Sunuş:
Bu mülâkat, Türkiye’de din eğitimi alanındaki akademik çalışmaları ve saha tecrübesiyle temayüz etmiş olan Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın ile gerçekleştirilmiştir. Hâlen Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Aydın; öğretmenlikten Millî Eğitim Bakanlığı’ndaki uzmanlık görevine ve farklı üniversitelerdeki akademik çalışmalarına uzanan bir birikime sahiptir.
Röportajda okuma, yalnızca teknik bir beceri değil; düşünme, kavrama ve davranışa dönüştürme süreci olarak ele alınmakta; “kaliteli okuma”nın zihinsel bir inşa faaliyeti olduğu vurgulanmaktadır. Bunun yanında düşünce, iç terbiye ve davranış terbiyesi arasındaki bütünlük; muallim ve mürebbi kavramlarının anlam çerçevesi; eğitim, öğretim ve terbiye kavramlarının kültürel derinliği analitik bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.
Söyleşi, bilgi ile değer, akıl ile karakter arasındaki dengeyi yeniden düşünmeye davet eden; pedagojik ve fikrî açıdan zihin açıcı bir çerçeve sunmaktadır. Zihin ve fikir dünyasını besleyecek nitelikteki bu mülâkatı, okuyucularımızın dikkatine ve istifadesine sunuyoruz.
Maarifin Sesi: Okuma nedir? Kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?
Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın: Okumanın ilk aşaması harfleri seslendirmek ve kelimeleri tanımaktır; günümüzde bunu makineler de yapabiliyor. Okumanın asıl anlamı ya da okumanın amacı; zihinsel olarak; düşünme, kavrama, yorumlama, değerlendirme ve bunları davranışa yansıtma faaliyetidir. Bunun yanında okumanın duygusal yanı da vardır ve okuma insana hoşnutluk verir. Okuma denilince akla genelde kitap gelir; ancak evrende Allah’ın yarattığı her şeyi tefekkür etmek de bir okumadır. Nitekim Peygamber Efendimize gelen ilk vahiydeki “İkra” (Oku) emri de bu geniş kapsamı anlatmaktadır.
Kısaca, makinenin de yaptığı telaffuza değil, metinleri anlamaya, kavramaya dayalı okumaya kaliteli okuma diyebiliriz. Kaliteli okuma; sadece zihinsel bir süreç değil, metindeki sembollerden anlam çıkarma, bu anlamları analiz etme ve mevcut bilgilerle harmanlayarak yeni bir senteze ulaşma, yani bir “zihinsel inşa” faaliyetidir. Kaliteli bir okuma pasif bir kabullenişten ziyade, yazarla girilen bir diyalog gibidir.
Kaliteli bir okuma için şunları yapabiliriz:
1. Okuma Öncesi Hazırlık (Gözlem)
İçindekiler ve Kaynakça: Kitabın hangi konuları ele aldığı ve hangi kaynaklardan yararlanıldığını kontrol etmek.
Önsöz ve Arka Kapak: Yazarın temel amacını ve hedef kitlesini anlamak.
İçindekileri Kontrol: “Bu metinden ne öğrenebilirim?” sorusunu sormak.
2. Aktif Okuma Teknikleri
Not Alma ve İşaretleme: Önemli yerlerin altını çizmek, sayfa kenarlarına yorumlarımızı veya itirazlarımızı not etmek.
Bölüm Özetleri: Her bölüm bitiminde, okuduklarımızı kendi cümlelerimizle bir-iki cümleyle özetlemek.
3. Eleştirel Yaklaşım
Yazılan her şeyi doğru kabul etmek yerine sorgulayıcı bir okuma yapmak.
Yazarın Niyeti: Yazar bu bilgiyi neden veriyor? Bir tezi mi savunuyor yoksa sadece bilgi mi aktarıyor? Bizde hangi bilgileri, soruları, duyguları bıraktı?
Tutarlılık Kontrolü: Verilen bilgiler kendi içinde ve dış dünyadaki gerçeklerle örtüşüyor mu?
Farklı Bakış Açıları: Aynı konuyu işleyen diğer yazarlar ne diyor?
4. Okuma Sonrası Değerlendirme
Sentezleme: “Bu bilgi bizim hayatımızda neyi değiştirecek?”
Anlatma: Bir konuyu en iyi öğrenme yolu, onu başkasına anlatmaktır. Okuduklarımızı bir arkadaşımıza veya bir meslektaşımıza kısaca özetlemek.
Maarifin Sesi: Düşünce ile insan; iç terbiye ve davranış terbiyesi arasında nasıl bir ilişki kurarsınız?
Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın: Ben düşünceyi insanın iç terbiyesinin çekirdeği olarak görüyorum. İç terbiye, zihnin değerlerle yoğrulmasıdır; bu olmadan davranış terbiyesi sadece dışsal bir disiplin(şekilcilik) olur. Oysa iç dünyada sabır, adalet ve merhamet gibi değerler yerleştiğinde, davranışlar doğal olarak bu terbiyeyi yansıtır. Aynı zamanda davranış terbiyesi de düşünceyi besler; insan doğru davranışlar sergiledikçe zihni daha berrak ve tutarlı hâle gelir. Dolayısıyla düşünce, iç terbiye ve davranış terbiyesi birbirini tamamlayan bir bütünlük oluşturur.
Maarifin Sesi: Kısaca çocuk, muallim, mürebbi tarifi yapabilir misiniz?
Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın: Muallim: Bilgiyi aktaran, zihnini besleyen kişidir. Öğretme işleviyle çocuğun aklını kullanmasını sağlar.
