Modern eğitim, hem yöntem hem de anlayış olarak eskinin bütünüyle terki üzerine kurulmuştur. Sözgelimi Cumhuriyetin ilk çeyreğinde yeni anlayışı yerleştirmek için klasik musikinin ve Arapça harflerle Türkçe metinlerin basımının yasaklanması yoluna gidilmiştir. Siyaseten de olsa eskiye ait olan şeylerin kötülenmesi, yok edilmesi veya yok olmasına göz yumulması, insanın tarihi ile bağlarının zayıflamasına, tarih içindeki yerinin belirsizleşmesine ve aidiyet problemlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Modern eğitim-öğretimle birlikte öne çıkan ulusal aidiyetler ve modern eğilimler, dini aidiyetleri büyük ölçüde törpülemiştir.
Öte yandan modern eğitimle ezberciliğin kötülenmesi, geçmişe dair olan metinler ve inanç kalıplarının zihinlerden silinmesine yol açmıştır. Bu da hafızası boş, okumuş ama dinî ve millî konularda son derece cahil bir neslin yetişmesini beraberinde getirmiştir. Zihnî çaba gerektirecek kelamî ve felsefî konular bir yana temel inanç ve ibadet esaslarını bile bilecek ve birbirinden ayırt edecek donanımdan yoksun bir kitle ortaya çıkmıştır. Bu bir vakıadır ve bugünün alimleri, bilim adamları, eğitimcileri veya uzmanları bu kitle ile nasıl bir iletişim ve ilişki kuracağının hesabını yapmak zorundadır.
2 Rebiulevvel 1447 / 25 Ağustos 2025. Cağfer Karadaş