Hem durur, hem «ne vurursun?» diye çığlık koparır,
«Hokkabazlıklar eder, göz boyamak istersin.
«Hîlekâr tilkiliksin can evisin, şüphe mi var?
Koklayan burnu dibinden düşüren anbersin.
Çamurun, öyle «fesad»dan yuğurulmuş ki senin,
Dâima «hikmeti» düşünür şer – sersin.
Şöyle târihine bak! Fitne, fesadın, bir an,
Göreceksin ki bu işlerde, «Kebirdefter» sin.
Bir özetsin kara kuyruklu pis iblislikten.
Mel’anetlerde, bununçin bilirim endersin.
«Engerek nesli» demiştir sana «İSA» amma
Pek hafif, çünki sen ondan sayısız sem-versin,
Öyle pis tıynete mâlik ki soyun, târihte,
Her zaman işte bu tıynet ile sen, azhersin.
Var mı «nankörlük»e benzer kötü bir alçaklık?!
Bu denâet te eşin yok, bu kadar bedtersin,
Öyledir. Çünkü bütün ni’mete boğsam seni ben,
Yine nankörlüğü terk eyliyemez enkersin,
Sen, neden ni’mete şükretmeyi bilmezsin hiç?
Bu hıyanette, neden sen bu kadar evfersin?
Çünki, tab’ında şikâk gövdeleşir.
İşte sen böyle denî kelle için efsersin.
«Besle pis kargayı oysun o da bir gün gözünü.»
Bu sözün aslına SEN tam konuluk eylersin.
Hileden el çekemezsin, o canın çıksa dahî.
Hakka sen, çünkü ezelden beri hep muğbersin,
Senden «iblis»de kaçar «şerrine lâ’net!» diyerek
Çünki ol «kâfâr’e nisbet ile sen «ekfer’sin.
Çünki sen çâresi yok, önlenemez kansersin.
Sen «var» oldukça «var» olamaz, yaşamaz kevn-ü
mekân.
Çünkü sen, bunlara rai, düşman olan a’versin
Şöyle bîr lâhza huzur sezdi mi dünyâ kudurur,
Onu silmek için icâd edilen süngersin.
Varamaz kâ’bına, billahi, o meşhur iblis.
Doğrudur, çünkü sen ondan o kadar münkersin.
Sen, hayatın iliğinden kan emen mikropsun.
Dehre yangın taşıyan nesli bozuk estersin.
Hangi bir şey ki «mukaddes» tanınır, yıkmak için,
Gece -gündüz çalışan «gayret-i şer küster»sin.
Yüce ahlâkı bozuk gevşeterek yıkmakta,
Misli yok şeytanetin sembolü bir emhersin.
Bir «Aziz»sin dem olur, kanlı bacak fahişesin.
Görünüp sûret-i haktan, ne bulursan yersin.
Bir tek olsan dahi âlemleri ifsada yeter,
Çünki pis işde adın olsa dahi eksersin.
Sen sağ oldukça sağ olmaz, nefes almaz dünya.
Sen bu dünyâya zehirsin, diyemem «kevsersin.»
Gözü kördür de cihanın, seni görmez, yaşatır.
Sen ki dünyâları yok etmek için ezbersin.
Ama bir gün gelecek, öğrenecektir seni o.
Sen ki kuyruklu inâd, dik kafa bir esnersin.
Fitneden vazgeçmezsin, sana mahsus bir iş o.
Tanınırsın bu alâmet ile sen echersin.
Bir çakalsın ki ulursun öğerek pis soyunu.
Kendi vehmince semâlarda yüzen ahtersin.
Seçkin, üstün görerek kendini her milletten,
Tıpkı iblis gibi etrafa kibar serpersin.
Zilletin, meskenetin sembolüsün mutlak, bil.
Gerçi dağlar gibi sermayelisin, bankersin.
Zengin ol, bilgili ol sen, ne olursan var ol,
Ama en son tepetaklak gelecek şebpersin,
Hâzır ol vaktine, yaklaştı günün, ey hâin.
Şöyle bak! İşte cehennem! Ona rihletbersin.
Görüyorsun ki felek çarhı acaib dünüyor.
Şimdi sen kör gibisin, görmiyerek kişnersin.
Sen emîn ol ki o günler gelecek sen şaşırıp,
Kimi görsen diyeceksin ona: «Sen, Hitlersin.»
Yiyecek kendini kendin, a kudurmuş yamyam!
Tıpkı akrep gibi, sen kendin için neştersin.
Kaçacak yer dahi yoktur hele gelsin de o gün,
Fare bul öp! Deliğinden sana bir yer versin.
Kayanın ardına saklansa da cismin, o kaya,
Seni düşmanlara, ister ki hemen göstersin.
Bilesin, akıbetin işte kesin hüsrandır.
Okunur vech-i habisinde ki sen, AHSER’sin.
Ey Rızâ. Artık elinden atıver kuyruğunu.
Bu habislerle, yazık pek de bozulmuş tersin.
(16 OCAK 1959- Ali Rızâ SAĞMAN)
NOT-1 :
BU şiiri hayatını masonlarla ve Türk-İslam memleketlerinde bozgunculuk yapan Yahudi mahfillerle mücadeleye adayan Cevat Rıfat Atilhan, 1959’da “Tarih Önünde ve İlim Işığında 31 Mart Faciası” adlı eserin son sayfalarında yayınlamıştır. Cevat Rıfat, 1946 yılından itibaren İslami düşüncenin en önemli iki fikir dergisi Sebilürreşad ve Büyük Doğu’da yazılar yazdı. Gerek yazıları gerekse siyasal etkinliğiyle o dönemde güç kazanmakta olan İslami hareketi büyük oranda etkiledi. 1945 yılında Millî Kalkınma Partisi, daha sonra 1947’de kurulan Türk Muhafazakâr Partisi ve de İslam Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı.
Ağustos 1964 yılında Somali’de toplanan İslam Devletleri Kongresi’ne davet edildikten sonra kongrenin İcra Komitesi Başkanlığına seçildi. Bu görev onun son göreviydi. Atilhan, 4 Şubat 1967 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Bülent Oran, Ahmet Atilhan, Atilla Atilhan ve iki kız çocuğunun babasıydı.
NOT-2 :
Şiirin yazarı hafız, kurra ve mevlidhan Alı Rıza Sağman’dır.
Süleymaniye Medresesi Kelâm ve Felsefe şubesinde tahsil görmüş, Fatih’te İskilipli Atıf Hoca’dan Arapça dersleri almıştır. Aralık 1931’de ezan ve kameti tercüme işiyle görevlendirilen dokuz kişilik heyette yer aldı. İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda 1952-1964 yılları arasında çeşitli dersler verdi.
13 Eylül 1965’te Çarşamba’daki evinde vefat etti ve Edirnekapı’daki Otakçılar Mezarlığı’na defnedildi.
Allah sayısız razı olsun.TEŞEKKÜRLER