Salgın/pandemi süreci insanlık ailesi için yeni bir deneyim ve yeni bir süreç sunuyor. Bu süreçten dersler çıkarmamız gerekiyor. Bu derslerden ilki, eğitim ve iş hayatını yeni şartlar ışığında yeniden düzenleme gereğidir. Kucağımızda bulduğumuz soru su: Virüs ortamında iş hayatını nasıl düzenlemeli ve eğitimi nasıl yönetmeli? İslam dünyası esasında 100 yıldır eğitimde Beni İsrail’in Tih’de çıkış yolu bulamadan yürüyüşü gibi patinaj yapıyor. Bir adım ileri iki adım geri politikası izliyor. Sadece Türkiye değil komşu ülkeler de eğitimde pusulasını bulabilmiş değil. Eğitim hayatı yaz-boz tahtasına dönmüş durumda. Eğitim yürüyen bir süreçtir ve kıvamını yakalamak her dem mümkün değildir. Bir de sürecin takipçisi olmazsanız iyice çuvallarsınız. Eğitim ve öğretim bir bütündür. Japonya gibi ülkeler bu ikisini bir arada götürüyorlar. Öğretime yer verdikleri kadar eğitime de ağırlık veriyorlar. Eğitim bilgiyle alakalı değil davranış ve ahlakla alakalıdır. Dolayısıyla eğitim bir ortam meselesidir. Şerif Mardin bunu çok farklı bir ifade ile tartışmaya açmıştı. Sokak baskısı demişti. Geçmişten gelen ananelerin yaşatılması arzusuna ‘sokak baskısı’ nitelendirmesinde bulunmuştu. Elbette yanlış idrak veya algıların telkin ve zerk edilmesinde sokak baskısını veya sosyolojik baskıyı müspet kabul etmek zordur. Sokak baskısı meselesinde üç tarz karşımıza çıkmaktadır. Pozitif sokak baskısı ahlak ve faziletle ilgili değerlerin yerleşmesi ve kökleşmesi için toplumun seferber ve müteyakkız olması demektir. Negatif sokak baskısı ise yanlış algılar üzerine toplumu üstten şekillendirme çaba ve gayretidir. Bir de toplumun etliye sütlüye karışmaması hali vardır ki, buna da nötr davranış modeli diyebiliriz. Dinimizde emri bil maruf ve nehyi ani’l münker yani iyiliği telkin etmek kötülükten sakındırmak toplumun bir görevidir. Kolektif bir görevdir. Hiçbir zaman hafife alınamaz. Böylece kötülüğün yayılması belirli sınırlarda durdurulur, önlenir. Menderes dönemi milli eğitim bakanlarından Tevfik İleri’nin dediği gibi toplumda kötülük ve suç oranı yüzde 5’i aştığında yol olur ve önü alınması kabil olmaz. Bu itibarla toplumun selameti açısından kötülüğü en dar sınırlarında tutmamız gerekiyor. Burada emri bi’l maruf yapılırken gözetilmesi gereken husus kaş yapayım derken göz çıkarmaktan sakınmaktır. İyiliği emreden ve kötülükten sakındıranlar hem usul hem de esas yönünden ehil halde olurlarsa meseleyi yanlış bir mecraya dökmekten korunmuş olurlar.
Pandemi süreci, hem iş hem de eğitim hayatında yeni bir milat ve eşik ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. İnsanlık topyekun olarak yeni bir merhaleye adım atıyor. Bunun şimdilik irhasatını yani öncüllerini yaşıyoruz. İnsanlık eskisi gibi normal hayatına dönebilecek midir yoksa Covid 19 kalıcı izler mi bırakacak ve ona göre kalıcı tedbirlere başvurmak zorunda mı kalacağız? Kimse bilmiyor. Sonuçta, insanoğlu şartlara adapte olabilen varlıktır. Bu itibarla zorlansa da yeni sürece ve taleplerine amade olacak ve cevap verecektir. İnsanoğlu yeni dönemi gözlüyor ve ona göre iş ve eğitim hayatını yeniden düzenliyor. Bu kalıcı da olabilir geçici de. Hazreti Ömer döneminde benzeri bir salgında; Amvâs salgınında karantina uygulanmış ve kader gerekçesiyle bundan kaçınılmamıştır. Kader meselesi çok sofistike ve dinamiktir. Bunu bir kalıpta anlamak kaderi anlamamaktır. Hazreti Ömer de nitekim buna dikkat çekmiştir.
