İş hayatında üretimi, verimi ve karlılığı artırmanın en temel yollarından biri nitelikli işgücü yani mesleki eğitimden geçiyor. Her meselede olduğu gibi çözüm yine eğitimde. Son yıllarda gündemden hiç düşmeyen konulardan biridir mesleki eğitim. Ülkemiz mesleki eğitimi hakkında yüzlerce yazı ona yakın da kitap yazdım. Bu konunun hemen her yönünü ele almaya çalıştım. Maalesef son günlerde mesleki eğitim konusu yine gündemde ama bu sefer olumsuzluklarla konuşulmaktadır. Konu, mesleki eğitimin üç kolundan biri olan mesem programı, çocuk işçiliği ve ölümleri başlıklarıyla yer almaktadır.
Esnaf zanaatkâr bir aile çocuğu, beş meslekte çıraklık, sanat okulu/meslek lisesi mezunu, özel sektör fabrikada üç vardiya, atölye ve meslek dersi öğretmen olup Çıraklık/Mesleki Eğitim Merkezi, Halk Eğitim Merkezi, Meslek Liselerinde öğretmen-müdür yardımcısı-okul müdürü olarak çalışmış, İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde mesleki ve teknik eğitimden sorumlu şube müdürü olarak yirmiiki yıl çalışmış bu alanda kırk yılını tamamlamış deneyimli bir kişi olarak bu satırları yazıyorum.
Bu konuyu sadece çıkan haberler ve yayınlanan sınırlı makalelerden öğrenenler yeni birşeyler olduğunu düşünebilirler. Bunun için kendilerine geçmişte yazmış olduğum egitimheryerde.net internet sitesinde yayında olan makalelerimi okumalarını tavsiye ederim. Ülkemizde bu konunun yasal düzenlemesi 1977 yılında 2089 sayılı “Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu” sonrasında 1986 yılında 3308 sayılı “Mesleki Eğitim Kanunu” ile düzenlenmiştir. Çeşitli tarihlerde eğitimi ilgilendiren diğer yasal düzenlemelere göre yirmiye yakın güncelleme yapılmıştır. 2016 yılında bu yasa kapsamına yükseköğretim kurumları yani üniversite öğrencileri de eklenmiştir.
Bu yasa; amaç, kapsam ve tanımlardan oluşan birinci kısım, mesleki eğitim kurulları ikinci kısım, çıraklık-kalfalık ve işletmelerde mesleki eğitim üçüncü kısım, ustalık eğitimi-sınavı-işyeri açma-usta öğreticilik belgesi dördüncü kısım, Çıraklık, Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Faaliyetlerinin Desteklenmesi beşinci kısım, denklik-eğitim giderleri-meslek kursları-denetleme ve ceza gibi çeşitli hükümlerin yer aldığı altı kısımdan oluşmaktadır.
Mesleki Eğitim Merkezleri (MEM) son düzenlemelerden önce yaygın eğitim kurumu sayılmakta iken öğrenciler ortaokul sonrası gelebiliyor ancak lise mezunu olamıyordu. Liselerin zorunlu eğitime dahil edilmesiyle yapılan değişiklikle MEM’ler örgün eğitime dahil edildi. Mesem öğrencileri dört yılın sonunda kalfalık-ustalık belgesi yanında lise mezunu da olmaya başladılar. İlk birkaç yıl meslek liseleri bünyesinde Anadolu Meslek ve Anadolu Teknik programı yanında Mesem Programı açılması isteğe bağlı bırakıldı. Ancak bu konuya gereken önem verilmediği görülünce tüm meslek liselerinde eğitim verilen alanlarda Mesem programı resen zorunlu olarak açılmış oldu.
Bu sayede oniki yıllık zorunlu eğitim ve lise düzeyinde gençlerin ailevi ve ekonomik sebeplerle devamsızlık, sınıf tekrarı, başarısızlık, okul terklerinin telafi edilmesi mümkün olabilmektedir. Gençler kendilerinin seçtiği bir meslekte ve işyerinde işbaşında yaparak-yaşayarak uygulamalı mesleki eğitim görmektedir. Emsallerinden daha erken hayata atılarak evini-işini-yuvasını kurabilmektedir. Bunu eğitim sistemi içinde kapsayıcı bir fırsat olarak görmek gerekmektedir.
Bu Kanun hükümlerinin il seviyesinde eksiksiz yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak; 7/d maddesine göre İl Milli Eğitim Müdürü başkanlığında ilgili tüm kurum ve tarafların temsilcilerinin yer aldığı toplam onyedi kişiden oluşan “İl Mesleki Eğitim Kurulunun” görevidir. Kurulun denetim görevini nasıl yerine getirileceği konusu ise alt düzenlemelere bırakılmıştır.
