Ramazan ayının gelişiyle birlikte ülkemizin en ücra köşesinin bile tatlı bir telaş ile sarılıp sarmalandığı hepimizin malûmudur. Büyük şehirlerde ise elbette açılan Ramazan sokaklarında sergilenen türlü etkinliklerle bu heyecanın daha da fazla yaşandığı görülür. Özellikle camilerde, her dört rekatı Türk musikisinin farklı makamlarında kılınan ve bu makamların ilahilerle süslendiği; müezzinlerin ise makamlar arasında geçişi salavat eşliğinde yaptığı bir Osmanlı Enderun Mektebi geleneği olarak devam eden Enderun usulü teravih namazları Bolu’da da Ramazan ayına büyük bir huşu katar.
Bu ayda Bolu’da bir de Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin birkaç seneden beri büyük başarıyla uyguladığı “Gönül Sofrası” projesi mevcuttur ki mutlaka zikredilmeye değerdir.
Üniversitemiz her sene Ramazan ayında, “Ramazan’ın bereketini gönül sofrasında paylaşalım” adıyla bir duyuruya çıkar. Ayrıca her bir personelinin mesaj kutusuna da ayrı ayrı giden bu duyuruda, “Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi ailesi, on bir ayın sultanı Ramazan ayının bereketini, iftar vakitlerinde öğrencilerle buluşacağı gönül sofralarında paylaşmaya devam edecek. Rahmet ve mağfiret kapılarının açıldığı; oruç, ibadet ve sabır ayı olan Ramazan ayı boyunca akademik ve idari yönetici ve personel ile öğrencilerimiz, her Ramazan ayında olduğu gibi bu Ramazan’da da, Rektörlüğümüz tarafından düzenlenen Gönül Sofrası’nda bir araya gelecek. Rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Alişarlı, öğrencilerin iftar sofrasına konuk olacak ve öğrencileri gönül soframızda ağırlayacak” denilerek bütün üniversite bu ayın bereketine ortak olmaya davet edilir. Daha sonra katılmak isteyenler, bunun için açılmış olan sistem üzerinden kaydını yaptırarak kaç öğrenciye iftar vermek istediğini yetkililere bildirir. Özellikle başka ülkelerden gelen misafir talebelerin ağırlandığı bu sofralarda bereket bir nev’i ülke dışına da taşmış olur. Bu yüzden duyuruda, “Gönül Sofrası projemize ev sahibi ya da misafir öğrenci olarak katılmanızı dilerim” denilerek tüm öğrencilerle birlikte onlara da özel bir davet yapılır.
Elbette bu güzel geleneğin hakikat alanını da Kur’ân ve sünnet belirler. Nitekim kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de fakirlere yemek yedirmek müminin vasfı olarak anlatılır (Mâide, 89). Bunu yapmayanların veya yapanlara engel olanların ise müşrik veya kâfir huyu üzere oldukları beyan edilir (Kehf, 32-44). Hz. Peygamber ‘imiz (s.a.s) sadece zenginlerin olduğu, fakirlerin bulunmadığı sofralarda hayır olmayacağını belirterek bizi “En şerli yemek, sadece zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağırılmadığı yemektir” (Kütübü Sitte, 3967) diye bizi uyarır. İşte ancak böyle bir sofra Ramazan sofrası olabilir. Dolayısıyla Ramazan sofrasında hikmet ve bereket mevcuttur.
Ne mutlu “Gönül Sofrası”nda bizleri bu hikmet ve bereketle; aslında hikmet ve bereketin gerçek sahibi Cenab-ı Hakk ile kavuşturanlara!
Efendim, gönül sofranız bereketli, Ramazan’ınız mübarek olsun…