Gökyüzünün yerle birleştiği yer anlamına gelen ufuk, insanın düşünce ve kavrama gücü anlamına da gelmektedir. Bu nedenle birincisi gözle gözüken dış ufuk diğeri ve daha önemlisi ise akıl ve gönülle görülen insanın bir iç ufku bulunmaktadır.
Deniz kenarından oturup uzaklara baktığımızda, denizle gökyüzünün birleştiği o çizgiye ufuk denir ki, aslında tam da o nokta aynı zamanda denizle gökyüzünün ayrıştığı noktadır. Bu yönüyle ufuk çizgisi, kapı önündeki bir eşik gibidir. Mekân hiyerarşisinin sıfır noktasında yer alan eşik bir yönüyle içerdeki mahrem alana diğer yönüyle dışardaki yabancılığa açılan ilk adımdır. Önemli olan, yüzün nereye dönük olduğudur.
Hem varlığı (ontolojik) hem de varoluş (egzistansiyel) süreçleri itibariyle insan ve insanın kalbi de kapı önündeki bir eşik yahut gökle yer arasındaki ufuk çizgisi gibidir. İçine üflenen ruh nedeniyle göğe meyilli, toprak olan teni nedeniyle de yeryüzüne heveslidir. Ruhuna doğru doğru yönelirse göğe bakar ve ilhamı gökten gelir. Varlığını bedene indirgeyip tene yönelirse bedenin hazzına dair ilhamlar alır. Malumdur insanın istikameti nereye ise ilhamı oradan gelir.
Dış ufuk, seyredenin konumunu değiştirdiğinde şekil değiştirdiği gibi, insanın iç ufku da içinde bulunduğu mahalle ve mahfile göre değişir. Zira bakılan mekân değiştiğinde bakılan nesne yani ufuk da değişir. Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’nde ele aldığı insanın bilme ufkunun nereye kadar uzandığı konusu bu yönüyle önemlidir. Zira bir yönüyle insan, ancak ufku kadar, ufka açtığı yelken, ufka yolculuğu kadar…
İnsanın dış ufku ile iç ufku asla birbirinden ayrı değildir ve bu ikisi yoğun bir ilişki içerisindedir. İç ufuk yani kavrayış ve idrak genişledikçe insanın dış ufku da genişlemeye ve eşyaya bir başka gözle bakmaya başlar.
Bir müslümanın iç ufku Allah’ı tanımak (marifetullah) ve onun rızasını kazanmaktır. Bu husus, iç ufukta sabite haline geldikçe, dış ufukta her nesne kişinin ilminde bir alem ve alemlerden oluşan bir âlem haline gelmeye başlar. Dış ufukla iç ufuk birleşir ve bütünleşir. Gerçek manada tevhit tahakkuk etmeye başlar. İç ufuk genişler de genişler: Güneş ayet olur, ay ayet olur, gece ve gündüz ayet, yaz ve güz ayet olur… İnsanın bu iç ufkunu geliştiren ve sonsuzluğa açan temel etken ise aldığı ilk emir olan okumak ve ardından gözlem yapmaktır. Davet etmek manasına da gelen okumak, insanın okuduğu şeyleri iç ufkuna davetidir. Bir başka ifadeyle her insan okuduğu ile bir ufuk yolculuğuna çıkar.
Ufka Yolculuk Platformu her sene olduğu gibi bu yıl da insanı kitapla buluşturmak ve iç ufkunu genişletmek için dört kategoride kitap belirleyerek ödüllü bir yarışma yapmaya karar vermiş. İlkokul düzeyinde Maske Düştü, Ortaokul düzeyinde Zamansızlar Mektebi Hak Muhafızları, Lise düzeyinde Yolların Kanunu ve Lise üstü düzeyde yaş farkı olmaksızın İncinsen de İncitme isimli kitapları belirlemişler. Bendenize gönderdikleri İncinsen de İncinme kitabı, bilimsel kriterlere göre hazırlanmış ve günümüz insanın ihtiyaç duyduğu incelikle insanlığı bir gören irfan anlaşışına dair güzel bir içeriğe sahip. Gönül ile Kabe’yi eş gören ve hatta Hakk’ın tecelli mekânı olması itibariyle gönlü Kabe’den üstün görüp “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil” diyen Yunus Emre’nin gönül enginliğine ve diline yeniden kavuşmak için önemli bir gayret. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli ile yaygın hale gelen incitmemek ve incitmemenin kemâl hali olan incinmemek bir üstün medeniyetin insan tasavvuruna dair unutmaya başladığımız hayatî ve başka medeniyetlerden bizi ayıran özgün bir ilkedir.
Modern hayatın bütün dinî millî değerleri dumura uğrattığı ve insanın ufkunu para, araba, ev, kariyer, unvan ve cinselliğe indirgediği ufuk daralması yaşadığımız şu günlerde insanın kadrinin ve kabiliyetinin bu dar ufuklara sığmayacak kadar yüce olduğunu öğretmek için insanla kitabı buluşturma şeklindeki bu gayret, şikâyeti bir kenara bırakıp karanlığa bir mum yakmaktır. Unutmamak gerekir ki sorunlar arttığında sorumluluklar da artar. “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar / Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” diyen Mehmet Akif iman dolu göğüs ufkuna erişmek için İslam’ın ilk emri okumayı artırmak gerek.
Bu vesileyle, tüm Türkiye’yi kuşatan okuma seferberliği nedeniyle Ufka Yolculuk Platformunu gönülden tebrik ediyor ve aydınlık ufuklar diliyorum. Okumak, kendini korumaktır.