Derûnumu nâr-ı firkat dağladı Cûşa geldi can dîdesi ağladı Etrafımı gam leşkeri bağladı Kat’oldu tarîk-i selâmetimiz Tokatlı Gedâyî Asırlarca, üç kıta yedi denizde akından akına at koşturup ter atan ulu cedlerin vârisleri, hiçbir gücün kahrına râm olmadı! Rükûdışında eğilmedi! Eğebilen de çıkmadı! An geldi cephe cephedolaştı! İkrarında sadık olarak, yedi düvelin alayının üzerine geldiğine çok şahit oldu! Ulu kocaların dilince...
İstiklâl Marşı iki dilli bir metindir, “tahiyyattır”, selamlama, şehitler ve şehit oğulları arasında geçen bir diyalog, antlaşma, mukâbele… İlk iki kıta şehitlerin sözü, sonraki iki kıta şehit oğullarının… Karşılıklı konuşma ikişerli kıtalar halinde devam eder ve on kıtanın altısı şehitlerin diliyle verilir, kalan dördü ise işgali, direnişi, hali yaşayanların, yaşamakta...
Yıl 2011, Çanakkale’ye mesleki bir toplantıya, sempozyuma gidiyorum. Merhum Babam; “Oğlum sen tarihi yerleri ziyaret etmeyi önemsiyorsun. Televizyonda gördüm. Çanakkale Savaşlarında şehit olanların isimleri cam levhalara yazılmış. Her şehre ait cam levhalar dört sütunlu abidenin yakınında bir yerdeler. Benim babamın iki amcası Çanakkale Savaşına gitmiş, geri dönmemişler. Onları ara bakalım...
Yer Sarıkamış, Allahuekber dağları. Anadolu’nun “ana kuzuları” büyümüş, vatanlarını Rus istilasından korumak için Anadolu’nun zirvesinde Aslan olmuşlar. Yıl 1914 gün 22 Aralık: Rus ordusu üzerine taarruz başlatılmış. Bu günlerde gök yerle karışmış, soğuk ve tipi. Sayısı bugün dahi kesin bilinmeyen cengaverler beyaz kar yorganı altında kalmışlar. Baharla kardelenler çiçeklerini açarken...