Kardeş Filin halkının bundan 77 yıl önce yaşadıkları, hem de 7 Ekim 2023 gününden itibaren yaşadıkları ve yaşamaya devam ettikleri büyük felaketin acısı yüreklerimizi sızlatmaya devam ediyor.. Gazze şehitlerine Allah’tan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum. Rabbim yardımcıları olsun diyorum.
“Nekbe” veya “Nakba” genelde Filistinliler tarafından büyük felaket, büyük yıkım, büyük kıyım olarak adlandırılmaktadır. Özel olarak “Nekbe” ise, Filistin halkının 14 Mayıs 1948 günü İsrail Devleti’nin bağımsızlık ilanına kaşı çıkmasıyla yaşanan çatışmalarda Siyonist Yahudilerce 15 bin Filistinlinin öldürülmesi, 675 Filistin köy ve kasabasının haritadan silinmesi ve 800 bin Filistinlinin topraklarının dışına sürülmesiyle yaşanan büyük insanlık dramının adıdır.
Bilindiği üzere 1.Dünya savaşı içinde Osmanlının Filistin cephesinde yenik düşmesiyle birlikte 9 Aralık 2017’de Filistin’in yönetimi Milletler Topluluğu tarafından İngiliz mandasına bırakılmıştır.
İngiltere Manda yönetiminin 1947’de Filistin üzerindeki tüm yetkilerini Birleşmiş Milletlere devretmesi üzerine Birleşmiş Milletler; 29 Kasım 1947 günü Filistin toprakları üzerinde biri Yahudi, diğeri Filistin Arap devleti olmak üzere iki farklı devletin kurulmasına; Filistin topraklarının %56,47’sinin Siyonist İsrail’e, %43,53’ünün de Arap Filistin devletine bırakılmasına karar vermiştir.
Birleşmiş Milletler topluluğunun aldı karar; Filistin Temsilciler Heyeti tarafında reddedilmesine rağmen İsrailli temsilciler tarafından karar kabul edilmiş, işgalci devletin kurucusu ve ilk başbakanı David Ben Gurion tarafından 14 Mayıs 1948, Saat: 16.00 da İsrail’in Bağımsızlık Bildirgesi dünya kamuoyuna ilan edilmiştir.
Siyonist devletin ilanının ardından İsrail’in devlet oluşuna karşı çıkan Mısır, Suriye, Lübnan ve Ürdün orduları ile işgalciler arasında 15 Mayıs 1948 günü çıkan kanlı çatışmalarda 15 bin Filistinli öldürülmüş, 675 Filistin köyü ve kasabası haritadan silinmiş, 800 bin Filistinli topraklarının dışına sürülmüştür. 15 Mayıs 1948 günü yaşanan bu büyük felaket (Nekbe) ve insanlık dramı; Filistin halkı tarafından unutulmamış, unutturulmamış 77 yıldan beri Filistin halkının hafızalarında yerini korumuştur.
Nekbe; 1880’li yılların ortalarından itibaren adım adım başlatılan, 14 Mayıs 1948 de Siyonist İsrail devletinin kuruluş ilanı ile 15 Mayıs 1948 de büyük toprak kayıplarının, zulüm ve işkencelerin yapılmasıyla yaşatılan geçici geçici bir felaketin adı değil, aynı zamanda kadim bir milletin planlı bir şekilde emperyalist güçlerin desteği ile topraklarından sürülmelerinin ve haritadan silinmelerinin hazin öyküsüdür.
Filistin halkı için kayıp günü bunlardan da ibaret değildir. 5 Haziran 1967’ de başlayan ve 6 gün süren İsrail-Arap savaşında; İsrail karşısında yenik düşerek, Batı Şeria’nın Gazze şeridinin, Doğu Kudüs’ün, Sina Yarımadasının ve Ürdün vadisinin kaybedildiği günde kayıp günüdür.
6 Ekim -26 Ekim 1973 tarihleri arasında Filistinliler ile İsrail arasında yapılan Yom Kippur savaşının ABD ve Batılı güçlerin İsrail’e sağladıkları destek sayesinde kaybedildiği gün de kayıp günüdür. 30 Mart 1976 günü Gazze’lilere ait Celile Bölgesinde ki binlerce dönüm arazinin işgalci İsrail tarafından el konulduğu gün de kayıp günüdür.
