Yat yoklaması: On bir… Issız koridorlar soğuk mu, olabilir? Lakin çok ıssız… Odalarında çocuklar… Üç dört öğrenci Karanlık gece. Hep geçiyor zaman. Hisli mi, acımtırak mı? Bilemem… Sessizlikteki sesi sevenlere mütebessim. Hayat! O da böyle. Mısralar sancısız dökülür mü dedi şair? Bilemem… Lakin insandan geçmeden ve gitmeden lahuta, Varılmıyor! Maddede...
Aslında bazen giderken hayattan ve yaşamak vadisinden, güzelce ölebilmekti belki bir sonbahar yaprağı gibi… Yârinden, yurdundan o son kopuşta en tatlı rengine bürünüp, son tebessümü takınmaktı. Ve hayran bırakmaktı tüm insanları, Son ihtişamına… Altın sarısı, Alev kırmızısı, Sonbahar… Ayrılıkların ayıydı oysa Eylül…Azrail bile mesaisini artırıyordu, zamanında. Eşya, sûrete bürünmüş meleklerin...
Kitap insanı yakar mı? Yakarmış! Yaman Dede’nin kitabını okumaya başladığımda ruhumda bir yangın hissettim. Dört-beş sayfa okuduktan sonra kitabı kapatmam gerekiyor, çünkü bir kıvılcım sıçrıyor kalbime. Sakinleşebilmem için bir süre bekleyip, sonra tekrar devam ediyorum. Nasıl bir yangın ki satırlara harareti sinmiş. Yaman Dede’ye arkadaşları ‘’Yanan dede ‘’ derlermiş. Yaman...