Mürebbi: Karakteri ve ruhu şekillendiren, değer kazandıran rehberdir. Muallim aklı beslerken, mürebbi aklın yanında kalbi inşa eder.
İnsan, terbiye edilen bir varlıktır. Allah (CC) Rab ismiyle, Peygamber Efendimiz (AS) muallim/öğretici ve terbiyeci/eğitimci özelliğiyle bizleri eğitmiştir. Bu eğitimler, dışarıdan gelen bir uyarıcıdır. İnsan bu uyarıyı şayet algılar, kavrar ve onu kalben kabul eder inanç hâline getirirse, aynı zamanda kendi tekâmülünü gerçekleştirir.
Çocuk, saf bir cevherdir; öğrenmeye ve şekillenmeye açıktır. Muallim, ona bilgi ve düşünce dünyasının kapılarını açan kişidir. Mürebbi ise çocuğun iç terbiyesini ve davranışlarını şekillendirerek onu olgun bir insan hâline getiren rehberdir. Yani muallim aklı besler, mürebbi kalbi ve karakteri inşa eder.
Maarifin Sesi: Eğitim, öğretim, terbiye, talim kavramları sizin zihninizde nasıl bir Türkiye hayali uyandırıyor?
Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın: “Terbiye” kavramının yerini “eğitim”e, “talim”in yerini “öğretim”e bırakması, kavramların ruhunu zayıflatmıştır. Bugünün insanının yaşadığı anlam boşluğunun temelinde bu kavramsal daralma yatmaktadır. Bu kavramların yeniden kadim anlamlarıyla hayat bulduğu bir Türkiye, en büyük temennimdir.
Maarifin Sesi: Okuma talimi ya da okuma alıştırmaları yahut buna okuma hedefleri diyecek olursak sizin önerileriniz nelerdir?
Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın: Benim için okuma, zihni ve ruhu disipline eden bir süreçtir. Okuma alıştırmalarıyla farklı türlerden metinlere yönelmek, hem düşünceyi esnekleştirir hem de derinlik kazandırır. Bu çerçevede hep aynı konuda ve aynı yazarı okumak yerine, her çiçekten bal almak bizi geliştirir. Okuma hedeflerini ise sadece sayfa sayısı üzerinden değil, anlam ve değer kazanımı üzerinden koymak gerekir. Böyle bir yaklaşım, bireyin hem bilgi hem de karakter bakımından gelişmesini sağlar. Türkiye’de okuma kültürünün bu şekilde yaygınlaşması, daha bilinçli, daha erdemli bir toplum hayalini besleyebilir.
Önerilerim:
– Düzenli Okuma: Düzenli ve disiplinli bir okuma alışkanlığı. Günlük veya haftalık hedeflerle zihni beslemek.
– Çeşitlilik: Farklı türlerden metinlerle zihni esnekleştirmek. Hem klasik hem modern eserleri dengelemek. Edebiyat, tarih, felsefe, bilim ve elbette din gibi farklı alanlardan eserler seçmek.
– Derinlik: Okunan metinlerden not almak, özet çıkarmak, tartışmak.
– Değer Amaçlı Okumak: Okumayı sadece bilgi edinmek için değil, karakter ve değer inşası için görmek.
– Toplulukla Paylaşım: Okuma grupları veya müzakere ortamlarıyla düşünceleri paylaşmak.
Bilgi aklı aydınlatır, terbiye ise kalbi… Eğer okuduğumuz her satır bizi daha adil, daha merhametli ve daha erdemli bir insan yapmıyorsa; sadece zihnimizi yormuşuz demektir. Gerçek okuma, hayatın kendisini bir dua gibi yaşamaktır. Makinelerin bile ‘okuyabildiği’ bir çağda, bizi insan kılan şey okuduğumuzu kavramak, kavradığımızı ise karaktere dönüştürmektir.
Unutmayalım ki; gerçek okuma sadece sayfaları çevirmek değil, o sayfaların içinden geçerek kendi ruhumuzu ve dünyamızı yeniden inşa etmektir. Önce ‘oku’makla başlayacak, sonra ‘ol’makla kemale ereceğiz.
Maarifin Sesi: Bu röportaj vesilesiyle kıymetli katkıları ve samimi değerlendirmeleri için Sayın Hocamıza teşekkür ediyoruz.
Prof. Aydın: Ben teşekkür derim.
(+) Biyografi
Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN (Din eğitimi profesörü ve aile danışmanı) 1959 yılı Konya Çumra doğumludur. İlkokulu Çumra’da, ortaokul ve liseyi İzmir ve Manisa’da okudu. 1985’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1993’de Ankara Ün. Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Eğitimi Anabilim Dalı’nda doktorasını tamamladı. 2016’da Anadolu Üniversitesi sosyoloji bölümünü bitirdi. 2019’da Marmara Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı eğitimi aldı. Ankara’da öğretmen ve Milli Eğitim Bakanlığında eğitim uzmanı olarak görev yaptı. 1994-2011 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ve 2011-2020 yılları arasında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim ve İlahiyat Fakültelerinde çalıştı. 1998’de doçent ve 2004’de profesör oldu. Tunus’ta 10 ay, Belçika’da 3 ay, Fransa ve Almanya’ da birer ay araştırmalarda bulundu. Hâlen Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Evli ve iki çocuk babasıdır. İLGİ ALANLARI: Din eğitimi yöntemleri, ahlâk eğitimi yöntemleri, karşılaştırmalı din eğitimi sistemleri, program geliştirme, aile ve çocuk eğitimi, aile danışmanlığı, manevi danışmanlığı.
www.mehmetzekiaydin.com