Kanuna göre; “Aday çırak ve çırak; öğrenci statüsünde olup, öğrencilik haklarından yararlanır. Bunlar işyerinde çalışan işçi sayısına dâhil edilmezler… Pratik eğitim, hazırlanmış eğitim programlarına göre, işyerinin ve mesleğin özelliklerine uygun olarak usta öğreticinin gözetiminde yapılır… Aday çırak ve çırak almak için işyerinde usta öğretici bulunması şarttır… On ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde beşinden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi, mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumu öğrencilerine staj ve tamamlayıcı eğitim yaptırır… Ondan az personel çalıştıran işletmeler de mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları öğrencilerine bu Kanunun ilgili hükümlerine göre beceri eğitimi, staj ve tamamlayıcı eğitim yaptırabilirler… İşletmelerde mesleki eğitim, staj ve tamamlayıcı eğitim gören öğrenciler, işyerlerinin şartlarına ve çalışma düzenine uymak zorundadırlar… Aday çırak, çırak ve öğrencinin eğitimi sırasında işyerinin kusuru halinde meydana gelecek iş kazaları ve meslek hastalıklarından işveren sorumludur… Belediyeler ve işyeri açma izni vermeye yetkili diğer kurum ve kuruluşlar işyeri açılışında, esnaf ve sanatkârlar ile tacirlerin kendilerinden veya işyerinde her bir meslek dalında çalıştırdıkları en az birer çalışanından ustalık belgesi ya da en az ön lisans diploması istemek zorundadır. Bu işyerlerinde alanında mesleki eğitim almış olanlar istihdam edilir… Ustalık yeterliğini kazanmış olanlar Bakanlıkça açılacak iş pedagojisi kurslarını başarıyla tamamladıkları takdirde kendilerine usta öğreticilik belgesi verilir. Ustalık yeterliğini kazanmış olanlar mesleklerinde en az on yıl çalıştıklarını belgelendirdikleri takdirde Bakanlıkça açılacak iş pedagojisi kursu sınavına doğrudan katılabilirler. Başarılı olanlara usta öğreticilik belgesi verilir.”
Bu Kanun hükümlerine göre Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarının dışında kamu ve özel kurum ve kuruluşlarında yapılan aday çırak, çırak ve kalfaların eğitimi ile işletmelerde yapılan mesleki eğitim, öğrencilerin bu eğitiminden sorumlu işletmelerin bağlı olduğu oda veya birliklerin temsilcilerinin katılımı ile Bakanlıkça; iş ortamı, sosyal güvenlik, iş güvenliği ve sağlık şartları bakımından ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca denetlenir. Denetimle ilgili raporlar valiliğe verilir. Raporlarda belirtilen hususlar valilikçe değerlendirilir ve gereği yapılır.(41. Md)
Yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere ihtar, on gün sonra para cezası, idari para cezası verilir. Fiilin tekrarı hâlinde bu cezalar iki katına çıkarılır. Fiilin sürmesi hâlinde ise meslekten geçici men cezası verilir. Bu maddedeki idarî yaptırımlara karar vermeye mahallî mülkî amir yetkilidir. Bu Kanunun 30 uncu maddesine aykırı olarak açılan işyerleri durumun öğrenilmesinden itibaren İl Mesleki Eğitim Kurulu ile ilgili mercilerin müracaatı üzerine mahallî mülkî amirce yedi gün içinde kapatılır. Bu Kanuna göre on ve daha fazla eleman çalıştıran işletmeler çırak, meslek lisesi öğrencisi ve stajyer üniversite öğrencine mesleki eğitim yaptırmak için kabul etmek zorundadır. Kabul etmeyenler yasaya göre belli miktarda ücreti devlete ödeme yaparlar.
Özetle mesem konusu kırk yıl önce yasayla düzenlenmiş olup yeni bir eğitim türü değildir. İster mesem isterse diğer benzeri mesleki eğitim modelleri bizde olduğu gibi farklı yönleriyle birlikte dünyanın değişik ülkelerinde de uygulanmaktadır. Mesleki Eğitim Merkezi ve meslek liselerinde öğrenim görmekte olan ve işletmede beceri eğitimine giden öğrenciler için okul-işletme ve öğrenci/velisi tarafından sözleşme imzalanır. Sözleşme içeriği ve hükümleri de Kanun ve yönetmeliğe göre hazırlanmış olup tarafların hak-görev-yükümlülük ve sorumluluklarını açıkça belirtir.
