İnsan çok aceleci (tez canlı bir tabiatta) yaratılmıştır (Enbiyâ / 37). Bu tabiatı, hayatının her alanına farklı şekillerde tezahür eder. Yerken, içerken, yürürken, araç kullanırken…hep bir telaş içinde. Aceleden ne yiyip içtiğini anlamaz, yürürken kestirme yolları dener, trafikte iki dakika beklemeye tahammül et(e)mez. Hiç şüphesiz bu, onun imtihanı. Acele eden ecele gider; sabreden kazanır.
İnsanın bu tabiatı, dili kullanımına da yansır. Bir şey isterken sözün tamamını söylemez, ima eder; cevap verirken eksiltip kısaltır. Kolayına kaçma, dil cimriliği bazen iletişim kazalarına yol açar, taraflar için pahalıya mal olur.
Kolay söyleyişi yeğleme sonucu oluşan dil olayları literatürde kısaltma, kırpma, eksiltme gibi terimlerle kavramlaştırılır. Dilde ekonomiklik ilkesi, az çaba yasası olarak yorumlanan bu olaylar Türkçede ses, kelime, cümle gibi farklı dil birimleri düzeyinde karşımıza çıkar. Özellikle söyleyiş ve yazım kolaylığı için özel adların kısaltılması yaygın bir olgu olarak kendini gösterir.
Türk dilinde Latin alfabesinin kullanımından sonra artarak yaygınlık kazanan kısaltmaların yazım ve telaffuzundaki farklılıklar önemli bir dil bilgisi meselesi olmaktadır. Hem ön hem de art damak mahreçli olabilen k sesi ile biten kısaltmaların telaffuzu aşağıdaki örneklerde olduğu gibi önemli sınavlarda sorulur:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ifadenin okunuşuna uygun bir ek getirilmemesinden kaynaklanan yazım yanlışı vardır?
A) Doktora araştırmasını TÜBİTAK’ın bursuyla yürütmüştü.
B) Saat 16.30’da başlayan maç TRT’den naklen yayınlanıyordu.
C) Öğrenciliği zamanında Zonguldak’ın Ereğli ilçesindeki KYK’da kalmıştı.
D) Kulüplerin 5. olağan toplantısı TFF’nin tesislerinde gerçekleştirildi.
E) Bir yaz günü saat 19.00’da TBMM’nin önünde buluşup yola çıkmışlardı. (2019 TYT)
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır.
A)TDK’nın veri tabanı 2010’da kullanıcıların hizmetine sunuldu.
B) Hesaplarına göre geçen kış 100 kg’dan fazla patates tüketmişlerdi.
C) Bu tarlanın m²sinin bu kadar pahalı olduğunu tahmin etmemişti.
D) Türkiye’de bir antik kent daha UNESCO’nun hazırladığı listeye girdi. (YDÖS)
Görüldüğü üzere bu sorularda “KA-YE-KA’da” ve “TE-DE-KA’nın” sesletimleri yanlış kabul edilmiştir. Benimsenen kurala göre bu kısaltmaların doğru sesletimi “KE-YE-KE’de”ve “TE-DE-KE’nin” şeklindedir.
Ergin; kaş, kız, kucak gibi örneklerde görülen art damak k sesinin tek başına söylenirken sonuna bir /a/ vokali (ünlüsü) getirilerek, “ka” şeklinde telaffuz edilmesi gerektiğini belirtir (Ergin 2009: 44).
Lisans öğrencilerine yönelik yaptığımız bir ankette deöğrencilerin, %80 oranında art (kalın) ünlülerle kullanılan k sesini kalın ünlülü telaffuz ettiğini göstermektedir:

Hal böyle iken aşağıdaki kısaltmaları nasıl telaffuz etmeliyiz?
BDDK, BTK, HSK, KDV, KHK, KKTC, KPSS, KVK, KYK, OKS, SGK, SSK, TCK, TDK, TSK, YKS…
Acaba kaçımız “Ke-Pe-Se-Se’ye girdim.”, “Telefonum Ke-Ve-Ke’lidir.” veya “Ke-Ye-Ke yurdunda kalıyorum.” diyoruz?
Bu sorunun cevabını vermek için haber kanallarına, sosyal medya platformlarına şöyle bir göz atmak yeterlidir. Kahir ekseriyetin Ka-Pe-Se-Se, Ka-Ve-Ka, “Ka-Ye-Kadediğini işiteceksiniz.
Peki, bu telaffuz şekilleri yanlış mıdır?
Bilimsel olarak değildir. Zira Türkçede hem ünlü hem de ünsüzlerde ön ve art olmak üzere iki tür sesin varlığı hakikattir.
Sonuç:
1. Dil, alışkanlıklar manzumesidir. Zamanla doğruların yanlış, yanlışların doğru kabul edilmesi dilin tabiatındandır. “Yakın geçmişte… yurdda, Arab devletleri, ilâç ve demir fiatlarına, …tatbikına, Ankaraya şeklindeki doğru kabul edilen yazımların bugün yanlış sayılması; anlam iyileşmesi ve/veya kötüleşmesi gibi çok sayıdaki anlam değişmeleri buna örnektir.
2. Yazım, noktalama ve telaffuz gibi konular, ilmi olmaktan çok tercih(ler)e dayanmaktadır. Kurallar belirlenirken yaygın tercihler göz ardı edilmemelidir. Aksini yapmak akıntıya karşı kürek çekmektir.
3. Tercihe dayalı konuların hayati öneme sahip sınavlarda soru olması, sorunlu bir yaklaşımdır. Zira bugün yanlış kabul edilen tercihin yarın doğru kabul edilmesi veya tersi bir durumun gerçekleşmesi muhtemeldir. Böyle bir vaziyette oluşacak hak kaybı nasıl telafi edilecektir?
Son söz: Galat-ı meşhûr fasîh-i mehcûrdan evlâdır. Kaldı ki sözü edilen telaffuzlarda bir galat da bulunmamaktadır. Prof.Dr. Fevzi KARADEMİR
Kaynakça:
Ergin, M. (2009). Edebiyat ve Eğitim Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri için Türk Dil Bilgisi. İstanbul: Bayrak Yayınları.
https://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=21&ayet=37
https://odsgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2024_02/05135711_yurtdisindagorevlendirilecekogretmenlerinmeslekiyeterliksinavi_a.pdf
https://odsgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2024_02/05135711_yurtdisindagorevlendirilecekogretmenlerinmeslekiyeterliksinavi_a.pdf
https://egazete.cumhuriyet.com.tr/katalog/192/1954/11/11/1
Hoca’m, her zamanki gibi manevi birikiminizi mesleki birikiminizle harmanlayıp toplumun zihninde oluşan soru işaretlerine ve ulusal düzeydeki uygulamalara açıklık getirerek son noktayı koymuşsunuz. Bu gün de ilmizden istifade ettik. Kaleminize sağlık.
Hocammmmm birikimize hayran kaldımm
Teşekkürler sayın hocam, çok faydalı oldu.