2000 yılından 2005 yılına kadar süren 2. İntifada da 3000 Filistinlinin öldürüldüğü, 5000’den fazla Filistinlinin yaralandığı, 27 Aralık 2008 günü başlayıp 18 Ocak 2009 gününe kadar süren İşgal güçlerinin saldırılarıyla 1133 Filistinlinin öldürüldüğü, 4000’den fazla Filistinlinin yaralandığı gün de kayıp günüdür.
31 Mayıs 2010 tarihinde Siyonist devlet tarafından abluka altına alınan hem yardımların hem de ticari malların ve insanların giriş çıkışı engellenen bir Açıkhava hapishanesi konumundaki Gazze’ye insani amaçlı yiyecek, giyecek ve sağlık malzemelerinden oluşan yardım götüren Mavi Marmara Filosuna Siyonist saldırının yapıldığı 10 aktivistin şehit edildiği ve 56 aktivistin yaralandığı; olayın hesabı sorulmadan İsrail’in ödediği 20 Milyon dolar karşılığında şehitlerin kanının parayla yerde bırakıldığı günde bütün inananlar için kayıp gündür. 8 Temmuz 2014- 26 Temmuz 2014 günlerinde 378 Filistinlinin katledildiği, 3000’e yakın Filistinlinin yaralandığı gün de kayıp günüdür.
6 Aralık 2017 günü ABD Başkanı Trump tarafından BM’nin 1980/ 478 Sayılı kararına rağmen Kudüs’ün İsrail’le Başkent ilan edildiği, 14 Mayıs 2018 günü ABD B. Elçiliğinin Kudüs’e taşındığı gün insanlık için bir “Nekbe” olduğu gibi 15 Mayıs 1948 de Filistin topraklarından çıkarılan ve bir daha dönmelerine izin verilmeyen 6 Milyon Filistinli için her gün “Nekbe” dir.
7 Ekim 2023 günü başlayıp 585 günden beri İşgalci İsrail’in Gazze şeridinde Filistin halkına karşı hedef gözetmeksizin gerçekleştirdiği bombalı saldırılarda 18 binden fazlası çocuk, 12 binden fazlası kadın olmak üzere 52760 tan fazlasının şehit edilmesi 119 264’ü yaralanması 2 Milyondan fazla Gazze ’linin yerlerinden edilmesi, Hamas’lı askerlerin sığındıkları bahane edilerek, camilerin, hastanelerin, üniversitelerin, okulların, meskenlerin, ekmek fırınlarının, su kaynaklarının, elektrik santrallerinin enkaza çevrilmesi, mülteci çadırlarının yakılarak , yiyecek, içecek, ilaç gibi insani ihtiyaçların girişi yasaklanarak; Gazze halkının aç açık bırakılarak topyekun ölüme terk edildiği, insanlık aleminin ve İslam ümmetinin el uzatmadığı; soykırımın ve vahşetin sürdürüldüğü her gün Nekbe günüdür.
Amacı Özgür Kudüs’ü ve özgür Filistin’i inşa etmek olan BM’de temsil edilen 57 İslam ülkesi tarafından kurulan ve BM’den sonra insan kaynakları, coğrafi alan ve ekonomik anlamda dünyanın en güçlü 2. Teşkilatı olan İslam İş birliği Teşkilatına (İİT) mensup 57 İslam ülkesinin Siyonist İsrail karşısında suskunluğun tercih edildiği ve Gazze halkının yalnızlığa terk edildiği her gün İslam ve insanlık adına Nekbe günüdür.
İslam ülkeleri liderlerinin İslam kardeşliğini hiçe sayıp umursamaz tavırlarıdır ki, Birleşmiş Milletler (UAD) Uluslararası Adalet Divanının soykırımı durdurma yönünde ki tedbir (UCM) Uluslararası Ceza Mahkemesinin Siyonist İsrail’in savaş kabinesi hakkında ki yakalama kararlarına rağmen; 7 Ekim 2023’ten beri İşgalci yönetim; havadan, karadan ve denizden yaptığı soykırıma varan insanlık dışı bombalı saldırılarla daha anne karnındaki ceninlerden kuvözdeki prematüre bebeklere, henüz hayatın ne olduğunu anlamayan küçücük çocuklardan kadınlara, eli silah tutmayan yaşlılara kadar öldürme, yaralama ve yerlerinden etme cüretini gösterebilmektedir.
