Aslında bazen giderken hayattan ve yaşamak vadisinden, güzelce ölebilmekti belki bir sonbahar yaprağı gibi…
Yârinden, yurdundan o son kopuşta en tatlı rengine bürünüp, son tebessümü takınmaktı.
Ve hayran bırakmaktı tüm insanları,
Son ihtişamına…
Altın sarısı,
Alev kırmızısı,
Sonbahar…
Ayrılıkların ayıydı oysa Eylül…Azrail bile mesaisini artırıyordu, zamanında.
Eşya, sûrete bürünmüş meleklerin varlık kazanmasıysa eğer;
Hakkın sıfatlarının tezahürü ise; Her yağmur damlaları düştüğünde avucumuza, bir melek kondu desek, yanlış beyanda bulunmuş olmayız. Her yağmur tanesi, bir meleğin, bir esma ile varlık kazanmasıdır çünkü.
Her ölen yaprak da bir meleğin, son elvedası, son tebessümü bilene, son busesi gönüllere…
Bundandır kainatta her eşyada var olan güzellik, bundandır her yediğimiz yiyeceklerdeki tad… Aslında yiyecekler varlık kazanmış melekler olduğundan, vücuda vazife için taam olarak yerken ‘’ Bismillah’’ çekmek gerekir ki vücuda şifa olsunlar. Onlar, vücudumuzda enerji olup, en son görevlerini tamamlarlar.
Âmâ Ümmi Kemal Efendi, insanların vücudundan akan kan hücrelerinin her birinin, bir melek tarafından taşındığını belirtmektedir. Aslında içimizde melekler dolaşıyor desek yanlış ifade olmaz.
Meleklerin his ve tesirinin en fazla olduğu varlık maddesi zemzemdir. Zemzem, Kâbe-i Muazzama’nın altından çıktığı için ilahi nura gark olmaktadır. Prof. Dr. Necati ÖZTÜRK hoca, otuz beş yıllık Mekke’de Kütüphane müdürlüğü yapan nadide büyüklerimizden biridir. Ve bizzat kendisinden dinledim:
_’’ Zemzem her ne niyetle içilirse şifadır. Bir Fatiha, üç ihlas okuyun ve inanarak safi bir niyetle için. Kilo almak için içerseniz, kilo alırsınız, zayıflamak için içerseniz, zayıflarsınız. Başınız ağrıyorsa, hem için hem ağrıyan yerinize sürün. Bi-iznillah şifadır.’’
Minik nur ışıkları olan melekler, bizim gözlerimiz göremese de vazifelerini eksiksiz yapıyorlar. Görenler görüyor tabi ki.
Üftade Hazretleri, seyr-i sülükunun başında eşyanın zikri açılıyor kendisine…( Yani eşyada var olan meleklerin zikri)
Abdest dökecek, taşlar zikrediyor, bunalıyor tabii, dua ediyor.
Varlık âleminin ilginçlikleri…
Bir melekti burnunuza dokunan,
Veya bir melekti damarlarınızda vuruşlar yapan,
Hatta o tebessümlü kar taneleri, birer şaheser meleklerdi…
Hayat, çepeçevre meleklerleydi oysa,
Sen gonca gülüm, sadece:
Gülümse…
Muhabbetle kalın efendim…
Melek KARADENİZ
Yine yazınız çok güzel olmuş Melek hanım, yureginize,kaleminize sağlık
Çok teşekkür ediyorum sevgili okurum.
Gönlüne sağlık canim
Teşekkürler arkadaşım.
Çoook güzel yüreğinize sağlık ❤️
Teşekkürler sevgili okurum.
Melekler şehrinde ,bir meleğin meleklerle muhabbet ederken , kaleminden dökülen İnci taneleri gibi hissettirdi bana yazınız Melek Hanım. Teşekkür eder yazılarınızın devamını bekleriz.
Çok teşekkür ediyorum sevgili okurum.
Eline emeğine sağlık arkadaşım,başarıların daim olsun..
Çok teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım.