Bu akşam ilk teravih namazımızı kılmış ve yine bu gece sahurla birlikte oruca niyetlenip ilki rahmet, ortası mağfiret sonu da günahlardan bağışlanma ayı olan Ramazan ayına girmiş olacağız. Bizleri Ramazan ayına sağlık ve afiyetle kavuşturan Rabbimize hamd ediyorum. Ramazan ayına kavuşamayan, hassaten 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.
Ramazan ayı; bir ibadet ayı olduğu kadar, insana kuvvetli sorumluluk bilinci kazandıran, insanın yaratıcısına, şahsına, ailesine, çevresine yaşadığı topluma karşı görev ve sorumluluklarını hatırlatan bir empati, fırsatları değerlendirme, yenilenme, manevi kirlerden arınma, günahlardan kurtulma ayıdır.
Oruç sabrın yarısıdır.
Sabır sözlükte; engellemek, hapsetmek; güçlü ve dirençli olmak, olacak ya da gelecek bir şeye telaş göstermeden beklemek demektir. Dini bir terim olarak sabır ise; Allah’ın rızasını kazanmak için, başa gelen sıkıntı ve belâlar karşısında mukavemet etmek ve tahammül göstermek demektir.
Dolaysıyla; Ramazan ayında tutulan oruç; açlık ve susuzluğa, nefsi tahrik eden şehevi duyguların azgınlığına, geceleri aşırı uyuma meyline, yeme ve içme arzularına karşı direnme, uygunsuz söz, fiil ve davranışlardan, kaçınma, kötü hasletlerden uzak durma gibi zorluklar karşısında insana dayanma gücü kazandıran uygulamalı bir eğitimdir.
Selman-ı Farisi (r.a) Peygamber (s.a.v)’in ramazan yaklaşırken bir hutbede şöyle buyurduğunu zikretmiştir: “Ey İnsanlar! Büyük ve mübarek bir ay yaklaştı ve gölgesi başımızın üstüne düştü. Bu ay, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bulunan bir aydır. Allah bu mübarek ayın gündüzlerinde oruç tutmayı farz, gecelerini ibadetle ihya etmeyi, bahusus teravih namazı kılmayı sizlere meşru kıldı. Bu ayda nafile bir ibadeti eda eden kişi başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farz işleyen başka aylarda yetmiş farz işlemiş gibidir. Bu ay Allah için açlık ve susuzluk zahmetine ibadet meşakkatine karşı sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı bereketlenir. Bu ayda her kim oruçluya iftar verirse günahları bağışlanır ve cehennemden kurtulmasına vesile olur. Üstelik oruçlunun sevabı hiç eksilmeden onun kadar sevap alır.”
Ramazan ayında Müminlere verilen beş ayrıcalık.
Cabir b. Abdullah, Peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ümmetime Ramazan ayında beş şey verilmiştir ki bunlar benden önceki hiçbir Peygambere verilmemiştir. Bunlar:
1-Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah ümmetime rahmet nazarıyla bakar. Allah her kime rahmet nazarıyla bakarsa Ona ebedi olarak azap etmez.
2-Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
3-Melekler her gün ve her gece onlara istiğfar ederler, Allah’tan bağışlanmalarını dilerler.
4-Allah Cennetine emredip; kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı der.
5-Ramazan’ın en son gününde oruçlular af ve mağfiret olunur. Buyurulur.
“Oruç insanı kötülüklerden koruyucu bir kalkandır.”
Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları af olunur.” Şüphesiz ramazan ayı orucuyla, sahuruyla, teravihi, mukabelesi, duası, tövbesi, zekâtı, fitresi, fidyesi, sadakası ile maddî, manevî ve sosyal açıdan bir hareketlenme ve bereketlenme ayıdır.
Oruç; imsak vaktinden iftar vaktine kadar yemeyi, içmeyi ve şehevi arzuları terk etmek anlamına gelmektedir. Oruçlu olmamız aynı zamanda elimize, dilimize, belimize sahip olmamızı, yalanı, gıybeti, fitneyi, iftirayı, insanların arasını açarak ayrıştırmayı, kötü sözü ve Allah’ın rızasına uymayan kötü işleri de terk etmek ve tüm azalarımızı kötülüklerden uzak olmamızı gerektirir.
Peygamberimiz: “Oruç insanı kötülüklerden koruyucu bir kalkandır.”, buyururken, Ayette de “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki günahlardan korunursunuz. (Bakara: 183) Buyrulur. Ayette geçen “takva” kelimesi Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınma, iyiliğe ve hayra yönelme, kötülük ve günahlardan vaz geçerek Yüce Allah’ın rızasını kazanma anlamında kullanılmıştır.
Peygamberimiz (s.a.v) de hadisi şeriflerde : “Bir kimse oruçlu iken kötü sözü, kötü ameli terk etmezse onun yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur. “Kim inanarak ve sevabını yalnızca Allah tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” Buyurmuşlardır. Çünkü ibadetlerin makbul olması için iki şarttan birincisi iman, İkincisi ihlas ve samimiyettir.