Gelinen nokta da Gazze’de Gazze halkı sadece Siyonist İsrail tarafından atılan bombalarla değil, uluslararası kurum ve kuruluşların sonuç getirmez tavırları, İslam coğrafyası liderlerinin nemelazımcı davranışları yüzünden temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin Gazze şeridine girişinin engellemesi, açlığın susuzluğun, ilaçsızlığın bir salah olarak kullanılması ile de 2,5 Milyon Gazze halkı ölüme terk edilmektedir. Temel gıda ve ihtiyaç maddelerine, ilaca erişememe yüzünden açlıktan, ilaçsızlıktan ölen bebeklerin, hastaların ölümlerinden İsrail kadar onlara yardım etmekten imtina edenler olacaktır.
Ne yazık ki, Batılı ülke liderleri ile birlikte İslam ülkelerinin liderleri de Gazze’de soykırımı, vahşeti ve olup bitenleri kanıksadı. Kendi iç dünyalarında hortlattıkları sorunlar Gazze’de yaşananları unutturdu. ABD Başkanı Trump’ın 6 Aralık 2017 de Kudüs’ü İsrail’e başkent yapma kararı karşısında kınama kararından öte geçemeyen İslam ülkeleri liderleri, Gazze-İsrail savaşını bitirme vaadiyle iş başına gelen ABD Başkanı Trump’ın savaşı bitirme yerine tüyleri ürpertircesine; Gazze halkını vatanlarından çıkarıp, başka ülke topraklarına gönderme, 100 yılı aşkın bir süreden beri acı, gözyaşı ve kan fışkıran kadim bir milletin topraklarına çökme ve Gazze şeridini mesirelik alana çevirme; uluslararası hukukun kökünü kazıyacak, barış umutlarını söndürecek, Filistin’in demografik yapısını değiştirecek, yeni bir soykırımın ve yeni bir insani felaketin fitilini ateşleyecek insanlık dışı plan karşısında dahi izzetli bir duruş yerine zilletli suskunluğu etmeleri Müslümanların; “Müminler ancak kardeştir.” Ayetine, Birbirlerinin dertleriyle dertlenmeyenler benden değildir.” Mü’min mü’minin kardeşidir, Ona zulmetmez,Onu düşmana teslim etmez” Hadisi şeriflerine kulak asmaları; insanlık ve Müslümanlığımızın dibe vurduğunun göstergesidir.
Filistin’e, Kudüs’e Gazze’ye sahip çıkmak coğrafi bir meseleden çok hem insani hem de imani bir mesele olarak karşımızda dururken, Gazze konusunda çok ciddi bir yol ayrımına gelinmişken hala ayak sürünmesi; Gazze’nin Siyonist İsrail ve işbirlikçilerin insafına terk edilmesi, Trump’ın: Gazze ABD’nin olacak, ancak Gazze’de Gazzeliler olmayacak” hezeyanına rağmen hala Trump’ın dost ve ABD’nin müttefik olarak görülmesi; Körfez ülkelerinin liderleri tarafından ayakta alkışlanması ne hazin bir durumdur. Çözüm bulunmaz, Gazze’nin tamamı Siyonist işgali altında kalırsa İslam coğrafyasında hiçbir ülke bağımsız kalamaz. İşte o zaman İslam ülkeleri de İslam ümmeti de topyekun “Nekbe”ye maruz kalmaktan kendilerini kurtaramazlar.
Tekraren Alman Pastor Nie Moeller’in şu sözünü bütün insanlığa hatırlatmak istiyorum: Nazi Almanya’sında Adolf Hitler; (1933) “Önce Yahudiler için geldiklerinde sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim. Sonra komünistler için geldiklerinde, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra sendikacılar için geldiklerinde sendikacı olmadığım için yine sesimi çıkarmadım Sonra benim için geldiklerinde ses çıkaracak kimse kalmamıştı.”
Evet Gazze için, Irak için, Libya için, Lübnan için, Suriye için ses çıkarmayanlar veya zalime karşı mazlumun yanında yer almayanlar; sıra kendilerine geldiğinde kendilerine sahip çıkacak hiçbir ülke kalmayacağı gibi kendilerinin de başkalarından destek isteyecek yüzleri olmayacaktır.
Sonuç; Gazze yıkılırsa Siyonist İsrail’in bombaları ile değil, Müslümanların sorumsuzluğu yüzünden yıkılacaktır. Ya İslam kardeşliğini yeniden ihya edip birbirimize sahip çıkacağız, ya da düşmanlarımızın güdümüne girerek, kendi kıyametimizi kendimiz koparacağız!
15 Mayıs 2025
Mustafa Kır