Dediler dost sana yâr ola dedim dahi yeğ
Münîs ü hem-dem ü dildâr ola dedim dahi yeğ
Gül ü gülzârı nidersin ruh-ı cânânı gözet
Cennet olmaz ise dîdâr ola dedim dahi yeğ
15. yüzyıl şairimiz Necatî Bey (ö. 1509) şöyle diyor:
Dost sana sevgili olsun, dediler; daha iyi dedim. İçten, samimi ve gönül alıcı olmalı, dediler; daha iyi dedim.
Gülü, gül bahçesini ne yapacaksın, sevgilinin yüzüne bak! Cennet olmazsa da Cemal olur dediler; daha iyi dedim.
Edebî ürünlerin hemen hepsi insandaki hissiyatı harekete geçirmek üzere kaleme alınmış olsalar da şiir, bunlar arasında bu hususta her zaman bir adım öne çıkmış değil midir? Elbette öyledir. Necatî Bey, sevgilinin kıymetini anlattığı şiirinde onun için daha manalı sayılan özellikleri sıralar. Bunu yaparken sevgilide görmek istediği hususiyetleri, kendi arzu ve beklentisi imiş gibi değil, başkalarının tavsiyesi imiş gibi gösterme yolunu seçer. Şair bu şekilde hem kelimeleri hem de ifadeleriyle bize kendi duygusunu hissettirdiği givi sevgili üzerinden de ayrı bir bir his üretir. Üstelik en estetik şekilde.
Edebiyatın en derin anlatım biçimlerinden biri olan şiir, insanın estetik eğitiminin temel taşlarından olup onun estetik duyarlılığının tekamülü için önemli bir vasıtadır. Şiirde hem söz hem mana hem de söyleyiş şekli, insanın hissî yönünü harekete geçirdiği gibi düşünce sürecini de şekillendirmeye muktedidir. Şiirin asıl gücü, onu anlayıp içselleştiren insanın estetik algısını zenginleştirmesinde yatmaktadır. İnsanı insan yapan hisler, hayaller, umutlar, şiirle en güçlü biçimde dile getirildiği gibi aynı zamanda onun sayesinde incelerek rafine hale gelir.
Estetik eğitim, sadece bir güzellik anlayışını öğretmekle kalmayıp aynı zamanda bir nesnenin ya da bir olayın derinliğini idrak etmeye yönelik bir bakış açısı da kazandıracağından şiir, bize dünyayı estetik yönden algılamayı öğretir. Bu da bir şiirden elde edilebilecek en üstün değerin estetik olduğunu gösterir. Şiir öğrenilecek değil hissedilecek ve o his sayesinde belirli düşünceler beslenebilecek ve güçlenecektir.
Şiirin türlerine yakından bakıldığında onların her birinin insana farklı estetik deneyimler sunduğu görülecektir. Örneğin Lirik şiir, insanın iç dünyasındaki duyguları ve hayalleri dışa vururken ondaki duygusal derinlik ve estetik mana katmanlarını tek tek keşfetmemizi sağlar. Pastoral şiir, tabiatla insan arasındaki geçirgenliği ve etkileşimi arttırarak onu tabiî olana yakın kılar. Didaktik şiir, insanın sosyal hayatiyetinin devamı için ihtiyacı olan kültürü ve etiği estetik olarak ona sunar. Epik şiir, kahramanlık, mücadele ve büyük olaylar etrafında şekillenen bir anlatı ortaya koyarken insane mazisinin övüncünü ve âtîsinin gücünü hissttirir.
Şiir, estetik değeri, şekil unsurları, muhtevası ve ifade tarzı arasındaki derin bağla anlam bulur. Her bir şiir, insanın iç dünyasına dokunarak yeni hisler uyandırır ve var olanların derinliğini artırır. Bu yönüyle şiir, insan eğitiminde vazgeçilmez bir yer tutar. Şiir, his eğitimini en etkili şekilde gerçekleştirirken, estetik algıyı derinleştirir, insanın duygusal zekâsını parlatır ve onu düşünce olduğu kadar his düzeyinde de zenginleştirir. Sonuç olarak, şiir sadece bir sanat formu değil, insan ruhunun katmanlarını uyandıran, onu dönüştüren ve besleyen bir eğitim aracıdır.
Şiirle kalın, hoşça kalın…