Ramazan ayı empati ayıdır.
Şüphesiz orucun dini, sosyal, sağlık, ekonomik ve pedagojik ve psikolojik açılardan pek çok faydalarını saymak mümkündür. Oruç empatiyi, sabrı ve nefse hâkim olmayı öğreten en büyük öğretmendir. Zira insanı kötülüğe yönlendiren nefis (nefsi emmare) açlıkla yani oruçla sükûnet bulur. Nefsin harama karşı şehveti oruçla kırılır. Onun için; “Nefis acıkınca bütün azalar doyar. Nefis doyunca bütün azalar acıkır.” Denilmiştir. Oruç fakirlerin, yoksulların halini yaşayarak anlamayı, açlığın acısını tadınca onlara karşı şefkatli ve merhametli olmayı öğretir.
Öyleyse oruç ayını göstereceğimiz sabır, edeceğimiz şükür, yapacağımız dua ve tövbe, vereceğimiz sadaka, fitre, fidye, zekât ve iyiliklerle süslemeliyiz. Sosyal iletişim ağlarında birbirimizi incitici, kırıcı ötekileştirişi, ayrıştırıcı paylaşımlardan uzak durarak kalp kırmaktan, kul hakkına tecavüz etmekten kaçınmalıyız.
Dinde namazın yeri, vücuttaki baş gibidir.
Bilindiği üzere Ramazan orucu farz, teravih namazı sünnettir. Teravih namazlarımızı yatsı namazıyla birlikte camilerimizde cemaat halinde kılınmak elbette güzel ve tek başına kılınan namaz ile cemaat halinde kılınan namaz arasında sevap bakımından derece farkı vardır. .Ancak imkanı olanların hane halkı ile birlikte vakit ve teravih namazlarını evlerinde kılmak suretiyle evlerini mescide çevirmeleri de dinimize uygun bir davranıştır.. . C. Hak: “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin önceden kendiniz için ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür. (Bakara:110), Buyurur.
Peygamberimizde “Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız, evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz.”, “Namaz dinin direğidir.”” Namaz kılmayanın dini sağlam değildir.”, “Dinde namazın yeri, vücuttaki baş gibidir.” ,”Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı? Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.”, “Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir.” Buyurur.
Özellikle 6 Şubat 2023 günü Kahramanmaraş merkezinde meydana gelen 11 ilimizi doğrudan etkileyen 50 binden fazla insanımızın ölümüne 10 binlercesinin yaralanmasına, evlerinin, işyerlerinin yıkılmasına sebep olan anaları babaları evlatsız, evlatları anasız babasız, çocukları yetim öksüz bırakan depremin verdiği ağır hasar hasarla Ramazan ayına giriyoruz. Deprem sebebiyle akşam zengin olarak yatanlar sabah ya uyanamadılar, ya da hiçbir şeysiz canlarını kurtarabildiler. Bir dakikada zenginle fakir eşitlendi. Depremden sağ çıkanlar evini 0cağını memleketini terk etmek zorunda kaldı. Başkalarına yardım edenler yardım alma konumuna geldi. Allah depremzede kardeşlerimizi depremin verdiği ağır şartlar ile imtihana tabi tuttuğu gibi bizi de depremzede kardeşlerimiz ile imtihana tabi tutmuştur.
Ekonomik ve sosyal açıdan geçtiğimiz şu zor süreçte hali vakti yerinde olanlarımız evini barkını, işlerini kaybeden depremzede kardeşlerimizin açlarını, açıklarını, yetimlerini, öğrencilerini gözetmek hepimizin görevi ve sorumluluğudur. Elbette depremin başladığı günden itibaren başta sivil toplum kuruluşlarımız olmak üzere devletiyle milletiyle depremin oluşturduğu yaraları sarma yönünde olağanüstü bir gayret göstermiştir. Ama hasar büyük, şartlar ağır. Yaralar sarılana, ihtiyaçlar tamamlanana kadar yardıma devam etmek dini ve İslami ve insani görevimizdir. Hadisi şerifte sadaka belayı def eder. Zekât; “İslam’ın köprüsüdür.” Buyurulur. Ayette de Onların zenginlerin mallarında, (fakir ve çaresiz kimselerin de bilinen ve belirlenen) bir hakkı vardır. Buyurulmaktadır. ( Mearic; 4)
İhtiyaç sahipleri ile ilgili sorumluluklarımızı gücümüz nispetinde yerine getirmemiz sadakalarımızı bollaştırmamız, zekâtımızı, fidyemizi Ramazan ayına mahsus olan fitremizi vermemiz kâmil Müslüman oluşumuzun gereğidir.
C. Hak; idrakiyle müşerref olduğumuz Ramazan ayını, tüm Müslümanlar ve insanlık âlemi için hayırlı kılsın. Korktuklarımızdan emin umduklarımıza nail eylesin. C. Hak Bizi Ramazan ayına eriştirdiği gibi tüm sevdiklerimiz ile birlikte bayramına ve nice ramazanlara birlikte eriştirsin. İnşallah. 22.3.2023
MUSTAFA KIR