Yıllar önce ziyaret ettiğim bir kurumda amir konumundaki müdürün (üst yönetici) biri hariç, astlarıyla görüşmediğini, hatta makamına dahi kabul etmediğini öğrendiğimde hayretle sordum: “Toplantı da mı yapılmıyor?” Cevap, “Evet, toplantı da yapılmıyor.” oldu. “Ya işler…” dediğimde “Yanında bulunan arkadaş üzerinden ve yazılı talimatlarla.” karşılığını aldım. Benzer vakalar görüldü mü? Görüldü....
İçinde bulunduğumuz çağda Müslümanların kimlik ve kişiliklerini aşındıran konuların başında edep ve haya eksikliği gelmektedir. Geçmişte edep; aile içi ilişkilerden- sosyal hayata, hoca-talebe, mürit-mürşit ilişkilerinden, esnaf-müşteri ilişkilerine, işçi-işveren münasebetlerinden yönetici-yönetilen münasebetlerine; hayatımızın her evresine damgasını vuran bir değer iken, şimdi yaşantımızda eksikliği pek fazla hissedilmeyen; bir ayrıntı gibi görünmektedir Kadınından...
Tarihin her döneminde bilgi, insanı yüceltici bir güce sahip olduğu kadar, onu alçaltıcı bir iktidar aracına dönüştürebilecek potansiyele de sahip olmuştur. Gazâlî’nin dediği gibi: “İlim, sahibine edep kazandırmıyorsa, o bilgi değil, yük olur.” Çünkü bilgi, kalbi terbiye ettiğinde hikmete, yani irfana yükselir; nefsin hizmetine girdiğinde ise bir gösteriye, bir iktidar...
Zamana bağlı olarak öncelikler sıralaması ve merdiveni ve basamaklar değişiyor. Yoksulluk ve adaletsizlik toplumsal isyanlarda veya başkaldırılarda başı çekmektedir. Lakin isyan nedenleri bazen daha spesifik dairede olabilmektedir. Son dönemde Fas’ta isyanın başını bir kez daha gençler çekmiştir. GenZ 212 topluluğu olarak anılan grup, isyan hareketini tetiklemiştir. Z kuşağı faaliyet ve...
Kur’an-ı Kerim’in en çok tekrarlanan iki sıfatı “Rahmân” ve “Rahîm”dir. Rabbimizin bu isimleri, merhametin ilahî kaynağını hatırlatır bize. “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” (A’râf, 156) ayeti, merhametin sadece bir duygu değil, varoluşun özü olduğunu bildirir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”(Buhârî, Tevhîd, 2) buyurarak insanın insan olabilmesinin temel ölçüsünü ortaya koymuştur. Merhamet, yalnızca acımak...
İlkokuldan beri öğretilen bir genellemeye göre bilim insanlığın ortak malıdır. Önermeyi böyle kuranların kastı, üretim yetkisi yasal olarak devredilmiş olmayan, anonim hale gelmiş teknoloji ve bilim açıklamaları olmalıdır. Yeryüzünde hiçbir millet, şirket, fabrika vs, tekerleğin üretim hakkı bizdedir dolayısıyla bizden başka millet, şirket, fabrika tekerlek üretemez demiyor, diyemiyor. Her ülke...
Eğitim sistemimizde sürelerindeki değişimleri kısaca özetleyeyim: 1997 yılı öncesinde ülkemizde ilkokul mecburi (zorunlu) 5 yıl, ortaokul ve lise eğitimleri ise isteğe bağlı üçer yıl idi. “28 Şubat Post modern darbesi” ile eğitimle ilgisi olmayanlar tarafından ilk okul ve ortaokul birleştirilerek 8 yıl “kesintisiz zorunlu eğitim” uygulaması dayatıldı. Siyasi irade de...
“Bir şey yap, güzel olsun. Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin.” Mevlâna’nın “Yürü, iyilik et, zaman iyiliği bilir; o, iyilerin iyiliğini unutmaz. Herkes göçüp gider, bu dünyada malı kalır. Senin de malın kalacak, mal yerine iyiliğin kalması daha iyidir.” diyerek tavsiye ettiği iyilik, “Herhangi...
Türkiye’nin eğitim sistemi, yıllardır süregelen ve bir türlü sonuca bağlanamayan bir tartışmanın merkezinde yer alıyor. Her yeni öğretim yılı, yeni reform paketleri, değişen sınav sistemleri ve artan fiziki yatırımlarla başlasa da, günün sonunda yapılan muhasebe genellikle bir hayal kırıklığı tablosu çiziyor. Mesele, sadece okulların fiziki şartları veya teknolojik donanımı değil;...
Hanbeli ulemasından Ebubekir Ahmet Munammed Hallal‘in kaleme almış olduğu ticaret, imalat ve çalışmaya dair bir risalede insanlar sahte tevekkülden sakındırılıyor ve çalışmaya teşvik ediliyor. Tevekkül başka zorlama ile tevakül daha başkadır. Görevini yaptıktan sonra Allah’a dayanmaya tevekkül diyoruz. Görevini boşlayıp da Allah’a dayandığını söylemeye de tevakül diyoruz. Bir nevi yalancı tevekkül!...
Günün tarihi 9 Ekim 2025’ti, sonbaharın içe kapanan, ama kalpleri muhabbetle ısıtan bir perşembe günü oldu bizim için. Sabah erken saatlerde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nin taş duvarlarının arasından başlayan bir yolculuktu bu. Yol arkadaşları Memiş Okuyucu, Murat Aktepe ve Dursun Yararsoy. Hedefleri ise Kırşehir’in kadim ilim ocağı Ahi Evran Üniversitesi...