Kitap Aramanın Dibacesi
Kitap, bir zevk, bir şevk, bir heyecandır. Kitap, insanı yaşatan hayatın ta kendisidir. Okumak istediğiniz bir kitaba ulaşma serüveni ise bambaşka bir heyecandır. Ararken okumak, düşünürken kitap bulma umuduyla kitapçılarda dolaşmak; kitap meraklılarının, kitap dostlarının, yani muhibban-ı kütübün ruhunu doyuran, tarif edilmez bir hayat lezzetidir.
Kitap peşinde koşarsınız; bazen aradığınız kitabı bulursunuz, bazen yıllarca ararsınız. Talihiniz yaver giderse rastlarsınız. Aradığınız kitap, listedeki onlarca başlığın arasında bir yıldız gibi parlıyorsa, o kitabı bulmak için kitapçı kitapçı, şehir şehir gezersiniz. O sahaf senin, bu kitapçı benim; internet sitelerinde taramalar, vitrinlerde umutlu bakışlar… Kitap peşinde geçilen zaman hem bir arayış, hem de derin fikir edinmek yüklü bir takiptir.
Özellikle bir çalışma alanınıza dair eski, nadir veya baskısı tükenmiş bir kitabı aramak; sabır, merak ve ısrarlı takip ister. Kitap aramanın inci mercan yüklü heyecanını bilen bilir. Bilmeyen de zamanla öğrenir; bilenlerin peşinden giderek, onların yolundan yürüyerek…
Bu merakın en vefalı kitap bilgisi sahibi ve muhibban-I kütüplerinden biri de hiç şüphesiz Ali Birinci’dir. Ankara’da onu bilenler, sohbet halkalarına katılmak isteyenler için bir pusula gibidir. Bir keresinde Ankara Adilhan Kitapçılar Çarşısında birlikte yaptığımız bir kitapçı ziyaretinde, raflara göz gezdirirken, Namdar Rahmi’nin orijinal baskı bir kitabını bana uzatıp “Bunu al” deyişi hâlâ zihnimde taptazedir. O günü bir kitap dayanışmasının en nadide hatırası olarak hafızam bana zaman zaman hatırlatır.
Son günlerde peşine düştüğüm bir kitap vardı. Baskısı tükenmiş. Ne yazık ki yeni baskısı yapılmamıştı. Ankara’da Karanfil, Metro ve Kızılay çevresindeki kitapçılarda sormadığım yer kalmadı. İnternet taramalarında da karşılık bulamayınca ümidi neredeyse kesmiştim.
Derken yolum Çukurambar’daki Liman Kitap’a düştü. Kitap, çay, kahve ve sohbeti bir araya getiren bu mekân, sadece bir kitapçı değil; adeta bir kültür limanı. Bir umut ile görevliye kitabı sordum. Kısa bir taramadan sonra “Var” demez mi! O an yaşadığım sevinç tarif edilemez. Hem de sadece 20 TL’ye. Tarifi ve tarifesi yapılamayan bahtiyarlık oldu benim için.
Görevliyi kitabı almaya gönderdiğimde, diğer görevliyle beklediğimiz o birkaç dakika bana saatler gibi uzun geldi. İçimden “Acaba Ali Emiri Efendi gibi davranıp, o boşlukta kitabın başına bir iş gelmesine karşı önlem almalı mıydım?” diye bile iç geçirdim!
Kitapçılarda görevli olanların da bu tür arayışlara tanıklık ederken heyecanlandıklarına inanırım. Nitekim, kitabı getiren görevli, biraz bana, biraz da arkadaşına dönerek, “Bilseydim bu kitabı kendime ayırırdım,” deyiverdi. Bu cümle, kitabı yıllardır bekleyen biri için neredeyse şok ediciydi! Neyse ki kitabı aldım ve hemen güvenceye aldım.
Liman Kitap ziyaretim sadece kitapla sınırlı kalmadı. Orada, Tevfik İleri hakkında anıları olan bir başka kıymetli isimle tanıştım. Böylece, Liman Kitap yolculuğu benim için her açıdan bereketli bir gün oldu.
Kitabın sayfaları arasında gezinirken zamanla arama yaptığım değil, adeta zamanda yolculuğa çıktığım bir hale büründüm. “Kemal Tahir’le Sohbetler” isimli bu eser, yenileşme dönemi Türk edebiyatına yön veren, sahici ve nitelikli gözlemlerle dolu bir hatırat. Onu okumak, geçmişin tefekkür labirentlerinde ilerlemek gibi.
Kitap, sadece kişisel bir hikâyeyi değil; aynı zamanda dönemin ruhunu, emperyal baskıların etkisini ve bir milletin yeniden kendini bulma çabalarını gözler önüne seriyor. Lozan’da galip gelen İngilizlerin, Türk milletinin dili, dini ve kültürünü nasıl hedef aldığını; bu baskıların yüz yıl sonra nasıl bir dirilişe dönüştüğünü gösteriyor. Belki bir asır geçmesi gerekiyordu; belki de bir sürgün, bütün kökleri ve gövdeyi yeniden uyandırmaya yetti.
Bu kitapla birlikte hem tarihî bir şafağa tanıklık ediyor, hem de bir aydının entelektüel serüvenini okuyarak bilgiyi eyleme dönüştürme cehdini iliklerinize kadar yaşar gibi öğreniyorsunuz.
Ehli kitaba, kitaba gönül veren herkese selam ola…
Temmuz 2025, Hacı Bayram / Ankara
Memiş OKUYUCU
Şehir ve Kültür: 133