İstiklâl Marşı iki dilli bir metindir, “tahiyyattır”, selamlama, şehitler ve şehit oğulları arasında geçen bir diyalog, antlaşma, mukâbele… İlk iki kıta şehitlerin sözü, sonraki iki kıta şehit oğullarının… Karşılıklı konuşma ikişerli kıtalar halinde devam eder ve on kıtanın altısı şehitlerin diliyle verilir, kalan dördü ise işgali, direnişi, hali yaşayanların, yaşamakta olanların diliyle…
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
İstiklâl Marşı şühedanın, vatanı düşman işgalinden kurtarmak ve kara günlere son vermek isteyen Mehmetçiğe, mebusa, ahaliye, millete “Korkma!” seslenişiyle başlar. Bizim şiir geleneğimizde şiirin ilk kelimesine ayrı bir ehemmiyet verilir. Kur’ân’ın ilk kelimesinden mülhem olsa gerek. En azından Mesnevî için böyle yorumlar var. Kur’ân “İkrâ” (Haber ver, oku) diye başlar. Mesnevi “Bişnev” (Dinle), Mevlid “Allah” diye başlar. İstiklâl Marşı da “Korkma!” ile başlar. Bu ilk kelime ünlemleri, son söylenileceği ilk baştan ve tek kelimeyle söyleme adetini gösteriyor, diyebiliriz. Sonra söylenen tüm hikmetler ve sözler bu ilk ünlemde sırlanmış; İstiklâl Marşı da “Korkma!” da.
“Korkma” tek başına İstiklâl Marşı’dır.
“Türk korkmaz, marş nasıl böyle başlar?” gibi eleştiriler yapılır, Âkif’e. Şüheda birçok nedenden ötürü “Korkma!” demektedir. Burada “canından korkmak” akla gelmemelidir. Korkma!.. Yeise, ümitsizliğe düşmüş İslam coğrafyasına ve Türk milletine “İslâmın yeryüzünden silinme korkusu”nun beyhude olduğunu, Allah’ın nurunu tamamlayacağını hatırlatır şair.
Birinci mecliste mebusluk için pek kimse başvurmaz. Millî Mücadelenin tarafında görünme riskine girmek istemez birçok kişi. Kendisini emniyete almak isteyen bir kısım aydın(!) ABD bayrağı altına girmeyi bile düşünür ve mandacılığı dile getirir. Avrupa’ya karşı dinsiz görünmenin, milli mücadelenin yanında görünmemenin bizi Avrupalının düşmanlığından kurtaracağını sanmak gaflettir. Korkma! Halk ise derin bir yeis yaşamaktadır. İşte böyle bir ortamda Mehmetçik cepheden mebuslara ve halka seslenir: Korkma!
Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;
Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun. (1915)
Mehmet Âkif 3 Şubat 1921’de Sebilürreşat’ın Ankara’da çıkan ilk sayısı için kaleme aldığı yazının başlığı şöyledir: “Ye’se Düşen Müslüman Değildir!”
Yusuf sûresi 87. ayet-i kerimede yüce Allah (C.C.) şöyle buyurur:
“Oğullarım, gidiniz de Yusuf ile kardeşini araştırınız; hem sakın Allah’ın inayetinden ümidinizi kesmeyiniz. Zirâ kâfirlerden başkası Allah’ın inayetinden ümidini kesmez!”
“Korkma!” kelimesiyle Mehmet Âkif, Türk milletinin tarihinde ve hafızasında 13. asırdan 20. asra Yunus’tan telmih yapar. 13. asırda Anadolu Selçuklu Devleti Moğol istilası sonucu çöküşe geçtiği bir dönem yaşamıştır. Böyle bir fetrette Yunus devletten, hayattan ümidini kesen topluma ümit aşılamak, öğütler vermek için İstiklâl Marşı gibi şiirler yazmıştır:
Ko ölmek endişesin, âşık ölmez bâkidür
Ölmek senün nen’ola, çü cânun ilâhidür
Ölümden ne korkarsın, korkma ebedî varsun
Korkma, nidasının açtığı pencereden hicretin en can alıcı noktasındaki Sevr mağarasına varabiliriz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mağarada tüm insanlığa gönderdiği mesajdan güç alan Âkif aynı şekilde milletine seslenmiştir: Korkmâ!
“Lâ tahzen innallahe me’anâ” / Üzülme (Korkma), Allah bizimle beraberdir. (Tevbe sûresi, 40)
İstiklâl Marşı’nda ilk iki kıtayı şühedanın/şehitlerin millî mücadele veren ve yaşayan evlatlarına seslenişi olduğunu söylemiştik. Sonraki iki kıta ise evlatların şehit atalarına cevabıdır:
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Evlatlar ve yaşayanlar bu iki kıtada Türk milletinin tarihin hiçbir çağında esarete tahammül edemeyeceğini ve imanlarının en büyük güçleri olduğunu vurgulayarak şühedanın kendilerine seslendiği gibi onlara seslenirler. Marşın ilk kelimesi olan “Korkma!”ya cevap nettir, siz de korkmayın: Ulusun, korkma! (Ulusun korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar?)
Şehitler şehidoğullarına, şehidoğulları şehitlere “Korkma!” demiştir.
(Devam edecek)