlıklarını yürütmekteyim. Alanımla ilgili ulusal ve uluslararası sempozyumlarda sunulan ve yayımlanan tebliğlerim, alanıyla ilgili yayınlanan bilimsel kitaplarım ve kitap bölümlerin, ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanan makalelerim, konferans ve panel sunumlarım, söyleşi ve kitap imza etkinliklerim, ulusal ve uluslararası bilimsel kitaplarda ve dergilerde editörlüklerim ve hakemliklerim mevcuttur.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.