Bu gibi dönemlerde özellikle teknolojinin geliştiği günümüzde ondan da yararlanılarak örgün eğitim yerine uzaktan eğitim tercih edilmiştir. Bu suretle bululaşıcılığı artıran fiziki temas sınırlandırılmıştır. Esasen 100 yıldan beri seken bir eğitim sistemi söz konusudur. Türkiye ve İslam aleminde ne dini uyanışa ne de dünyevi kalkınmaya hizmet etmiştir. Son dönemlerde zorunlu eğitim süresi artırılarak gençlik atıl hale getirilmiştir. Nesillerin ömrü okul kapılarında çürümektedir. Enerji yanlış alanlarda heder edilmektedir. İş kazanımında beceriden çok diplomaya önem verilmesi üniversitelerde yığılmaya ve gereksiz özel veya devlet üniversitesi açılmasına neden olunmuştur. Dolayısıyla pandemi ışığında eğitimde yeniden temel düzenlemeye gitmeye ihtiyaç hasıl olmuştur. Her gelen idare reformdan bahsediyorsa bundan önceki reformların başarısız olduğuna hükmedilir. Nitekim öyledir. Dolayısıyla tamire, reforma değil asla ve temellere dönmeye ihtiyaç vardır. Bu nedende simetrik eğitimden salgın döneminde asimetrik eğitime geçme zamanı gelmiştir. Artık eğitimde zamanın ve mekanın izafiliği daha çok dikkate alınmalıdır. Durgun eğitim yerine dinamik eğitim tarzı seçilmelidir. Yerleşik eğitim sistemine neşter vurulmalıdır. Temel eğitim yine 3-5 seneyi geçmemeli ve ardından mesleki eğitim güçlendirilmelidir. Başarısız üniversiteler ya kapatılmalı ya da lise seviyesine indirilmelidir. Böylece öğrencilerin hem masraf hem de zaman israfı önlenecektir. Üniversiteler eğitim veremeyen bacasız ticarethane hüviyetine haiz olmaktan kurtulmalıdır. İşe alımlarda diploma tali bir değer taşımalıdır. Esas olan beceri olmalıdır. Diploma beceriyi takip etmelidir. Kurumlar kendi kriterlerine göre işe elaman almalıdır. Böylece boş umutlarla üniversitelerde kürek çeken talebeler kendileri kandırdıklarını anlamalıdırlar. Diploma temel değil tamamlayıcı bir faktör olmalıdır. Diplomanın karşılığı beceridir. Beceri vermeyen diploma yok hükmündedir. Eğitimde kandırmaca dönemi sona ermelidir.
Eğitim sistemimiz SSCB’deki köhne çalışma sistemine benziyor. Orada işci sınıfı (proletarya) çalışıyor gibi görünüyor devlet de para veriyor gibi yapıyordu.
Örgün eğitim yerine uzaktan eğitim de gelişmelidir. Elbette yerleşik kuralları esnetmek kolay değil. Lakin artık dünya geri dönüşü olmayan bir yola sapmış görünüyor. Salgın öncesinde eğitim sistemi iflas etmişti salgınla birlikte çökmüştür. Buradan kurtulmak bir vizyon ve istisnai bir çaba gerekiyor. Bu itibarla krizler yeni fırsatlara gebedir. Ayağımıza gelen bu fırsatı, seken sistemleri tamirde veya yeniden kurmada değerlendirmeliyiz. Her zaman da böyle olmuştur.
Sadece yeni bir eğitim yılının başında değil aynı zamanda yeni bir dönemin ve yeni bir sürecin de başındayız. Çıkış noktasını ortak akıl bulacaktır. Yeni bir dönemin eşiğinde faydasızlığını ispatlamış katı kuralları esnetmenin esnek kuralları ise konsolide etmenin zamanı gelmiştir.