İş kazaları çoğunlukla çalışma ortamının koşulları, yönetim/insan hataları, araç-gereç ve makinalara zamanında ve gerektiği gibi bakım yapılmaması, insanların kendilerine/başkalarına aşırı güveni, yeterli ve uygun mesleki/güvenlik eğitim verilmemesi, denetim eksikliği veya bu faktörlerin bir kısmı ya da tümümün birbiri ile etkileşmemesi sonucu oluşmaktadır. Bu kazalar sonucunda maddi-manevi kayıplara, çalışanların yaralanmalarına, bir süre çalışamaz duruma gelmelerini, meslek hastalıklarına yakalanmalarına, sakat kalma veya ölümlerine yol açabilmektedir.
Mesleki eğitim gibi önemli bir konuda manşet atan, yazan ve konuşanların yasal düzenlemelere, verilere ve sahadaki gerçeklere göre görüş beyan etmeleri gerekir. İşyerlerinde yaşanan iş kazalarını istatistik bilimi ve araştırmaları kullanılarak günlük-aylık-yıllık sektörel ve işletme büyüklüklerine gören kayıtları da tutulmaktadır. Tüm çalışanlar içinde 2024 yılında 14-18 yaş iş kazası geçirip hayatını kaybedenlerin sayısı 25 kişi iken toplam can kaybı 1897 kişi içindeki oranı % 1,31 ile düşük bir orana sahiptir. Mesem programının yaygınlaşmasıyla öğrencilerin işbaşında hayatını kaybetme oranlarının önceki yıllarla karşılaştırılması ve sebeplerinin araştırılarak kamuoyuna doğru bilgi verilmesi gerekir.
Karıncayı bile incitmemeyi bize tembihleyen kültürümüze, bir insan canının ölümüne sebep olmayı çok ağır hükümlere bağlamış dinimiz İslam’a, eğitim almak, çalışmak, sağlık ve emniyetle yaşamak Anayasamıza göre de en temel haklardan sayılmıştır. Ülkemizde trafik kazalarında her gün onlarca insanımızı kaybetmekteyiz. Bu ölümler için araçları, karayolunu ve trafik sistemini hedef almıyoruz. Ancak mesem programına kayıtlı bir öğrenci okuluyla bir ilgisi olmadan uygulamalı meslek öğrenmek için devam ettiği işletmede/işyerinde yeterli iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmadığı için iş kazası geçirdiğinde “mesem cinayetin adı” sayfa başı manşetleri atılmaktadır.
Son yirmi yılda eğitimin her alanında yapılan iyileştirme ve düzenlemelerle, mesleki eğitime yeniden önem verilmeye başlanmıştır. Gençler, aileler ve toplum yeniden mesleki eğitime ilgi göstermeye başlamıştır. Pandemi ve deprem döneminde temin edilemeyen ve acil insani malzemeleri meslek liselerinde öğrenci, usta öğretici ve öğretmenlerimiz üretmiş dünyaya örnek çalışmalar sergilemiştir.
Tüm sistemler ne kadar mükemmel kurgulansa da uygulamacıların kusurlarıyla amacına hizmet edemeyebilir. Bu sebeple mesleki eğitim sistemimizde sorun mesem programı/modeli ve uygulaması değildir.
Çocukları mesem programıyla meslek öğrenmekte olan ailelerin bilgili ve duyarlı olması gerekiyor. Riskli olan durumlarda çocuklarıyla görüşerek meslek lisesi yönetimini bilgilendirmeleri halinde sözleşmenin fesih edilerek öğrencinin başka bir işletmeye yerleştirilmesi mümkündür. Öğrencinin kayıtlı olduğu meslek lisesinde görevlendirilen atölye ve meslek dersleri öğretmenlerinin ayda bir kez işyerini ziyaret ederek öğrencinin devam edip etmediği, mesleğini öğrenme konusunda takip edilecek “pratik eğitim programı” üzerinde sadece eğitim açısından kontrolü yapılmaktadır.
Tüm yaşananlardan anlaşılıyor ki bu konuda işyerinde usta öğreticilerin ve işverenlerin inisiyatifine, meslek lisesi öğretmenin, çalışma-iş müfettişinin sırtına bırakılmayacak kadar ağır ve önemlidir. Diğer ülkelerde yer aldığı gibi bizde de TÜRKAK-MYK ile başlatılmış olan bağımsız akredite edilmiş bir kurumdan “bu işyeri şu kadar sayıda çırak, stajyer ve meslek öğrenmek isteyenler için uygundur” yetki belgesinin alınması sonrasında her yıl düzenli denetlenmesiyle çözümlenebilir.
Dünyada olduğu gibi hiç kimse çocuk işçiliğine, emeğinin sömürülmesine ve ucuz işgücü olarak görülmesine göz yumamaz.