1973 yılında Van’ın Muradiye ilçesinde doğdu. İlkokulu Muradiye’de, Ortaokulu Erciş’te, Liseyi Patnos’ta bitirdi. 1994 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 1998 yılına kadar öğretmenlik yaptı. 1998 yılında Dicle Üniversitesinde Türk Dili Okutmanı oldu. Türkiye Türkçesinde Birleşik Cümle adlı yüksek lisans tezini 2002 yılında; Türk Halk Bilmecelerinin Yapı, Dil ve Üslup Özellikleri adlı doktora tezini 2007 yılında aynı üniversite tamamladı. 2007 yılında Gaziantep Üniversitesi Gaziantep Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde Dr. Öğretim Görevlisi oldu. 2008 yılında bu bölümde Yrd. Doç. Dr. unvanını aldı. 2014-2016 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde çalıştı. 2016’dan beri Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümünde görev yapmaktadır. Karademir, evli olup biri kız, ikisi erkek, üç çocuk babasıdır.
İstanbul ve Ankara gibi ülkemizin en büyük metropolleri arasında konumlanmış̧ olan Düzce’miz, hemen her etnisiteden insanı barındırması yönüyle Türkiye’nin özeti gibidir. Kültürel çeşitliliği, yeşilin bin bir tonunu sunan tabiatıyla capcanlı bir manzara arz eden ilimiz, manen de dinamiktir. Bu manevi...
Yıllar önce emekli bir zattan şöyle bir hatıra dinlemiştim: “1940’lı yıllarda ilkokul öğretmenimiz, yazı tahtasının bir tarafına sarıklı, şalvarlı bir Osmanlı erkeği ile çarşaflı bir Osmanlı kadını; diğer tarafına fötr şapkalı, dar giyimli bir Batılı erkek ile açık giyimli bir Batılı kadın resmi çiziyordu....
İnsan çok aceleci (tez canlı bir tabiatta) yaratılmıştır (Enbiyâ / 37). Bu tabiatı, hayatının her alanına farklı şekillerde tezahür eder. Yerken, içerken, yürürken, araç kullanırken…hep bir telaş içinde. Aceleden ne yiyip içtiğini anlamaz, yürürken kestirme yolları dener, trafikte iki dakika beklemeye tahammül et(e)mez. Hiç şüphesiz bu, onun imtihanı....
Bir asırdan fazladır eğitimde iki yakamız bir araya gelmiyor. Masum melekler halinde okula ilk adımlarını atan yavrularımız, büyüdükçe daha karamsar, daha hırçın bir hal alıyor. Eğitim yolculuğu, kemale doğru bir seyir izlemiyor. İlim, hilim ve vakara vasıtalık etmiyor. Topluma ışık...
Yeni neslimiz, başlıca iki nedenle geçmişleri ile bağ kurmada güçlük çekmektedir: 1. Alfabe farklılığı, 2. Dildeki değişim. Araştırmacılarımız, yaklaşık yüz yıldır canla başla çalışarak binlerce kadim eseri günümüz alfabesine kazandırdı. Söz konusu çalışmalar büyük ölçüde kemalini bulmuş durumdadır. Metinlerin anlaşılması...